Boşanma Davasında Alınan Geçici Önlemler - 6284 s. Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un Öngördüğü Tedbirler

Boşanma Davasında Alınan Geçici Önlemler - 6284 s. Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un Öngördüğü Tedbirler

BOŞANMA DAVASI SÜRESİNCE ALINAN GEÇİCİ ÖNLEMLER

Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re’sen alır. Bu önlemler şunlardır:

  • Eşlerin Barınması: Boşanma veya ayrılık davası açıldıktan sonra eşlerden her biri dava devam ettiği sürece diğer eşten ayrı yaşamak hakkına sahiptir. Hakimin eşlerin barınmasına ilişkin olarak alması gereken önlem, ortak konutta kimin oturacağının belirlenmesidir. Hakim tarafların şartlarını nazara alarak boşanma davası sonuçlanana kadar ortak konutta kimin oturacağına karar verir.
  • Eşlerin Bakımı ve Geçimi (Tedbir Nafakası): Hakim eşlerin barınması kadar bakım ve geçimleri için de gereken önlemleri almakla yükümlüdür. Hakim bu yükümlülük çerçevesinde boşanma davası devam ettiği sürece, maddi imkanları kendi bakım ve geçimine yetmeyen eşe diğer eş tarafından nafaka ödenmesine karar verir. Dava devam ettiği sürece bir eşin diğerine ödeyeceği bu nafakaya ‟tedbir nafakasıˮ denir. Kanun koyucu kadın ile erkeği eşit kabul ettiği için bu nafakayı her ikisi de verebilmektedir. Hakimin tedbir nafakasına hükmedebilmesi için maddi imkanları kendi bakım ve geçimine yetmeyen eşin kusursuz olması şart değildir. Bu eş kusurlu dahi olsa hakim yine de nafakaya hükmetmekle yükümlüdür.
  • Eşlerin Mallarının Yönetimine İlişkin Önlemler: Yasa hakimin eşlerin mallarının yönetimiyle ilgili önlemleri almakla da yükümlü tutmaktadır.
  • Çocukların Bakımı ve Korunması (İştirak Nafakası): Eşler boşanma davası açıldıktan sonra boşanma kararı kesinleşinceye kadar ayrı yaşama hakkına sahip olacaklarından, çocukların bu sürede eşlerden hangisinin yanında kalacağına hakim karar verecektir. Çocukların eşlerden birinin yanında kalmasına karar verilmiş olması diğer eşin velayet hakkını ortadan kaldırmamaktadır. Bunun istisnası velayeti kaldırma sebeplerinden birinin olmasıdır. Hakimin önlem kararında çocuklar kendisine bırakılmamış olan eşin çocukların geçimine nasıl katkıda bulunacağı ve onlarla kişisel ilişkilerini nasıl sürdüreceği konularının da düzenlenmesi gerekir. Çocukların bakımına katkıda bulunmak üzere diğer eş tarafından ödenecek olan nafakaya ‟iştirak nafakasıˮ adı verilir.

Aile Konutunun Korunması

Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Rızayı sağlayamayan veya haklı bir sebep olmadan kendisine rıza verilmeyen eş, hakimin müdahalesini isteyebilir. Aile konutu eşlerden biri tarafından kira ile sağlanmışsa, sözleşmenin tarafı olmayan eş, kiralayana yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı haline gelir ve bildirimde bulunan eş diğeri ile müteselsilen sorumlu olur.

Evlilik Birliğini Korumaya Yönelik Önlemler

Evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi halinde, eşler ayrı ayrı veya birlikte hakimin müdahalesini isteyebilirler. Hakim, eşleri yükümlülükleri konusunda uyarır; onları uzlaştırmaya çalışır ve eşlerin ortak rızası ile uzman kişilerin yardımını isteyebilir. Hakim, gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine kanunda öngörülen önlemleri alır. Eşlerden birinin istemi üzerine hakim, ailenin geçimi için her birinin yapacağı parasal katkıyı belirler. Eşin ev işlerini görmesi, çocuklara bakması, diğer eşin işinde karşılıksız çalışması, katkı miktarının belirlenmesinde dikkate alınır. Bu katkılar, geçmiş bir yıl ve gelecek yıllar için istenebilir.

