Çalışma Saatleri: 08:00 - 19:00
Bir yargılama makamı tarafından verilen kararın hatalı ve hukuka aykırı olup olmadığı konusunda başka bir yargılama makamı tarafından incelenmesine kanun yolu denir.
Kanun yoluna başvurma hakkı olanlar:
─ Cumhuriyet savcısı, sanık lehine olarak da kanun yollarına başvurabilir.
─ Cumhuriyet savcısı tarafından aleyhine kanun yoluna gidilen karar, sanık lehine bozulabilir veya değiştirilebilir. Cumhuriyet savcısı, kanun yoluna sanık lehine başvurduğunda, yeniden verilen hüküm önceki hükümde tayin edilmiş olan cezadan daha ağır bir cezayı içeremez.
Başvurudan Vazgeçilmesi ve Etkisi
Henüz kesinleşmemiş olan kararlara karşı gidilebilen kanun yollarına olağan kanun yolları denir. Olağan kanun yolları İtiraz, İstinaf ve Temyiz kanun yollarıdır.
İlk derece mahkemelerinin hüküm dışındaki kararlarına itiraz edilebilir (Görevsizlik, yetkisizlik, gözlem altına alma, tutuklama, arama, yakalama gibi). İtiraz, kararın yerine getirilmesinin geriye bırakılması sonucunu doğurmaz. Ancak, kararına itiraz edilen makam geriye bırakılmasına karar verebilir(İstisna:Gözlem altına alma).
SÜRE: Kararı öğrendiği günden itibaren 7 gün içinde yapılır. Kararına itiraz edilen hakim veya mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok 3 gün içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir.
İlk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulabilir. 15 yıl ve daha fazla hapis cezasına ilişkin hükümler, Bölge Adliye Mahkemelerince re’sen incelenir. İstinaf başvurusunu Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) inceler. İstinaf yoluna ilgili kararın öğrenilmesinden itibaren 7 gün içinde gidilebilir. Bölge Adliye Mahkemesi karar ve hükümlerine karşı direnilemez. İstinaf kanun yolunda hüküm, hem maddi olay yönünden hem de hukuki yönden incelenir.
BAM’ın bozma dışındaki kararlarına karşı yapılır. Yalnızca hukuki inceleme yapılır. Temyiz mercii Yargıtay’dır. Temyiz süresi 15 gündür (2017). Temyiz merciin verdiği karar karşı Bölge Adliye veya ilk derece mahkemesi direnebilir. Direnme durumunda dosya Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından kesin olarak karara bağlanır.
Kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreye soruşturma evresi denir. Soruşturma evresi yazılıdır (işlemler tutanağa bağlanır), gizlidir, dağınıktır, kamusaldır. Suç şüphesini öğrenme ihbar, şikayet, suç duyurusu veya savcının suçu re’sen öğrenmesiyle başlar.
Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hallerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra yeni delil meydana çıkmadıkça, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz.
Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararına İtiraz: Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren 15 gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hakimliğine itiraz edebilir.
Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı bir iddianame düzenler. Savcının düzenlediği iddianame mahkeme tarafından 15 gün içinde eksik ve hatalı noktaların tamamlanması için başsavcılığa iade edilebilir. Aşağıda belirtilen şekilde düzenlenen iddianameler iade edilebilir:
a) Unsurları (CMK m.170) aykırı olarak düzenlenen
b) Suçun sübutuna doğrudan etki edecek mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen
c) Önödemeye veya uzlaştırmaya ya da seri muhakeme usulüne tabi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan işlerde önödeme veya uzlaştırma ya da seri muhakeme usulü uygulanmaksızın düzenlenen
d) Soruşturma veya kovuşturma yapılması izne veya talebe bağlı olan suçlarda izin alınmaksızın veya talep olmaksızın düzenlenen.
─ 15 gün içinde iade edilmeyen iddianame kabul edilmiş sayılır.
─ Suçun hukuki nitelendirilmesi sebebiyle iddianame iade edilemez.
─ İade kararına karşı sadece Cumhuriyet savcısı itiraz edebilir.
─ Cumhuriyet savcısı, iddianamenin iadesi üzerine, kararda gösterilen eksiklikleri tamamladıktan ve hatalı noktaları düzelttikten sonra, kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesini gerektiren bir durumun bulunmaması halinde, yeniden iddianame düzenleyerek dosyayı mahkemeye gönderir. İlk kararda belirtilmeyen sebeplere dayanılarak yeniden iddianamenin iadesi yoluna gidilemez. Mahkemenin iddianameyi kabul etmesi halinde kamu davası açılmış olur ve kovuşturma evresi başlar.
