Boşanmada Mal Rejimi Tasfiyesi

Boşanmada Mal Rejimi Tasfiyesi

BOŞANMADA MAL PAYLAŞIMI VE KATILMA ALACAĞI

Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi: Eşler aksine sözleşme yapmamışlarsa kanunun emredici hükmü gereği re’sen uygulanan mal rejimidir. Bu rejim, evlilik sonrası bir emek karşılığında kazanılan malların paylaşımına ilişkindir. Bu rejim ayni hak değil, tasfiye sırasında belirlenen artık değer üzerinde bir şahsi hak verir. Buradaki tasfiye nakdi olarak yapılır ve sahip olunan hak her zaman için bir alacak hakkıdır.Edinilmiş mallara katılma rejimi, edinilmiş mallar ile eşlerden her birinin kişisel mallarını kapsar. Edinilmiş mal, her eşin bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir.

Bir eşin edinilmiş malları özellikle şunlardır  :

  • Çalışmasının karşılığı olan edinimler,
  • Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler,
  • Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar,
  • Kişisel mallarının gelirleri,
  • Edinilmiş malların yerine geçen değerler.

 

Kişisel Mallar     : Aşağıda sayılanlar, kanun gereğince kişisel maldır:

  • Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya,
  • Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri,
  • Manevi tazminat alacakları,
  • Kişisel mallar yerine geçen değerler.

Sözleşmeye göre kişisel mallar        : Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle, bir mesleğin icrası veya işletmenin faaliyeti sebebiyle doğan edinilmiş mallara dahil olması gereken malvarlığı değerlerinin kişisel mal sayılacağını kabul edebilirler. Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kişisel malların gelirlerinin edinilmiş mallara dahil olmayacağını da kararlaştırabilirler. Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir.

Her eş, yasal sınırlar içerisinde kişisel malları ile edinilmiş mallarını yönetme, bunlardan yararlanma ve bunlar üzerinde tasarrufta bulunma hakkına sahiptir. Aksine anlaşma olmadıkça, eşlerden biri diğerinin rızası olmadan paylı mülkiyet konusu maldaki payı üzerinde tasarrufta bulunamaz. Eşlerden her biri kendi borçlarından bütün malvarlığıyla sorumludur. Birliği temsil yetkisinin kullanıldığı hallerde, eşler üçüncü kişilere karşı müteselsilen sorumlu olurlar.

BOŞANMADA MAL REJİMİ TASFİYESİ

Boşanmada mal paylaşımı, eşlerin evlilik birliği süresince edindiği malların paylaşımına dayanır. Yani evlilikten önce edinilen mallar mal paylaşımına dahil edilemeyecektir. Evlilik birliğinde edinilen mallar paylaşılırken kural, malların yarı yarıya paylaşılmasıdır. Boşanmada mallar paylaşılırken izlenecek yol şöyledir:

1-)  Boşanmada mal paylaşımı yapılırken öncelikle her eş kendi kişisel mallarını geri alır, yani bu mallar paylaşıma dahil edilmez. Kişisel mal sayılan bu mallar şunlardır:

  • Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya
  • Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri
  • Manevi tazminat alacakları
  • Kişisel mallar yerine geçen değerler

Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle, bir mesleğin icrası veya işletmenin faaliyeti sebebiyle doğan edinilmiş mallara dahil olması gereken malvarlığı değerlerinin kişisel mal sayılacağını kabul edebilirler. Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kişisel malların gelirlerinin edinilmiş mallara dahil olmayacağını da kararlaştırabilirler. Eşlerden biri herhangi bir malın kişisel mal olduğunu iddia ederse bunu ispatlamak zorundadır. Çünkü evlilikte elde edilen mallar kural olarak kişisel mal değil, edinilmiş mal sayılır.

2-)  Her eş kendi kişisel mallarını aldıktan sonra evlilik içerisinde elde edilen ''edinilmiş mallar'' yarı yarıya paylaşılır. Evlilik içerisinde elde edilen ''edinilmiş mallar'' kanunda şu şekilde tarif edilmiştir:

  • Çalışmasının karşılığı olan edinimler
  • Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler
  • Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar
  • Kişisel mallarının gelirleri
  • Edinilmiş malların yerine geçen değerler

Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Aksine anlaşma olmadıkça, eşlerden biri diğerinin rızası olmadan paylı mülkiyet konusu maldaki payı üzerinde tasarrufta bulunamaz.

