Çalışma Saatleri: 08:00 - 19:00
Bağışlama sözleşmesi, bağışlayanın sağlararası sonuç doğurmak üzere, malvarlığından bağışlanana karşılıksız olarak bir kazandırma yapmayı üstlendiği sağlararası hukuki işlemlerdendir.
Bazı sözleşmelerde taraflardan birinin edimi öteki tarafa göre daha düşük olsa da böyle bir durumda tam bir bağışlama değil, bağışlama öğesini içeren karma bir bağış sözleşmesi vardır.
Bağışlamada kazandırma unsuru bağışlananın mal varlığında bir artış sağlamak veya borçlarını azaltmak amacıyla, mal varlığından belirli değerleri ona vermeyi üstlenmesi yoluyla gerçekleşir.
Bağış sayılmayan haller:
Bağışlayan için: Fiil ehliyetine sahip olan herkes bağışlama yapabilir. Fiil ehliyetinden kasıt tam ehliyetliliktir. Tam ehliyetsizlerin bağışlamaları gerek kendileri gerek onlar adına yasal temsilcileri aracılığıyla yapıldığında geçersizdir(kesin hükümsüz). Kendisine yasal danışman atanan bir kişi danışmanın rızasıyla ancak bağış yapabilir. Tam ehliyetli bir kişi bağışlamayı izleyen 1 yıl içinde başlatılmış bir yargılama sonucunda bağışlayanın, savurganlığı yüzünden kısıtlanmasına karar verilirse, o bağışlama mahkemece iptal edilebilir. Yani sözleşmeyi yaptığı sırada tam ehliyetli olan bir kişinin bu işlemden sonraki 1 yıl içinde savurganlık nedeni ile kısıtlanması işlemi iptal edilebilir hale getirir.
Bağışlanan için: Fiil ehliyeti bulunmayan kişi ayırt etme gücüne sahipse (küçükler ve kısıtlılar), bağışlamayı kabul edebilir. Ancak, bağışlananın yasal temsilcisi bu kişinin bağışlamayı kabulünü yasaklar veya bağışlanılan şeyin geri verilmesini emrederse, bağışlama geçmişe etkili olarak ortadan kalkar. Yasal temsilci kanunun tanıdığı bu hakkı kötüye kullanmamalıdır.
Bağışlama, tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla kurulur. Bir kimse başkasına bağışlamayı önerdiği bir malı, başka mallarından fiilen ayırmış olsa bile, bağışlamanın kabulüne kadar, bağışlama önerisini geri alabilir. Görüldüğü gibi bağışta genel hükümlerde yer alan icabın geri alınmasına ilişkin kurallara bir istisna getirilmiştir. Normalde hazırlar arası icapta kural olarak icaptan dönme mümkün değilken hazır olmayanlar arası icapta en geç icap karşı tarafça öğrenilinceye kadar geri alınabilir. Oysa bağışta eğer hazırlar arası bir icap varsa kabule kadar hazır olmayanlar arasında bir icap söz konusu ise kabul beyanı kendisine ulaşıncaya kadar icabın geri alınması mümkün kabul edilmiştir.
Bağış sözleşmesinin geçerlilik şekli yapılacak bağışlamanın elden bağış olup olmamasına göre değişiklik gösterir.
Elden bağışlama: Elden bağışlama, bağışlayanın bir taşınırı bağışlanana teslim etmesiyle kurulmuş olur. Taşınmazların veya alacak haklarının bu türden bağışa konu edilmesi şekil yönünden mümkün değildir. Bağışlama bir sözleşme olduğundan elden bağışta dahi tarafların bu konuda anlaşmış olması gerekir. Yani bağışlayanın vermeyi düşündüğü değeri bağışlananın kabul etmesi gerekir. Taraf iradeleri bu tür bağışta açık veya zımni(örtülü) olabilir.