Ayrı Yaşama Hakkı:  Eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir. Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hakim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır. Eşlerden biri, haklı bir sebep olmaksızın diğerinin birlikte yaşamaktan kaçınması veya ortak hayatın başka bir sebeple olanaksız hale gelmesi üzerine de bu istemlerde bulunabilir. Eşlerin ergin olmayan çocukları varsa hakim, ana ve baba ile çocuklar arasındaki ilişkileri düzenleyen hükümlere göre geren önlemleri alır. Eşlerden biri, birliğin giderlerine katılma yükümlülüğünü yerine getirmezse, hakim onun borçlularına, ödemeyi tamamen veya kısmen diğer eşe yapmalarını emredebilir. Ailenin ekonomik varlığının korunması veya evlilik birliğinden doğan mali bir yükümlülüğün yerine getirilmesi gerektirdiği ölçüde, eşlerden birinin istemi üzerine hakim, belirleyeceği malvarlığı değerleriyle ilgili tasarrufların ancak onun rızasıyla yapılabileceğine karar verebilir. Hakim bu durumda gerekli önlemleri alır. Hakim, eşlerden birinin taşınmaz üzerinde tasarruf yetkisini kaldırırsa, re’sen durumun tapu kütüğüne şerhedilmesine karar verir. Koşullar değiştiğinde hakim, eşlerden birinin istemi üzerine kararında gerekli değişikliği yapar veya sebebi sona ermişse alınan önlemi kaldırır. Evlilik birliğinin korunmasına yönelik önlemler konusunda yetkili mahkeme eşlerden herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesidir. Eşlerin yerleşim yerleri farklı ve her ikisi de önlem alınması isteminde bulunmuş ise, yetkili mahkeme ilk istemde bulunanın yerleşim yeri mahkemesidir. Önlemlerin değiştirilmesi, tamamlanması veya kaldırılması konusunda yetkili mahkeme, önlem kararını veren mahkemedir. Ancak, her iki eşin de yerleşim yeri değişmişse, yetkili mahkeme eşlerden herhangi birinin yeni yerleşim yeri mahkemesidir.

Evlilik Esnasında Eşlerden Biri Adına Tapu Tescili Bağış Sayılır mı ?

Boşanma davasının açılmasıyla gündeme gelen malvarlığına ilişkin davalardan biri de katkı payı alacağı (değer artış payı alacağı) davasıdır. Değer artış payı, eşlerden birine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almadan katkıda bulunması halinde mal rejiminin tasfiyesi esnasında katkıda bulunan eşin talep etmeye hak kazandığı alacaktır.

Uygulamada çoğunlukla yatırım amaçlı satın alınan malvarlığı değerinin eşlerden birisi adına tescilinin yapılmakta ve boşanma esnasında malvarlığı kendi adına tescillenmiş olan eş, diğer eşin bu malvarlığı değerini kendisine bağışladığını iddia etmektedir. Ancak Yargıtay kararları “Evlilik birliğinin ömür boyu süreceği inancının hakim olduğu düşünceyle, ortak yaşamı ve geleceği güvence altına almak amacıyla, beraberlikten doğan dayanışmayla ve karşılıklı güvene dayanarak, örf ve adete uygun olarak eşlerin birlikte yatırım yapmaları bağış olarak değerlendirilemez. Eşler arasında dayanışma, güven ve sadakat esastır. Gelecekte aile üyelerinin yararlanacakları beklentisiyle birlikte malvarlığı edinme çabaları, eşlerden birinin sebepsiz zenginleşmesiyle sonuçlanmamalıdır.” şeklinde olup, bu durumun bağış olarak nitelendirilemeyeceği görüşü Yargıtay kararlarında hakim görüştür.

Eşlerin beraber yaptığı yatırımın bağışlama olmadığının ispatı için, yatırımın beraber yapıldığına delil olarak tanık anlatımları, banka para transferleri, tarafların maddi durumları ile boşanma nedenleri önem arz eder.

Eşlerin evlilik birliğinden doğan dayanışma duygusuyla ve karşılıklı güven çerçevesinde edindikleri malvarlığını eşlerden biri adına tescil etmeleri durumunda bağış amacını taşıyan davranış ve iradenin duraksamaya yer vermeyecek şekilde ispatlanması gerekir. Yani bir eşin diğer eşe ait bir malvarlığına yaptığı her katkı veya kazandırmanın bağışlama olmayacağı kabul edilmektedir. Bağış iradesinin varlığı duraksamaya yer vermeyecek şekilde ispatlanmadıkça bağış iradesinin bulunmadığı, diğer eşin bu mal üzerinde katılma alacağının bulunduğu kabul edilerek malvarlığının tasfiyesi gerçekleştirilir.