Tasfiye sırasında her eş, diğer eşteki mallarını geri alır. Tasfiyede, paylı mülkiyete konu bir mal varsa, eşlerden biri kanunda öngörülen diğer olanaklardan yararlanabilir veya daha üstün bir yararı olduğunu ispatlayıp diğerinin payını öderse o malın bölünmeden kendisine verilmesini isteyebilir. Eşlerden biri diğerinin malının edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almadan katkıda bulunmuşsa, tasfiyede bu malda oluşan değer artışı için katkısı kadar alacak hakkına sahip olur ve bu alacak o malın tasfiye anındaki değerine göre hesaplanır; bir değer kaybı söz konusuysa katkının başlangıçtaki değeri esas alınır. Eşler, yazılı bir anlaşmayla değer artışından pay almaktan vazgeçebilir veya pay oranını değiştirebilir. Şunlar edinilmiş mallara değer olarak eklenir:

  • Eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki 1 yıl içinde diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmalar
  • Bir eşin mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler.

Bir eşin kişisel mallara ilişkin borçları edinilmiş mallardan veya edinilmiş mallara ilişkin borçları kişisel mallarından ödenmiş ise, tasfiye sırasında denkleştirme istenebilir. (TMK m.230). Mesela, evlilikten önce ev alan eş, bu evin satış parasıyla evlilikte kazandığı parasını birleştirerek yeni bir ev satın alırsa; evlilikten önce alınan ev kişisel mal sayıldığından, burada kişisel maldan edinilmiş mala bir geçiş söz konusudur. Böylece bu geçişin hak kaybına yol açması engellenmiş olur.

Artık Değere Yasal Katılım (Artık Değer Alacağı) ve Katılma Alacağı

Artık Değer ve Hesaplanması      : Artık değer, eklenmeden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktardır. Mal rejiminin tasfiyesinde malların sürüm değerleri esas alınır. Değer eksilmesi göz önüne alınmaz. Her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı(katılma alacağı) üzerinde hak sahibi olurlar. Bu artık değerin yarısına Katılma Alacağı denir. Alacaklar takas edilir. Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma halinde hakim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir. Sağ kalan eş, eski yaşantısını devam ettirebilmesi için, ölen eşine ait olup birlikte yaşadıkları konut üzerinde kendisine katılma alacağına mahsup edilmek, yetmez ise bedel eklenmek suretiyle intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebilir.

Medeni Kanuna göre, her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olurlar. Alacaklar takas edilir. Buna göre, yasal olarak karının artık değerinin yarısı ‘‘kocanın artık değer alacağı’’ iken; kocanın artık değerinin yarısı ise ‘‘karının artık değer alacağı’’ olmaktadır. Artık değer alacakları, yasa gereği ‘‘kendiliğinden’’ takasa girer. Bu takas sonrasında ise ortaya sadece eşlerden ‘‘birisi’’ lehine mal rejimi hukukuna ilişkin bir alacak hakkı niteliğindeki ‘‘bir tane’’ katılma alacağı doğar. Söz konusu katılma alacağı doğumuyla birlikte artık temlik edilebileceği gibi, rehnedilebilir ve alacaklılar tarafından haczedilebilir. Katılma alacaklısı, takas sonucu lehine katılma alacağı doğan eş veya mirasçılarıdır.

Katılma Alacağının Hukuksal Niteliği, Ödenmesi ve Hakim Kararıyla Azaltılması ve Ortadan Kaldırılması      : Kanun koyucu edinilmiş mallara katılma rejimini düzenlerken tasfiyede paylaşmalı mal ayrılığı ve mal ortaklığı rejimindeki ‘‘ayni paylaşım’’ ilkesini benimsememiş, bilakis bu rejimde mal rejiminin tasfiyesi bağlı olarak eşlerden birisine katılma alacağı denilen bir alacak hakkı tanımakla yetinmiştir.