Bağışlama sözü(taahhüdü): Bu tür bağışın sözleşmenin geçerlilik şekli adi yazılı şekildir. Şekle uyulmaması sebebiyle geçersiz olan bağışlama sözü verme, bağışlayan tarafından yerine getirildiğinde, elden bağışlama hükmündedir. Bir taşınmazın veya taşınmaz üzerindeki ayni bir hakkın bağışlanması sözü vermenin geçerliliği, ancak resmi şekilde yapılmış olmasına bağlıdır. Bu türden eşyaların elden bağışı olmayacağından şekle uyulmaması halinde sözleşme geçersizdir. Bu sözleşme ilerde bağışlama yapılacağına dair bir vaat değil; başlı başına bağımsız bir sözleşmedir. Bu nedenle ileride sözleşme konusu değer bağışlanana verildiği zaman sözleşmeyle yüklenilen edim yerine getirilmiş olur.
Diğer Bağışlama Modelleri: Bu bağış türleri şekil yönünden yine yukarıdaki kurallara tabidir. Ancak içerik yönünden özellik göstermektedir.
1) Koşullu bağışlama: Bağışlama hem geciktirici hem de bozucu şarta bağlı olarak yapılabilir. Koşul hukuka veya ahlaka aykırı veya imkansızsa sözleşme batıldır. Koşulun gerçekleşmesi imkansızsa, geciktirici şartta sözleşme baştan sona geçersiz; bozucu şartta ise baştan sona geçerlidir. Elden bağışlamada, bağışlama konusu şeyin teslimiyle sözleşme hükümlerini yerine getirmeye başladığından bu tür sözleşme geciktirici koşula bağlı olarak yapılamaz. Yerine getirilmesi bağışlayanın ölümüne bağlı olan bağışlamada, vasiyete ilişkin hükümler uygulanır. Bağışlamanın hüküm ve sonuç doğurması bağışlayanın ölmesine bağlanmışsa ortada şarta bağlı bir bağışlama değil, ölüme bağlı karşılıksız kazandırma vardır.
2) Bağışlayana dönme koşullu bağışlama: Bağışlayan, bağışlananın kendisinden önce ölmesi durumunda, bağışlama konusunun kendisine dönmesi koşulunu koyabilir. Bu tür bağışta bozucu iradi şarta bağlı bir sözleşme söz konusudur. Bağışlananın ölmesiyle koşul gerçekleşmiş olur. Bağışlayan istihkak davasıyla şeyi bağışlananın mirasçılarından geri alabilir. Bağışlama konusu, taşınmaza veya taşınmaz üzerindeki bir ayni hakka ilişkin ise, bağışlayana dönme koşulu tapu siciline şerh verilebilir. Bu durumda bağışlayanın taşınmazın kendisine iadesini talep hakkı taşınmaz üzerinde daha sonra ayni hak sahibi olabilecek üçüncü kişilere karşı da öne sürülebilir hale gelmiş olur.
3) Yüklemeli (mükellefiyetli) bağışlama: Yükümlü bağışlamada bağışlayan bağışlanana belli bir davranışta bulunması yükümlülüğü yüklenmektedir. Bu yükümlülük feri bir edim olup, bağışlanan değerin karşılığını oluşturmaz. Karşılıksız olma bağışın ayırt edici bir unsurudur. Bu nedenle bağışlamanın içerdiği koşul veya yükleme bir karşı edim olarak kabul edilmez.Yükümlülüğün mutlaka parasal bir değer taşıması gerekmez. Yükümlülüğün yerine getirilmesini, bağışlayan, bağışlayanın ölümü halinde mirasçıları, yine bağışlayanın ölümü halinde yetkili mercii olarak mükellefiyetli bağışlamanın kendisi ile ilgili olduğu kamu tüzel kişisi talep edebilir. Yükümlülükten yararlanan belli bir kimse ise, ilgili sağlararası mükellefiyetli bağışlama, tam üçüncü kişi yararına sözleşme sayılır ve böyle bir durumda mükellefiyetten yararlananın mükellefiyetin icrasını talep edebileceği kabul edilmektedir. Bağışlama konusunun değeri, yüklemenin yerine getirilmesi masraflarını karşılamaz ve aşan kısım kendisine ödenmezse bağışlanan, yüklemeyi yerine getirmekten kaçınabilir.