Cezayı kaldıran şahsi sebep olarak etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını gerektiren koşulların ya da şahsi cezasızlık sebebinin varlığı halinde, Cumhuriyet savcısı kovuşturmaya yer olmadığı kararı verebilir. Bu şekilde Cumhuriyet savcısının takdir yetkisini kullanarak vermiş olduğu kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz edilemez (CMK m.173/5).
Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi: Uzlaştırma veya önödeme kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere, Cumhuriyet savcısı, üst sınırı 3 yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı, yeterli şüphenin varlığına rağmen, kamu davasının açılmasının 5 yıl süre ile ertelenmesine karar verebilir. Suçtan zarar gören veya şüpheli, bu karara karşı 173 üncü madde hükümlerine göre itiraz edebilir.
Kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilebilmesi için;
a) Şüphelinin daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezası ile mahkum olmamış bulunması
b) Yapılan soruşturmanın, kamu davası açılmasının ertelenmesi halinde şüphelinin suç işlemekten çekineceği kanaatini vermesi
c) Kamu davası açılmasının ertelenmesinin, şüpheli ve toplum açısından kamu davası açılmasından daha yararlı olması
d) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı ve Cumhuriyet savcısı tarafından tespit edilen zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi.
Tüm bu koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekir. Erteleme süresi içinde içinde kasıtlı bir suç işlenmediği takdirde, kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir. Erteleme süresi içinde kasıtlı bir suç işlenmesi halinde kamu davası açılır. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez. Kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararlar, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hakim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, bu amaç için kullanılabilir.
Bu hükümler; a) Suç işlemek için örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları ile örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar, b) Kamu görevlisi tarafından görevi sebebiyle veya kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen suçlar ile asker kişiler tarafından işlenen askeri suçlar, c) Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar hakkında uygulanmaz.
İddianamenin kabulüyle, kamu davası açılmış olur ve kovuşturma evresi başlar. Kovuşturma evresinin başlamasıyla şüpheli sanık sıfatını kazanır. Bu evrede mahkeme duruşma günü belirler ve iddianame, çağrı kağıdı ile birlikte sanığa tebliğ olunur. Çağrı kağıdın tebliğiyle duruşma günü arasında en az 1 hafta süre bulunması gerekir(Bu süreye uyulmamış ise sanık duruşmaya ara verilmesini isteyebilir. Ayrıca bu hakkı kendisine hatırlatılır(CMK m.190/2/koruyucu süre)). Getirilecek belge ve tanıklara ilişkin bildirimler duruşma tarihinden en az 5 gün önce yapılmalıdır. Hakkında tutuklama kararı verilmesi veya yakalama emri düzenlenmesi için yeterli nedenler bulunan veya çağrıldığı halde gelmeyen şüpheli veya sanığın zorla getirilmesine karar verilebilir. Çağrıya rağmen gelmeyen tanık, bilirkişi, mağdur ve şikayetçi ile ilgili olarak da zorla getirme kararı verilebilir. Kovuşturma evresinde birden çok savcı veya avukat duruşmaya katılabilir.
Sözlülük: Deliller sözlü olarak tartışılır.
Doğrudan doğruyalık: Hakim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir(CMK m.217).
Kesintisizlik: Duruşmaya, kural olarak ara verilmeksizin devam edilerek hüküm verilir. İstisna: Zorunlu hallerde davanın makul sürede sonuçlandırılmasını olanaklı kılacak surette duruşmaya ara verilebilir(CMK m.190/1).
Alenilik (Açıklık): Duruşma kural olarak herkese açıktır. Ancak bu kuralın istisnaları vardır.
İhtiyari Kapalılık: Genel ahlak veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde mahkeme duruşmanın bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına karar verebilir. Duruşmanın kapalı yapılması konusundaki gerekçeli karar ile hüküm açık duruşmada açıklanır.
Zorunlu Kapalılık: Sanık, 18 yaşını doldurmamış ise duruşma kapalı yapılır; hüküm de kapalı duruşmada açıklanır. Kapalı duruşmada mahkeme, bazı kişilerin hazır bulunmasına izin verebilir. Ancak duruşmada, hükme katılacak hakimler ve Cumhuriyet savcısı ile zabıt katibinin ve zorunlu müdafiin hazır bulunması şarttır.
Yayın yasağı: Kapalı duruşmanın içeriği hiçbir iletişim aracıyla yayımlanamaz.