Borçlu eşe, katılma alacağı ile borçlandığı değeri, ayın veya para olarak sağlayabilmesi hususunda, seçimlik borç veya seçimlik yetki niteliği taşımayan, yenilik doğuran hak niteliğinde bir seçim hakkı tanınmıştır. Ayni ödemede malların sürüm değeri esas alınır; bir mesleğin icrasına ayrılmış birimler ile işletmelerin ekonomik bütünlüğü gözetilir. Borçlu eş borcunu ayın olarak ifa ederken, bir mesleğin icrası için tahsis olunan malları veya bir işletmesel (ekonomik) bütünlük oluşturan malları ayırarak ifada bulunamaz. Yine, ayni ödemede malların rayiç bedeli (sürüm değeri) esas alınacaktır. Katılma alacağının borçlusu eş, bir borç ilişkisinde edimi belirleme yetkisinin kendisine bırakıldığı sözleşme tarafı veya üçüncü kişiler gibi, katılma alacaklısı eşe edimini ayın olarak ifa ederken dürüstlük kuralına uygun davranmak zorundadır. Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma halinde hakim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir.

Katılma Alacağı İçin Muacceliyet Anı ve Temerrüt  :  Katılma alacağı mal rejiminin tasfiyesinin tamamlandığı andan itibaren muaccel hale gelir. Hakim öğreti ve Yargıtay uygulaması muacceliyet tarihi olarak hakim tarafından tasfiye kararının verildiği tarihi esas almaktadır. Muacceliyet sonrasında borçlu eşin, katılma alacaklısı eş tarafından yapılacak ihtarla temerrüde düşürülmesine gerek yoktur. Tasfiyenin tamamlanmasıyla borçlu eş temerrüde düşer.

Katılma Alacağının İfasının Ertelenmesi : Ertelemenin maddi şartı, katılma alacağının ve değer artış payının derhal ödenmesinin borçlu için ciddi güçlükler doğurmasıdır. Mevcut zorlukların ekonomik zorluklar oluşturması gerekir. Ertelemenin tasfiye kararına kadar istenmesi gerekir. Erteleme uygun bir süre için yapılır.

Katılma Alacağından Feragat   : Eşlerin katılma alacağından, edinilmiş mallara katılma rejimi devam ederken vazgeçmeleri olanaklıdır. Bu vazgeçme ise, eşler arasında akdedilecek mal rejimi sözleşmesi ile gerçekleşmek zorundadır. Mal rejiminin sona ermesinden tasfiye tamamlanana kadar muhtemel bir alacağın, tasfiye sonrası ise geçerli olarak doğmuş bir alacağın ibrası söz konusu olur.

Zamanaşımı          :  Tasfiye davası bir zamanaşımı süresine veya hak düşürücü süreye tabi değildir; davanın zamansal sınırını dürüstlük kuralı çizer. Tasfiye sonrası doğan katılma alacağı Yargıtay’ın da kabul ettiği üzere, muacceliyet tarihinden itibaren 10 yıl içerisinde zamanaşımına uğrar. Yargıtay’a göre zamanaşımı süresi mal rejiminin sona erdiği tarihte işlemeye başlar. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun son kararları ile de 10 yıllık zamanaşımı uygulaması istikrar kazanmıştır.

Eşlerin Paylarının Hesaplanması

Kişisel Malların ve Edinilmiş Malların Ayrılması  : Eşlerin kişisel malları ile edinilmiş malları, mal rejiminin sona ermesi anındaki durumlarına göre ayrılır. Eşlerden birine sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumlarınca yapılmış olan toptan ödemeler veya iş gücünün kaybı dolayısıyla ödenmiş olan tazminat, toptan ödeme veya tazminat yerine ilgili sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumunca mal rejiminin sona erdiği tarihte bundan sonraki döneme ait iradın peşin sermayeye çevrilmiş değeri ne olacak idiyse, tasfiyede o miktarda kişisel mal olarak hesaba katılır.

Kişisel Mallar ile Edinilmiş Mallar Arasında Denkleştirme  : Bir eşin kişisel mallarına ilişkin borçları edinilmiş mallardan veya edinilmiş mallara ilişkin borçları kişisel mallarından ödenmiş ise, tasfiye sırasında denkleştirme istenebilir. Her borç, ilişkin bulunduğu mal kesimini yükümlülük altına sokar. Hangi kesime ait olduğu anlaşılamayan borç, edinilmiş mallara ilişkin sayılır. Bir mal kesiminden diğer kesimdeki malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına katkıda bulunulmuşsa, değer artması veya azalması durumunda denkleştirme, katkı oranına veya malın tasfiye zamanındaki değerine veya mal daha önce elden çıkarılmışsa hakkaniyete göre yapılır.

