Çalışma Saatleri: 08:00 - 19:00
Medeni Kanun’un 240. maddesine göre; ‘‘Sağ kalan eş, eski yaşantısını devam ettirebilmesi için, ölen eşine ait olup birlikte yaşadıkları konut üzerinde kendisine katılma alacağına mahsup edilmek, yetmez ise bedel eklemek suretiyle intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebilir; mal rejimi sözleşmesiyle kabul edilen başka düzenlemeler saklıdır (f.1). Sağ kalan eş, aynı koşullar altında ev eşyası üzerinde kendisine mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir (f.2). Haklı sebeplerin varlığı halinde, sağ kalan eşin veya ölen eşin yasal mirasçılarının istemiyle intifa veya oturma hakkı yerine, konut üzerinde mülkiyet hakkı tanınabilir (f.3). Sağ kalan eş, miras bırakanın bir meslek veya sanat icra ettiği ve altsoyundan birinin aynı meslek veya sanatı icra etmesi için gerekli olan bölümlerde bu hakları kullanamaz. Tarımsal taşınmazlara ilişkin miras hukuku hükümleri saklıdır (f.4)’’.
Medeni kanunun bu hükmünün uygulanabilmesinin ön şartı eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin mevcut olması ve bu rejimin – aksi mal rejimi sözleşmesi ile kararlaştırılmamışsa- eşlerden birinin ölümü ile sona ermesidir.
Medeni Kanun m.240’ın uygulanabilmesi için hayatta olan eşin, hükmün öngördüğü kapsamda bir talepte bulunması gerekir. TMK m.240/I’de düzenlenen bu talep hakkı hayatta olan eşe ait olup, ölen eşin mirasçılarına karşı, eşin ölümünden, tasfiyenin sona erme anına veya tasfiye sona ermese bile talebin ilişkili olduğu eşyanın miras şirketi tarafından elden çıkarıldığı ana kadar ileri sürülebilir.
Şartları:
Hayatta olan eşin talebinin konusu, aile konutunda kural olarak şahısla kaim irtifak hakkı niteliğindeki intifa ve oturma hakkının tanınmasından ibarettir. Buna karşılık ev eşyalarında ise talebin konusu her zaman için eşyalar üzerindeki mülkiyet hakkıdır.
TMK m.240/III’e göre, ‘‘Haklı sebeplerin varlığı halinde, sağ kalan eşin veya ölen eşin yasal mirasçılarının istemiyle intifa veya oturma hakkı yerine, konut üzerinde mülkiyet hakkı tanınabilir’’. Haklı sebebe örnek olarak talepte bulunan eşin yaşı, mirasçılarla olan kişisel ilişkiler örnek verilebilir.
TMK m.240’taki talep hakkının kullanılması bakımından III. fıkra bir sınırlama getirmektedir: ‘‘Sağ kalan eş, miras bırakanın bir meslek veya sanat icra ettiği ve altsoyundan birinin aynı meslek veya sanatı icra etmesi için gerekli olan bölümlerde bu hakları kullanamaz. Tarımsal taşınmazlara ilişkin miras hukuku hükümleri saklıdır’’.
Talep, diğer eşin ölümünden, katılma alacağına ilişkin borcun ifasına kadar olan zaman aralığı içerisinde ileri sürülebilir; ancak bu zaman aralığında birlikte yaşanılan konut veya ev eşyasının elden çıkması veya çıkarılması ya da yok olması durumunda artık ileri sürülemez.
Samsun ve ilçelerinde etkili avukatlık hizmeti sunulmaktadır. 1995 Samsun doğumlu avukatımız, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup 2018 yılından bu yana İstanbul ve Samsun’da edindiği tecrübeyle Samsun’da ve ilçelerinde avukatlık ve arabuluculuk faaliyetlerini sürdürmektedir. Başta Aile, Gayrimenkul ve Miras Hukuku olmak üzere tüm alanlarda müvekkillerine çözüm odaklı hizmet vermekte; İngilizce bilgisiyle uluslararası süreçlerde de destek sağlamaktadır.
Hukukta Netlik, Süreçte Güven
Her Davada Strateji, Her Adımda Şeffaflık
Haklarınız İçin Kararlı ve Etkin Savunma