Boşanmanın Sonuçları Nelerdir ?
Hakimin Re'sen (Kendiliğinden) Karara Bağlayacağı Hususlar
Tedbir Nafakası : Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re’sen alır. Dikkat edilmesi gerekir ki tedbir nafakası dava devam ederken hükmedilen bir nafakadır ve geçici niteliktedir.
Çocukların Durumu ve İştirak Nafakası : Mahkeme boşanma veya ayrılığa karar verirken, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten ve çocuk vesayet altında ise vasinin ve vesayet makamının düşüncesini aldıktan sonra, ana ve babanın haklarını ve çocuk ile olan kişisel ilişkilerini düzenler. Velayetin kullanması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Hakim, istem halinde irat (düzenli taksitler halinde) biçiminde ödenmesine karar verilen bu giderlerin gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir. (Taraflar buna gerek görmezse hakim hükmetmeyebilir. Tedbir nafakası için de geçerlidir).
Hakimin Talep Üzerine Karara Bağlayacağı Hususlar
Yoksulluk Nafakası : Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusurlu olması şart değildir.
Maddi Tazminat : Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir.
Manevi Tazminat : Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.
Maddi tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir. Manevi tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilemez. İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafaka;
- Alacaklı tarafın yeniden evlenmesi
- Taraflardan birinin ölümü halinde KENDİLİĞİNDEN kalkarken,
- Alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması,
- Yoksulluğunun ortadan kalkması,
- Haysiyetsiz hayat sürmesi halinde MAHKEME KARARIYLA kaldırılır.
Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir. Hakim, istem halinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir. Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden 1 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Anlaşmalı boşanmadan sonra tazminat, nafaka vs. istenemez. Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.
BOŞANMANIN SONUÇLARI
1) Kendiliğinden Doğan Sonuçlar
- Evlilik Birliğinin Sona Ermesi : Boşanma kararıyla eşler arasındaki evlilik birliği hukuken sona ermektedir. Boşanma kararı bozucu yenilik doğuran karar niteliğindedir. Böylece boşanma halinde evlilik birliğinin eşlere yüklediği yükümlülükler ve eşlere tanıdığı haklar ortadan kalkmaktadır. Boşanma kararıyla erkek hemen kadınsa 300 günlük yasal bekleme süresi sonunda yeniden evlenme imkanına kavuşmaktadır.
- Kişisel Durumların Değişmesi veya Korunması : Boşanma ile evlenmeyle kazanılmış olan kişisel durumlardan bazıları değişirken (mesela karının kocasının soyadını kaybederek evlenmeden önceki soyadını yeniden alması) bazılarında bir değişiklik olmaz, eşler bunları aynen korurlar (mesela evlenmeyle kazanılmış olan erginlik, vatandaşlık ve kayın hısımlığı). Kadının boşanmayla soyadı değişebilir ancak kadının boşandığı kocasının soyadını kullanmakta menfaati varsa ve bunun kocaya bir zarar vermeyeceği ispatlanırsa istem üzerine hakim kadına eski kocasının soyadını taşıma izni verebilir. Koca, koşulların değişmesi halinde bu iznin kaldırılmasını isteyebilir.
- Mirasçılık Sıfatının Kaybedilmesi ve Ölüme Bağlı Tasarrufların Hükümsüz Hale Gelmesi : Boşanan eşler bu sıfatla birbirlerinin yasal mirasçısı olamazlar ve boşanmadan önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendilerine sağlanan hakları aksi tasarruftan anlaşılmadıkça kaybederler. Boşanma davası devam ederken ölen davacının mirasçılarından birisi davaya devam edebilir. Mirasçıların devam ettikleri bu dava boşanma davası değil, davalı eşin kusurlu olup olmadığının tespit edilmesi davasıdır. Davalı eş dava sırasında ölürse mirası diğer eşe geçebilmektedir. Yasa koyucunun buradaki mantığı, davalının boşanma için iradesinin olmaması ve evliliğe devam etmek istemesidir. Ölüme bağlı tasarruflarda, bunlarda boşanmadan sonra dahi hüküm ifade edeceğine ilişkin bir kayıt koyulmamışsa boşanmayla birlikte geçerliliğini kaybetmektedir.
- Mal Rejiminin Tasfiyesi : Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır. Eşler bunu anlaşarak yapabilirler, anlaşamazlarsa bu işlemi hakim yapar.
2) Hakimin Re’sen Düzenlemesi Gereken Sonuçlar
Boşanmada hakimin çocuklarla ilgili re’sen düzenlemesi gereken durumları 3 kısımda toplayabiliriz:
- Çocukların Velayeti : Hakim velayetin boşanan eşlerden hangisine bırakılacağını belirlerken sadece çocuğun menfaatini göz önünde bulundurmalıdır. Hakimin ayrıca imkan bulunduğu ölçüde ana ve babayı dinlemesi ile çocuğun fikrini alması gerekir.