 

İLGİLİ YARGITAY KARARLARI

  • ‘‘…TMK 185/3. Ve 186/3. maddeleri uyarınca, tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilerek dava tarihinden geçerli olmak üzere kadın ve müşterek çocuk A. Yararına 15.02.2007 dava tarihinden feragat tarihi olan 19.03.2007 tarihine kadar uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur…’’ (2. HD, 16.12.2008, 2008/18855-17070).
  • ‘‘…Boşanma davası 27.09.2006 tarihinde açılmış, davacı, 06.02.2007 tarihli dilekçe ile davadan feragat etmiştir. Davadan feragat, kesin hükmün bütün hukuki neticelerini hasıl eder. Dava tarihinden feragat tarihine kadar geçerli olmak üzere, hiçbir geliri ve malvarlığı bulunmayan davalı kadın yararına uygun miktarda tedbir nafakası takdiri gerekirken (TMK m.169) bu konuda hüküm kurulmaması usul ve yasaya aykırıdır…’’ (2. HD, 28.05.2008, 2008/7170-2008/7502). 
  • ‘‘…Toplanan delillerden davacı-davalı kadının evlilik dışı başka bir kişiyle karı-koca gibi yaşadığı sabittir. Mahkemece davacı-davalı kadının tedbir nafakası isteminin reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir…’’ (2. HD, 20.03.2008, 2008/600-3782).
  • ‘‘…Davacının geçimi için TMK m.169 çerçevesinde tedbir alınmasını gerektirici sebeplerin varlığı kabul edilerek dava tarihinden itibaren tedbir nafakası tayin edilmişken, gerektirici sebepler ortadan kalkmadığı halde, bu nafakanın son oturumda kaldırılması ve nihai kararda da tedbir nafakası tayin ve tedbir edilmemesi usul ve yasaya aykırıdır…’’ (2. HD, 05.06.2014, 2014/2749-2014/12477).

 

6284 s. AİLENİN KORUNMASI VE KADINA KARŞI ŞİDDETİN ÖNLENMESİNE DAİR KANUN'UN ÖNGÖRDÜĞÜ TEDBİRLER

Bu Kanunun amacı; şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların,, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirlere ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. Şiddet, ‘‘Kişinin, fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik açıdan zarar görmesiyle veya acı çekmesiyle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel hareketleri, buna yönelik tehdit ve baskıyı ya da özgürlüğün keyfi engellenmesini de içeren, toplumsal, kamusal veya özel alanda meydana gelen fiziksel, cinsel, psikolojik, sözlü veya ekonomik her türlü tutum ve davranışı’’ ifade eder.

Bu Kanun, koruyucu ve önleyici tedbirleri alma konusunda mülki amire dahi yetki tanımaktadır: ‘‘Bu kanun kapsamında korunan kişilerle ilgili olarak aşağıdaki tedbirlerden birine, birkaçına veya uygun görülecek benzer tedbirlere mülki amir tarafından karar verilebilir:

  • Kendisine ve gerekiyorsa beraberindeki çocuklara, bulunduğu yerde veya başka bir yerde uygun barınma yeri sağlanması (Gecikmesinde sakınca varsa bu tedbir ilgili kolluk amirlerince de alınabilir. Kolluk amiri evrakı en geç kararın alındığı tarihi takip eden ilk işgünü içinde mülki amirin onayına sunar. Mülki amir tarafından 48 saat içinde onaylanmayan tedbirler kendiliğinden kalkar.),
  • Diğer kanunlar kapsamında yapılacak yardımlar saklı kalmak üzere, geçici maddi yardım yapılması,
  • Psikolojik, mesleki, hukuki ve sosyal bakımdan rehberlik ve danışmanlık hizmeti verilmesi,
  • Hayati tehlikesinin bulunması halinde, ilgilinin talebi üzerine veya resen geçici koruma altına alınması (Gecikmesinde sakınca varsa bu tedbir ilgili kolluk amirlerince de alınabilir. Kolluk amiri evrakı en geç kararın alındığı tarihi takip eden ilk işgünü içinde mülki amirin onayına sunar. Mülki amir tarafından 48 saat içinde onaylanmayan tedbirler kendiliğinden kalkar.),
  • Gerekli olması halinde, korunan kişinin çocukları varsa çalışma yaşamına katılımını desteklemek üzere 4 ay, kişinin çalışması halinde ise 2 aylık süre ile sınırlı olmak kaydıyla, 16 yaşından büyükler için her yıl belirlenen aylık net asgari ücret tutarının yarısını geçmemek ve belgelendirilmek kaydıyla Bakanlık bütçesinin ilgili tertibinden karşılanmak suretiyle kreş imkanının sağlanması.

Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, hakim tarafından verilecek kararları ‘‘koruyucu’’ ve ‘‘önleyici’’ tedbir kararları olarak ikiye ayırmaktadır:

─ Hakim tarafından verilecek koruyucu tedbir kararları:

  • İşyerinin değiştirilmesi,
  • Kişinin evli olması halinde müşterek yerleşim yerinden ayrı yerleşim yeri belirlenmesi
  • TMK’daki şartların varlığı halinde ve korunan kişinin talebi üzerine tapu kütüğüne aile konutu şerhi konulması
  • Korunan kişi bakımından hayati tehlikenin bulunması ve bu tehlikenin önlenmesi için diğer tedbirlerin yeterli olmayacağının anlaşılması halinde ve ilgilinin aydınlatılmış rızasına dayalı olarak 5726 s. Tanık Koruma Kanunu hükümlerine göre kimlik ve ilgili diğer bilgi ve belgelerinin değiştirilmesi.

─ Hakim tarafından verilecek önleyici tedbir kararları:

  • Şiddet mağduruna yönelik olarak şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmaması (Gecikmesinde sakınca varsa bu tedbir ilgili kolluk amirlerince de alınabilir. Kolluk amiri evrakı en geç kararın alındığı tarihi takip eden ilk işgünü içinde mülki amirin onayına sunar. Mülki amir tarafından 24 saat içinde onaylanmayan tedbirler kendiliğinden kalkar.),
  • Müşterek konuttan veya bulunduğu yerden derhal uzaklaştırılması ve müşterek konutun korunan kişiye tahsis edilmesi(Gecikmesinde sakınca varsa bu tedbir ilgili kolluk amirlerince de alınabilir. Kolluk amiri evrakı en geç kararın alındığı tarihi takip eden ilk işgünü içinde mülki amirin onayına sunar. Mülki amir tarafından 24 saat içinde onaylanmayan tedbirler kendiliğinden kalkar.),
  • Korunan kişilere, bu kişilerin bulundukları konuta, okula ve işyerine yaklaşmaması (Gecikmesinde sakınca varsa bu tedbir ilgili kolluk amirlerince de alınabilir. Kolluk amiri evrakı en geç kararın alındığı tarihi takip eden ilk işgünü içinde mülki amirin onayına sunar. Mülki amir tarafından 24 saat içinde onaylanmayan tedbirler kendiliğinden kalkar.),
  • Çocuklarla ilgili daha önce verilmiş bir kişisel ilişki kurulma kararı varsa, kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde yapılması, kişisel ilişkinin sınırlanması ya da tümüyle kaldırılması
  • Gerekli görülmesi halinde korunan kişinin, şiddete uğramamış olsa bile yakınlarına, tanıklarına ve kişisel ilişki kurulmasına ilişkin haller saklı kalmak üzere çocuklarına yaklaşmaması(Gecikmesinde sakınca varsa bu tedbir ilgili kolluk amirlerince de alınabilir. Kolluk amiri evrakı en geç kararın alındığı tarihi takip eden ilk işgünü içinde mülki amirin onayına sunar. Mülki amir tarafından 24 saat içinde onaylanmayan tedbirler kendiliğinden kalkar.), 
  • Korunan kişinin şahsi eşyalarına ve ev eşyalarına zarar vermemesi
  • Korunan kişiyi iletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsız etmemesi
  • Bulundurulması veya taşınmasına kanunen izin verilen silahları kolluğa teslim etmesi
  • Silah taşıması zorunlu olan bir kamu görevi ifa etse bile bu görevi nedeniyle zimmetinde bulunan silahı kurumuna teslim etmesi
  • Korunan kişilerin bulundukları yerlerde alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmaması ya da bu maddelerin etkisinde iken korunan kişilere ve bunların bulundukları yerlere yaklaşmaması, bağımlılığının olması halinde, hastaneye yatmak dahil, muayene ve tedavisinin sağlanması
  • Bir sağlık kuruluşuna muayene veya tedavi için başvurması ve tedavisinin sağlanması.