Duruşmanın Düzen ve Disiplini: Duruşmanın düzen ve disiplini mahkeme başkanı veya hakim tarafından sağlanır. Mahkeme başkanı veya hakim, duruşmanın düzenini bozan kişinin salondan çıkarılmasını emreder. Avukatlar ve çocuklar hariç, karşı çıkanlara 4 güne kadar disiplin hapsi uygulanır. Zorunlu hallerde sanık da salondan çıkartılabilir. Ancak bu durumda müdafii yoksa, zorunlu müdafi görevlendirilir.
Duruşmada hazır bulunacaklar: Aşağıdaki kişilerin duruşmada mutlaka bulunması gerekir:
Kural olarak hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz. Mahkeme, sanığın hazır bulunmasına ve zorla getirme kararı veya yakalama emriyle getirilmesine her zaman karar verebilir. Sanık hazır bulunmasa da müdafii bütün oturumlarda hazır bulunmak yetkisine sahiptir. Ancak CMK, sanık hazır bulunmasa bile bazı hallerde sanığın yokluğunda duruşma yapılabileceğini belirtmiştir (Suçun sadece adli para cezası veya müsadereyi gerektirmesi, mahkumiyet dışında bir karar verilmesi, sorgusu yapılmış sanığın savunması, duruşmanın disiplinini bozan sanığın dışarı çıkartılması, tanık veya suç ortaklarının dinlenmesi sırasında sanığın dışarı çıkartılması, sanığın bağışık tutulması, sanığın istinabe yoluyla sorgusu, sanığın kaçak olması).
Aşağıdaki kişiler sanığa, katılana, tanıklara, bilirkişilere ve duruşmaya çağrılmış diğer kişilere, duruşma disiplinine uygun olarak doğrudan soru yöneltebilirler:
Sanık ve katılan da mahkeme başkanı veya hakim aracılığı ile soru yöneltebilir. Yöneltilen soruya itiraz edildiğinde sorunun yöneltilmesinin gerekip gerekmediğine, mahkeme başkanı karar verir.
Duruşma sonucunda mahkeme vicdani kanaatine göre hüküm verir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkumiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi düşmesi kararı, hükümdür.
Beraat Kararı: Aşağıdaki hallerde beraat kararı verilir:
Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Kararı: Aşağıda yer alan sebeplerden dolayı ceza verilmemesi halinde, ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir:
Mahkumiyet Kararı: Yüklenen suçu işlediğinin sabit (kesin) olması halinde, sanık hakkında mahkumiyet kararı verilir.
Davanın Reddi: Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir.
Düşme Kararı: Düşme sebeplerinin varlığı (sanığın ölümü, dava zamanaşımı, genel af, şikayetten vazgeçme, uzlaşma, önödeme) ya da dava şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde (iznin verilmemesi, talepte bulunulmaması, dokunulmazlığın kaldırılmaması gibi), davanın düşmesine karar verilir.
Durma Kararı: Dava şartının gerçekleşebileceği ihtimali varsa (örneğin kamu görevlisi hakkında yetkli merciin izin vermesi gibi) gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Durma kararı yargılamayı sona erdirmediğinden hüküm sayılmaz. Bu karara itiraz edilebilir.
Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlar, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikayetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilirler. Kanun yolu mahkemesinde davaya katılma isteğinde bulunulamaz. Ancak, ilk derece mahkemesinde ileri sürülüp reddolunan veya karara bağlanmayan katılma istekleri, kanun yolu başvurusunda açıkça belirtilmişse incelenip karara bağlanır. Katılma istemi mahkemeye dilekçe verme veya tutanağa geçirilmek suretiyle sözlü yapılabilir. Katılma davayı durdurmaz. Katılan, C. Savcısına bağlı olmaksızın kanun yollarına başvurabilir. Katılan vazgeçerse veya ölürse katılma hükümsüz kalır. Mirasçılar, katılanın haklarını takip etmek üzere davaya katılabilirler.
Ceza muhakemesi hukukunda deliller akli olmalı ve hukuka uygun olarak elde edilmiş olmalıdır. Hukuka aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez.
Ortaya konulması istenilen bir delil aşağıda yazılı hallerde reddolunur(CMK m.206/2):
a) Delil, kanuna aykırı olarak elde edilmişse
b) Delil ile ispat edilmek istenilen olayın karara etkisi yoksa
c) İstem, sadece davayı uzatmak maksadıyla yapılmışsa.