- Çocukla İlgili Kişisel İlişki Kurulması : Hakim, boşanma sonucu velayet kendisine bırakılmayan eşin çocuk ile kişisel ilişkisini ne zaman ve ne şekilde kuracağını kararlaştırmak zorundadır. Hakim bu ilişkiyi düzenlerken çocuğun sağlık, eğitim ve ahlak bakımlarından yararlarını esas tutmalıdır. Ana-babadan her biri diğerinin çocuk ile kişisel ilişkisini zedelemekten, çocuğun eğitilmesini ve yetiştirilmesini engellemekten kaçınmakla yükümlüdür. Kişisel ilişki sebebiyle çocuğun huzuru tehlikeye girer veya ana ve baba bu haklarını öngörülen yükümlülüklerine aykırı kullanır ya da çocuk ile ciddi olarak ilgilenmez yahut diğer önemli sebepler varsa kişisel ilişki kurma hakkı reddedilebilir veya kendilerinden alınabilir.
- Çocuğun Bakımı (İştirak Nafakası) : Çocuğun bakımı ve yetiştirilmesi yükümü çocuk kendisine bırakılmış olan tarafa ait olacaktır. Ancak kanunumuz diğer tarafı da ‟gücü oranındaˮ çocuğun bakımı ve eğitimiyle ilgili giderlere katılmakla yükümlü kılmıştır. Bundan dolayı çocuk kendisine bırakılmamış olan taraf çocuğun bakımı için bir nafaka ödeyecektir. Uygulamada bu nafakaya ‟iştirak nafakasıˮ denmektedir. Hakim iştirak nafakasını belirlerken nafaka ödeyecek olan tarafın mali gücünü ve çocuğun ihtiyaçlarını ve çocuk kendisine bırakılmamış olan tarafın ekonomik durumunu göz önünde bulundurmak zorundadır. İştirak nafakası velayet hakkındaki mahkeme hükmünün kesinleştiği tarihten başlayarak çocuğun ergin olduğu güne kadar devam eder. Ancak çocuğun eğitimi devam ediyorsa bu nafaka da devam eder. Nafaka miktarı çocuğun ihtiyaçlarının artması ve enflasyon gibi nedenlerden etkileneceği için her yıl dava açmadan mahkemeye başvurarak yeniden ayarlatılabilir.
- Çocukla İlgili Önlemlerin Değiştirilmesi : Yeni olayların çıkması halinde re’sen veya taraflardan birinin istemi üzerine daha önceden alınmış olan önlemleri yeniden gözden geçirerek gerekirse değiştirecektir. Mesela velayet hakkını diğer eşe verecek ya da iştirak nafakası miktarını azaltacak ya da çoğaltacaktır. Çocuğun velayeti kendisine bırakılmış olan tarafın yeniden evlenmesi hemen velayetin ondan alınmasını gerektirmez. Burada yeni evlenmenin çocuğun menfaatleri üzerindeki etkisine bakılır ve gerekiyorsa velayet diğer eşe verilir.
3) Talebe Bağlı Sonuçlar
- Eski soyadını taşıma
- Maddi Tazminat : Medeni Kanunda boşanmada kusuru bulunmayan veya daha az kusurlu olan tarafa boşanma yüzünden uğramış olduğu zararların kısmen giderilmesi amacıyla maddi tazminat isteminde bulunma hakkını tanımaktadır. Maddi tazminat isteyebilmek için; istemde bulunan tarafın kusursuz ya da daha az kusurlu olması, davalının kusurlu olması ve tazminat talep eden eşin mevcut ya da beklenen bir menfaati boşanma yüzünden zedelenmiş olmalıdır. Mevcut menfaatten maksat, evlilik birliği boşanmayla ortadan kalkmasaydı kusursuz ya da daha az kusurlu olan eşin sağlamaya devam edecek olduğu menfaattir. Örnek olarak, eşinin geliriyle iyi yaşayan eşin boşanmayla zor durumda kalması verilebilir. Beklenen menfaatin zedelenmesiyse, kusursuz ya da daha az kusurlu olan eşin evlilik devam etmiş olsaydı ileride sağlayacak olduğu bir takım yararların boşanma sonucu elde edilememesidir. Örnek olarak, ölüme bağlı tasarruflardan doğacak alacaktan yoksun kalınması verilebilir. Hakim maddi tazminatın miktarını takdir ederken her iki tarafın ekonomik ve sosyal durumlarını, evliliğin devam süresini ve tarafların boşanmadaki kusur derecelerini de göz önünde bulundurmalıdır. Tazminatın şeklini de hakim takdir eder. Tazminat belli bir meblağın toptan veya durumun gereklerine göre irat şeklinde ödenmesi veya bazı malların davacıya verilmesi biçiminde olabilir.