Değer Artış Payı        : Eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur ve bu alacak o malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır; bir değer kaybı söz konusu olduğunda katkının başlangıçtaki değeri esas alınır. Böyle bir malın daha önce elden çıkarılmış olması halinde hakim, diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler. Eşler, yazılı bir anlaşmayla değer artışından pay almaktan vazgeçebilecekleri gibi, pay oranını da değiştirebilirler.

 

--- EVLİLİKTE MAL REJİMİYLE İLGİLİ İÇTİHATLAR ---

  • ‘‘… Mal rejiminin devamı sırasında, emeklilik ikramiyesinin toptan ödenmesi durumunda; öncelikle ödeme tarihi itibarıyla ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 tablosundan yararlanılarak, emekli olan eşin ortalama bakiye yaşam süresi bulunarak, ödeme günlük irat şeklinde yapılsaydı her bir güne karşılık gelen miktar saptanır. Bundan sonra, irat şeklindeki günlük ödeme miktarı, mal rejiminin sona erdiği 31/04/2012 tarihinden sonraki kalan günler ile çarpılarak, bulunacak bu miktarın peşin sermayeye çevrilmiş değeri hesaplanır…Mal rejiminin sona ermesinden sonraki döneme isabet eden ödemenin açıklanan yöntemle hesaplanan peşin sermaye çevrilmiş değeri, emekli olan eşin kişisel malı sayılır…. Emeklilik ikramiyesinin tasfiyeye konu edilmesi için mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olması (TMK m.235/1) ya da  bu para kullanılarak başka bir malvarlığına sahip olunmalıdır… O halde, Mahkemece, davalıya ait emeklilik ikramiyesi ve OYAK emeklilik yardımının mal rejiminin devamı sırasında davalıya toplu olarak ödendiği hususu da dikkate alınarak söz konusu ödemelerin ne kadarlık kısmının kişisel mal ve ne kadarlık kısmının edinilmiş mal sayılması gerektiğinin hesaplanması konusunda TRH 2010 yaşam tablosundan anlayan konusunda uzman yeni seçilecek bilirkişi veya bilirkişilerden tarafların ve Yargıtayın denetimine açık gerekçeli rapor alınması, iradın peşin sermayeye çevrilmiş değerinin hesabı gerektiğinden uygulamada sapma göstermeksizin benimsenen yüzdelik iskonto oranının hesaplamada uygulanmasının zorunlu olduğunun bilirkişiye veya bilirkişilere hatırlatılması, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek tarafların kazanılmış hakları da gözetilerek bir karar verilmesi gerekir…’’ (8. HD, 03/04/2019, 2019/1480 – 3580).
  • Konut ön biriktirim fonunda eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejimi dönemi geçerli iken ödenip biriken ve mal rejimi sona erdiğinde mevcut olan birikim bulunup bulunmadığının araştırılması, böyle bir birikim mevcut ise davalının edinilmiş malı olarak kabulü ile davacı lehine anılan birikim yönünden talep miktarı da gözetilerek katılma alacağı hesaplanması gerekir (8. HD, 21/03/2019, 2018/11855 – 2019/3012).
  •  ‘‘… Mahkemenin, davalının kişisel malı ile davaya konu taşınmazın edinimine katkıda bulunduğuna yönelik kabulü doğru ise de, hesaplama yapılırken davaya konu taşınmazın dava tarihindeki değeri esas alınmak suretiyle hesaplama yapılması doğru değildir. Buna göre, davaya konu taşınmazın karar tarihine en yakın güncel sürüm değeri dikkate alınarak hesaplama yapılması gerekirken, yazılı şekilde davaya konu taşınmazın dava tarihindeki değeri baz alınarak katılma alacağı hesabı doğru görülmemiştir…’’ (8. HD, 18/02/2019, 2017/9465 – 2019/1583).
  • ‘‘… Davaya konu aracın mal rejiminin sona erdiği 08/10/2010 tarihindeki niteliği, özellikleri, yaşı vs. gözetilerek karar tarihine en yakın tarihteki sürüm  değeri ile çarpımı sonrası bulunacak artık değerin yarısının davacının katılma alacağı olarak, talep miktarı ve tarafların kazanılmış hakları da gözetilerek belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde hatalı hesaplama ile karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir…’’ (8. HD, 14/02/2019, 2016/21432 – 2019/1437).