Duruşmada bir delilin ortaya konulmasından sonra söz sırasıyla;
Ceza muhakemesinde fail suçsuzluğunu ispatla yükümlü değildir. Cumhuriyet savcısı, failin suçlu olup olmadığı konusunda ispat yükü altındadır. Bir iddia ispat edilemezse, ispat edilmemiş sayılır. Hakimler iddia ve savunma ışığında sunulan, tartışılan delillere binaen vicdani kanaatlerine göre karar verirler.
1. Şüpheli veya sanığa olan yakınlıkları sebebiyle tanıklıktan çekinebilecekler (Bu kişiler, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle tanıklıktan çekinmenin önemini anlayabilecek durumda değilse, kanuni temsilcilerinin rızalarıyla tanık olarak dinlenebilirler. Ancak kanuni temsilci şüpheli veya sanık ise, bu kişilerin çekinmeleri konusunda karar veremez):
a) Şüpheli veya sanığın nişanlısı
b) Evlilik bağı kalmasa bile şüpheli veya sanığın eşi
c) Şüpheli veya sanığın kan hısımlığından veya kayın hısımlığından üstsoy veya altsoyu
d) Şüpheli veya sanığın 3. derece dahil kan veya 2. derece dahil kayın hısımları
e) Şüpheli veya sanıkla aralarında evlatlık bağı bulunanlar
Tanıklıktan çekinebilecek olan kimselere, dinlenmeden önce tanıklıktan çekinebilecekleri bildirilir. Bu kimseler, dinlenirken de her zaman tanıklıktan çekinebilirler. Bu kişiler tanıklıktan çekinmezse, yemin verip vermemek mahkemenin takdirine bağlıdır. Ancak, mahkeme yemin teklif etse dahi tanık yemin etmekten çekinebilir.
2. Meslekleri ve sürekli uğraşıları sebebiyle öğrendikleri bilgiler konusunda tanıklıktan çekinmesi gerekenler:
a) Avukatlar veya stajyerleri veya yardımcıları
b) Hekimler, diş hekimleri, eczacılar, ebeler ve bunların yardımcıları ve diğer bütün tıp meslek veya sanatları mensupları
c) Mali işlerde görevlendirilmiş müşavirler ve noterler
(b) ve (c) bendinde gösterilen kişiler sır sahibi rıza gösterirse tanıklıktan çekinemezler. Avukatlar veya stajyerleri veya yardımcıları ise sır sahibi rıza gösterse bile tanıklıktan çekinebilirler.
3. Kendisi veya yakınları aleyhine tanıklıktan (kısmi) çekinme: Tanık, kendisini ve yakınlarını ceza kovuşturmasına uğratabilecek nitelikte olan sorulara cevap vermekten çekinebilir. Tanığa cevap vermekten çekinebileceği önceden bildirilir.
4. Cumhurbaşkanının tanıklıktan çekinmesi: Cumhurbaşkanı kendi takdiri ile tanıklıktan çekinebilir. Tanıklık yapmayı istemesi halinde beyanı konutunda alınabilir ya da yazılı olarak gönderebilir.
Yemin verilmesi yasak olan tanıklar:
a) 15 yaşını doldurmamış olanlar
b) Ayırt eme gücüne sahip olmamaları nedeniyle yeminin niteliği ve önemini kavrayamayanlar
c) Soruşturma veya kovuşturma konusu suçlara iştirakten veya bu suçlar nedeniyle suçluyu kayırmaktan ya da suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirmekten şüpheli, sanık veya hükümlü olanlar.
Çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren konularda hakim veya mahkeme resen veya tarafların talebi üzerine bilirkişinin oy ve görüşüne başvurulabilir. Ancak hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözülmesi olanaklı konularda bilirkişi dinlenemez. Kural olarak bilirkişiye başvurulması zorunlu değildir. Fakat çözümü teknik ve uzmanlığı gerektiren konularda hakimin kendi teknik bilgisinden ziyade bilirkişiye başvurması delillerin müşterekliği ilkesinin sonucu olarak gereklidir. Ceza muhakemesinde belirtilen bu haller: sahte para ve değerler üzerinden inceleme yapılması, gözlem altına alma, fail ve diğer kişiler üzerinde beden muayenesi yapma ve bu kişilerden örnek alma, moleküler genetik inceleme, otopsi, ölünün adli muayenesi, zehirlenme şüphesi üzerine yapılacak incelemedir. Bilirkişinin vermiş olduğu mütalaa başlı başına bir delil değil, delillerin değerlendirilmesi aracıdır. Bilirkişi hakimin müşaviri olduğundan bilirkişinin mütalaası hakimi bağlamaz. Görevlendirilebilecek bilirkişi sayısını hakim ya da C. Savcısı belirler. Otopsi sırasında bilirkişi sayısının en az iki olması gerektiği kanunda düzenlenmiştir.