- Manevi Tazminat : Davalı tarafın kusurlu olması şarttır. Burada kusurun varlığı yeterli olup, ağır olması gerekmemektedir. Ayrıca, boşanmaya sebebiyet veren olayların tazminat isteyen tarafın kişilik haklarını zedelemiş olması da gerekmektedir. Davacı tarafın kişilik haklarının hangi hallerde zedelenmiş olduğu boşanmaya sebep olan olayların mahiyetine ve istemde bulunan tarafın duyduğu elem ve üzüntünün derecesine göre tayin edilir. Mesela boşanma sebebinin zina, haysiyetsiz hayat sürme veya küçük düşürücü suç işleme olması manevi tazminat hakkını doğurabilir. Manevi tazminatın miktarını da hakim tayin eder. Burada hakimin istemde bulunan tarafın kişilik haklarının boşanma yüzünden ne surette zedelenmiş olduğunu saptaması gerekir. Hakim boşanmaya sebep olan olayların ağırlığına ve davalının mali gücüne göre tazminat miktarını tayin edecektir. Hakim manevi tazminatta mutlaka bir miktar paraya hükmedecektir ve bu para peşin olarak ödenecektir. Manevi tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilemez.
- Yoksulluk Nafakası : Boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olan tarafın kusursuz ya da daha az kusurlu olması şartıyla diğer taraftan süresiz olarak isteyeceği nafakadır. Kendi kaynakları ile yaşaması için zorunlu olan vasıtaları kişi sağlayamıyorsa yoksulluğa düşeceği kabul edilir. Bu nafaka eşlerin mali durumlarına getireceği etkiyi hafifletmek için verilir. Bu nafakanın bağlanabilmesi için; taraflardan birinin istemde bulunması, bu kişinin kusurunun diğer taraftan ağır olmaması ve istemde bulunan tarafın boşanma yüzünden yoksulluğa düşme tehlikesiyle karşı karşıya kalması gerekir. Hakimin takdir edeceği yoksulluk nafakasının istemde bulunan tarafın yoksulluğa düşmesini önleyecek ve onun geçinmesine yetecek miktarda olması ile bunu ödeyecek olan tarafın mali gücüyle orantılı bulunması gerekir.
- Nafakanın Süresi : Nafaka kural olarak süresiz bağlanır. Ancak nafaka alan tarafın yeniden evlenmesi, evlenme olmadan fiili olarak bir başkasıyla devamlı yaşaması, haysiyetsiz hayat süresi, yoksulluğunun ortadan kalkması sebeplerinden birinin varlığı ya da taraflardan birinin ölümü nedeniyle nafaka kesilir. Yoksulluk nafakasının, tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektiği hallerde artırılmasına veya azaltılmasına karar verilebilir. Hakim, istem halinde irat şeklinde ödenmesine karar verilen yoksulluk nafakasının ya da maddi tazminatın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğine karar verebilir.
Zamanaşımı : Evliliğin boşanmayla sona ermesinde doğan dava hakları boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden 1 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
Eşlerin Hukuki İşlemleri : Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, eşlerden her biri diğeri ve üçüncü kişilerle her türlü hukuki işlemi yapabilir. Ancak bu kuralın üç istisnası vardır:
- Aile Konutu : Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Rızayı sağlayamayan veya haklı bir sebep olmadan kendisine rıza verilmeyen eş, hakimin müdahalesini isteyebilir. Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini isteyebilir. Aile konutu eşlerden biri tarafından kira ile sağlanmışsa, sözleşmenin tarafı olmayan eş, kiralayana yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı haline gelir ve bildirimde bulunan eş diğeri ile müteselsilen sorumlu olur.
- Tasarruf Yetkisinin Sınırlandırılması : Ailenin ekonomik varlığının korunması veya evlilik birliğinden doğan mali bir yükümlülüğün yerine getirilmesi gerektirdiği ölçüde, eşlerden birinin istemi üzerine hakim, belirleyeceği malvarlığı değerleriyle ilgili tasarrufların ancak onun rızasıyla yapılabileceğine karar verebilir. Hakim bu durumda gerekli önlemleri alır. Hakim, eşlerden birinin taşınmaz üzerinde tasarruf yetkisini kaldırırsa, re’sen durumun tapu kütüğüne şerh edilmesine karar verir.
- Paylı Mülkiyette Payın Devri İşlemi : Paylı mülkiyette kural, herkesin payı üzerinde istediği işlemi yapabilmesidir. Evlilikteyse buna bir istisna getirilmiştir. Kanun eşlerden birinin paylı mülkiyet konusu olan bir maldaki payı üzerin hukuki işlemlerde bulunmasını diğer eşin rızası şartına bağlamaktadır. Eşler aksine anlaşma yaparak bu şartı ortadan kaldırabilirler.