  • ‘‘… Gerek 01/01/2002 öncesi mal ayrılığı rejimi döneminde edinilen mallardan kaynaklanan katkı payı alacağı ve gerekse 01/01/2002 sonrası edinilmiş mallara katılma rejimi döneminde edinilen mallardan kaynaklanan katılma alacağına ilişkin istekler bakımından 07/10/1953 tarihli ve 1953/8 Esas, 1953/7 Karar sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı uyarınca ayın (mülkiyet) istenemez. Gerek katkı payı ve gerekse katılma alacağı davalarında istenebilecek hak; kural olarak şahsi nitelikte bir alacak hakkıdır…’’ (8. HD, 11/02/2019, 2017/8486 – 2019/1291).
  • ‘‘… Mal rejiminin tasfiyesinde anne ve baba gibi yakınlar tarafından eşlere yapılan temlik işlemleri resmi kayıtta bedelle yapılmış gibi gösterilse bile hayatın olağan akışına göre, karşılıksız kazandırma (TMK m.220/2) ve bir tür bağış işlemi niteliğinde olduğu; bu nedenle, eşe geçen bu malvarlığının onun kişisel malı olduğu fiili karine kabul edilir. Kuşkusuz bu işlemin karşılıksız kazandırma olmadığı iddia eden tarafından ispatlanabilir…’’ (8. HD, 06/02/2019, 2018/15963 – 2019/1067).
  • Meskenin, katılma alacağı hesabına esas alınacak tasfiye değeri belirlenirken, konusunda uzmanı bilirkişilerden yardım alınması gerekir. Bu bağlamda oluşturulacak heyette taşınmaz değerleme uzmanı, inşaat mühendisi ve fen bilirkişileri yer almalıdır (8. HD, 23/01/2019, 2016/16564 – 2019/736).
  • ‘‘… TMK’nin 228/1. Maddesi uyarınca mal rejimi sona erdiği anda mevcut olan malların o andaki durumları, nitelikleri göz önünde bulundurularak tasfiye (karar) tarihindeki sürüm değeri hesaplanır. Ne var ki, Mahkemece hükme esas alınan 01/10/2015 tarihli teknik bilirkişi raporunda taşınmazın değerine ilişkin belirleme yapılırken tapu kaydında bulunan intifa hakkı tesisine ilişkin şerh göz ardı edilmiştir. Bu nedenle söz konusu raporda belirlenen değer esas alınarak hüküm kurulması doğru olmamıştır. Mahkemece yapılacak iş, anılan taşınmazın tasfiye (karar) tarihi olan 24/12/2015 tarihindeki piyasa sürüm (rayiç) değerinin intifa hakkı da göz önünde bulundurulmak suretiyle belirlenmesi konusunda teknik bilirkişiden ek rapor almak, hasıl olacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir…’’ (8. HD, 16/01/2019, 2016/20006 – 2019/462).
  • ‘‘… Mal rejiminin sona erdiği tarihteki mevcut malların mal rejiminin sona erdiği tarihteki durumlarına göre değerlendirme yapılması gerektiğinden, boşanma dava tarihinden sonra binanın yıkılarak yeni inşaat yapılması durumu göz önünde bulundurulmaksızın Mahkemece, TMK’nin 4. ve TBK’nin 50-51. maddeler uyarınca, davacı lehine uygun bir katkı payı alacağına hükmedilmesi gerekirken, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır…’’ (8. HD, 28/11/2018, 2016/14181 – 2018/19395).
  • Mal rejiminin tasfiyesi davalarında 10 yıllık genel zamanaşımı süresi geçerlidir (8. HD, 13/09/2018, 2016/7944 – 2018/15672).
  • ‘‘… Mal rejimi sona ermeden tasfiyeye gidilemez. Rejim ise, evliliğin boşanma veya iptal kararıyla sona ermesi halinde buna ilişkin davanın açıldığı, ölümle sona ermesi halinde, ölüm tarihinden, mal ayrılığına geçilmesi kararı verilmesi halinde ise, buna ilişkin dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer (TMK m.225). Bu hükme göre, boşanma kararı kesinleşmedikçe tasfiye talebi incelenemez. Boşanma hükmü kesinleşmediğine göre, tasfiyeye ilişkin bu talebin boşanma davasından tefrik edilmesi, boşanmanın kesinleşmesinin beklenmesi ve bundan sonra işin esasının incelenmesi gerekir…’’ (2. HD, 25/04/2018, 2016/17987 – 2018/6655).