Soruşturma evresinde savcı da bilirkişi atayabilir. Bilirkişiler, gerçek veya tüzel kişiler arasından seçilirler. İl adli yargı adalet komisyonları tarafından her yıl düzenlenen bilirkişi listelerinde yer alanlar listeye kaydolduklarında, bu listede yer almayan bilirkişiler ise kendilerini atayan mercii huzurunda tarafsız olacaklarına dair yemin ederler. Bilirkişinin görevini yerine getireceği süre en çok 3 aydır. Gerekli görüldüğünde bu süre, en çok 3 ay daha uzatılabilir. Bu sürede raporunu vermeyen bilirkişi hemen değiştirilebilir. Bu bilirkişi listeden çıkartılabilir ve kendisine doğan zararlar ödettirilebilir. Bilirkişi raporunda, hakim tarafından yapılması gereken hukuki değerlendirmelerde bulunulamaz. Bilirkişi, görevini yerine getirmek amacıyla bilgi edinmek için şüpheli veya sanık dışındaki kimselerin de bilgilerine başvurabilir.
Bilirkişinin Reddi: Hakimin reddini gerektiren sebepler, bilirkişi hakkında da geçerlidir. Cumhuriyet savcısı, katılan, vekili, şüpheli veya sanık, müdafii veya kanuni temsilci, bilirkişinin reddini isteyebilirler. Ret istemi hakim veya mahkemeye yapılır. Soruşturma evresinde savcı tarafından kabul edilmeyen ret istemi sulh ceza hakimi tarafından incelenir.
Bilirkişilikten Çekinme: Tanıklıktan çekinmeyi gerektirecek sebepler bilirkişiler hakkında da geçerlidir. Bilirkişi, geçerli diğer sebeplerle de görüş bildirmekten çekinebilir.
Görevini yapmayan bilirkişi hakkındaki işlem: Yasal bir sebep olmaksızın bilirkişilikten veya yeminden çekinen bilirkişi hakkında, bundan doğan giderlere hükmedilmekle beraber, yemininin veya bilirkişiliğin gerçekleştirilmesi için dava hakkında hüküm verilinceye kadar ve her halde 3 aya kadar disiplin hapsi verilebilir. Kişi bilirkişilik yükümlülüğünü yerine getirirse hemen serbest bırakılır.
Fiili işlediği yolunda kuvvetli şüpheler bulunan şüpheli veya sanığın akıl hastası olup olmadığını, akıl hastası ise ne zamandan beri hasta olduğunu ve bunun, kişinin davranışları üzerindeki etkilerini saptamak için uzman hekimin önerisi üzerine, resmi bir sağlık kurumunda gözlem altına alınmasına karar verilebilir. Gözlem altına alma kararı soruşturma evresinde sulh ceza hakimi, kovuşturma evresinde mahkeme tarafından verilebilir. Savcı tarafından gözlem altına alma kararı verilemez. Gözlem altına alma kararı verilmeden önce müdafi ve savcı dinlenmelidir. Şüpheli veya sanığın müdafii yoksa zorunlu müdafi görevlendirilir. Gözlem süresi 3 haftayı geçemez. Bu süre her seferinde 3 haftayı geçmemek üzere uzatılabilir; ancak sürelerin toplamı 3 ayı geçemez. Gözlem altına alınma kararına karşı itiraz yoluna gidilebilir; itiraz, kararın yerine getirilmesini durdurur.
Samsun ve ilçelerinde etkili avukatlık hizmeti sunulmaktadır. 1995 Samsun doğumlu avukatımız, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup 2018 yılından bu yana İstanbul ve Samsun’da edindiği tecrübeyle Samsun’da ve ilçelerinde avukatlık ve arabuluculuk faaliyetlerini sürdürmektedir. Başta Aile, Gayrimenkul ve Miras Hukuku olmak üzere tüm alanlarda müvekkillerine çözüm odaklı hizmet vermekte; İngilizce bilgisiyle uluslararası süreçlerde de destek sağlamaktadır.
Hukukta Netlik, Süreçte Güven
Her Davada Strateji, Her Adımda Şeffaflık
Haklarınız İçin Kararlı ve Etkin Savunma