Hakim yukarıdaki tedbirlerle birlikte, TMK hükümlerine göre velayet, kayyım, nafaka ve kişisel ilişki kurulması hususlarında karar vermeye yetkilidir. Şiddet uygulayan, aynı zamanda ailenin geçimini sağlayan yahut katkıda bulunan kişi ise TMK hükümlerine göre nafakaya hükmedilmemiş olması kaydıyla hakim, şiddet mağdurunun yaşam düzeyini göz önünde bulundurarak talep edilmese dahi tedbir nafakasına hükmedebilir.

Tedbir kararı, ilgilinin talebi, Bakanlık veya kolluk görevlileri ya da Cumhuriyet savcısının başvurusu üzerine verilir. Tedbir kararları en çabuk ve en kolay ulaşılabilecek yer hakiminden, mülki amirden ya da kolluk biriminden talep edilebilir. Tedbir kararı ilk defasında en çok 6 ay için verilebilir. Ancak şiddet veya şiddet uygulanma tehlikesinin devam edeceğinin anlaşıldığı hallerde, re’sen, korunan kişinin ya da Bakanlık veya kolluk görevlilerinin talebi üzerine tedbirlerin süresinin veya şeklinin değiştirilmesine, bu tedbirlerin kaldırılmasına veya aynen devam etmesine karar verilebilir. Koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için, şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaz. Önleyici tedbir kararı, geciktirilmeksizin verilir. Bu kararın verilmesi, bu Kanunun amacını gerçekleştirmeyi tehlikeye sokabilecek şekilde geciktirilemez. Tedbir kararı, korunan kişiye ve şiddet uygulayana tefhim veya tebliğ edilir. Tedbir talebinin reddine ilişkin karar ise sadece korunan kişiye tebliğ edilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ilgili kolluk birimi tarafından verilen tedbir kararı şiddet uygulayana bir tutanakla derhal tebliğ edilir. Tedbir kararının tefhim ve tebliğ işlemlerinde, tedbir kararına aykırılık halinde şiddet uygulayan hakkında zorlama hapsinin uygulanacağı ihtarı yapılır.

Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun hükümlerine göre verilen kararlara karşı tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde ilgililer tarafından aile mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz mercii kararını 1 hafta içinde verir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir. Bu Kanun hükümlerine göre verilen tedbir kararlarının uygulanmasında hakim kararı ile teknik araç ve yöntemler kullanılabilir. Ancak, bu suretle, kişilerin ses ve görüntüleri dinlenemez, izlenemez ve kayda alınamaz.

Bu kanun uyarınca, hakkında tedbir kararı verilen şiddet uygulayan, bu kararın gereklerine aykırı hareket etmesi halinde, fiili bir suç oluştursa bile ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre hakim kararıyla 3 günden 10 güne kadar zorlama hapsine tabi tutulur. Tedbir kararının gereklerine aykırılığın her tekrarında, ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre zorlama hapsinin süresi 15 günden 30 güne kadardır. Ancak zorlama hapsinin toplam süresi 6 ayı geçemez.

Av. Bahar ÇEBİ

Av. Bahar ÇEBİ

Samsun ve ilçelerinde etkili avukatlık hizmeti sunulmaktadır. 1995 Samsun doğumlu avukatımız, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup 2018 yılından bu yana İstanbul ve Samsun’da edindiği tecrübeyle Samsun’da ve ilçelerinde avukatlık ve arabuluculuk faaliyetlerini sürdürmektedir. Başta Aile, Gayrimenkul ve Miras Hukuku olmak üzere tüm alanlarda müvekkillerine çözüm odaklı hizmet vermekte; İngilizce bilgisiyle uluslararası süreçlerde de destek sağlamaktadır.

Hukukta Netlik, Süreçte Güven

Her Davada Strateji, Her Adımda Şeffaflık

Haklarınız İçin Kararlı ve Etkin Savunma

Telefon Numarası
0 538 515 71 65
WhatsApp
0 538 515 71 65
İletişim
Hemen Ara
Yaz

Copyright Her Hakkı Saklıdır