Evlilikte Mevcut Mal Rejiminin Mal Ayrılığına Dönüştürülmesi

Eşler, yasada düzenlenmiş bulunan mal rejimlerinden birisini sözleşmeyle kabul edebilecekler, eşler seçimlik mal rejimlerinden birini seçememişlerse aralarında yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanacaktır. Ancak yasa bazı durumların gerçekleşmesi halinde mal ayrılığı dışındaki mevcut mal rejiminin mal ayrılığına dönüştürülebileceği konusunda düzenleme içermektedir. Konu 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 206 ila 212. maddeler arasında düzenlenmiştir.

Mal ayrılığı rejiminin eşler tarafından sözleşme ile kabul edilmiş mal rejimi olması ya da olağanüstü mal rejimi olarak uygulamaya girmesi arasında uygulanacak hükümler açısından fark yoktur. Her iki durumda da TMK’nin 242, 243. maddeleri uygulanır.

Eşlerden Birinin İstemi Üzerine Mevcut Mal Rejiminin Mal Ayrılığına Dönüştürülmesine Karar Verilebilecek Durumlar: 206. maddeye göre, haklı bir sebep varsa hakim, eşlerden birinin istemi üzerine, mevcut mal rejiminin mal ayrılığına dönüşmesine karar verebilir. Özellikle aşağıdaki hallerde haklı bir sebebin varlığı kabul edilir:

  1. Diğer eşe ait malvarlığının borca batık veya ortaklıktaki payının haczedilmiş olması,
  2. Diğer eşin, istemde bulunanın veya ortaklığın menfaatlerini tehlikeye düşürmüş olması,
  3. Diğer eşin, ortaklığın malları üzerinde bir tasarruf işleminin yapılması için gereken rızasını haklı bir sebep olmadan esirgemesi,
  4. Diğer eşin, istemde bulunan eşe malvarlığı, geliri, borçları veya ortaklık malları hakkında bilgi vermekten kaçınması,
  5. Diğer eşin sürekli olarak ayırt etme gücünden yoksun olması.

Eşlerden biri ayırt etme gücünden sürekli olarak yoksun ise, onun yasal temsilcisi de bu sebebe dayanarak mal ayrılığına karar verilmesini isteyebilir.

Mevcut Mal Rejiminin Sona Erme Anı    : TMK’nin 225/II. maddesi hükmünce, mahkemece mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi halinde mal rejiminin dava tarihinde (davanın açıldığı tarih) sona erer (dolayısıyla mal ayrılığı rejiminin de bu tarihte başlar).

Yetkili Mahkeme      : 207. madde mevcut mal rejiminin mal ayrılığına dönüştürülmesi davasında yetkili mahkemeyi belirlemiştir. Madde hükmüne göre; yetkili mahkeme eşlerden herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesidir.

Mal Ayrılığına Geçişten Dönme       : 208. madde mal ayrılığına geçişten dönülebileceği hususunu düzenlemekte olup, madde hükmüne göre; eşler, her zaman yeni bir mal rejimi sözleşmesiyle önceki veya başka bir mal rejimini kabul edebilirler (m.208/I). Mal ayrılığına geçişi gerektiren sebebin ortadan kalkması halinde hakim, eşlerden birinin istemi üzerine eski mal rejimine dönülmesine karar verebilir (m.208/II).

Av. Bahar ÇEBİ

Av. Bahar ÇEBİ

Samsun ve ilçelerinde etkili avukatlık hizmeti sunulmaktadır. 1995 Samsun doğumlu avukatımız, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup 2018 yılından bu yana İstanbul ve Samsun’da edindiği tecrübeyle Samsun’da ve ilçelerinde avukatlık ve arabuluculuk faaliyetlerini sürdürmektedir. Başta Aile, Gayrimenkul ve Miras Hukuku olmak üzere tüm alanlarda müvekkillerine çözüm odaklı hizmet vermekte; İngilizce bilgisiyle uluslararası süreçlerde de destek sağlamaktadır.

Hukukta Netlik, Süreçte Güven

Her Davada Strateji, Her Adımda Şeffaflık

Haklarınız İçin Kararlı ve Etkin Savunma

Telefon Numarası
0 538 515 71 65
WhatsApp
0 538 515 71 65
İletişim
Hemen Ara
Yaz

Copyright Her Hakkı Saklıdır