1) Bağışlama konusu paraysa bağışlanan bunu ödeme borcu; taşınırsa bunu teslim borcu; taşınmazsa bağışlanan adına tescilini isteme borcu altındadır. Bağışlayanın bu borcunu yerine getirmemesi durumunda bağışlanan bir ifa davasıyla paranın ödenmesini ya da taşınır malın teslimini sağlayabilir. Bağışlama tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olmadığı için aynen ifadan vazgeçip müspet zarar isteme ve akitten dönme hakkı yoktur. Temerrüt faizi, bağışlayanın temerrüde düştüğü tarihten itibaren değil, bağışlananın bağışlama sözleşmesinin ifası için mahkemeye veya icraya başvurma tarihinden itibaren işlemeye başlar.
2) Bağışlayanın, bağışlamadan doğan borcuna aykırılık nedeniyle (gecikme tazminatından, kötü ifadan ve sonraki imkansızlıktan) ortaya çıkan zararlar bakımından sorumluluğu bağışlayanın ancak ağır kusuru varsa söz konusu olur. Bağışlayan borca aykırılığında hafif kusurundan sorumlu değildir.
3) Bağışlayan, bağışlanılan şey veya alacak hakkında ayrıca garanti sözü vermişse, bununla sorumlu olur. Bağışlayan zapta ve ayıba karşı ancak açıkça taahhütte bulunmuşsa sorumlu olur. Bu tür bir taahhüt yoksa zapttan ve ayıptan sorumlu değildir.
4) Aksi kararlaştırılmamışsa bağışlayan bağışını dönemsel olarak belirli zamanlarda ifa ediyorsa, bağışlayanın ölmesi ile bağışlama sona erer.
- Bağışlama konusu şey bağışlanana henüz teslim edilmemişse
Aşağıdaki durumlarda bağışlama sözü veren, sözünü geri alabilir ve onu ifadan kaçınabilir:
- Bağışlama konusu şey bağışlanana zaten teslim edilmişse
Aşağıdaki durumlarda bağışlayan, elden bağışlamayı veya yerine getirdiği bağışlama sözünü geri alabilir.
Bu 3 halde bağışlananın istem tarihindeki zenginleşmesi ölçüsünde, bağışlama konusunun geri verilmesini isteyebilir. Geri alma hakkı, tek taraflı varması gerekli irade beyanıyla kullanılır ve bununla sözleşme geçmişe etkili olarak ortadan kalkar. Bağışlayan, geri alma sebebini öğrendiği günden başlayarak 1 yıl içinde bağışlamayı geri alabilir. Bağışlayan 1 yıllık süre dolmadan ölürse, geri alma hakkı mirasçılarına geçer ve mirasçıları bu sürenin sona ermesine kadar bu hakkı kullanabilirler. Bağışlayan sağlığında geri alma sebebini öğrenememişse, mirasçıları, ölümünden başlayarak 1 yıl içinde bağışlamayı geri alma hakkını kullanabilirler. Bağışlanan, bağışlayanı kasten ve hukuka aykırı olarak öldürür veya onun geri alma hakkını kullanmasını engellerse, mirasçıları bağışlamayı geri alabilirler.
Samsun ve ilçelerinde etkili avukatlık hizmeti sunulmaktadır. 1995 Samsun doğumlu avukatımız, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup 2018 yılından bu yana İstanbul ve Samsun’da edindiği tecrübeyle Samsun’da ve ilçelerinde avukatlık ve arabuluculuk faaliyetlerini sürdürmektedir. Başta Aile, Gayrimenkul ve Miras Hukuku olmak üzere tüm alanlarda müvekkillerine çözüm odaklı hizmet vermekte; İngilizce bilgisiyle uluslararası süreçlerde de destek sağlamaktadır.
Hukukta Netlik, Süreçte Güven
Her Davada Strateji, Her Adımda Şeffaflık
Haklarınız İçin Kararlı ve Etkin Savunma