Ceza Davalarında Kanun Yolları, Soruşturma ve Kovuşturma, Deliller

Ceza Davalarında Kanun Yolları, Soruşturma ve Kovuşturma, Deliller

CEZA MUHAKEMESİNDE KANUN YOLLARI 

(İtiraz, İstinaf, Temyiz, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtirazı, Kanun Yararına Bozma, Yargılamanın Yenilenmesi)

Bir yargılama makamı tarafından verilen kararın hatalı ve hukuka aykırı olup olmadığı konusunda başka bir yargılama makamı tarafından incelenmesine kanun yolu denir.

Kanun yoluna başvurma hakkı olanlar:

  1. Cumhuriyet savcısı
  2. Şüpheli veya sanık
  3. Katılan, katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya (duruşmadan haberdar edilmemiş olan ancak) katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar
  4. Avukat (Müdafii veya vekil)
  5. Şüpheli veya sanığın yasal temsilcisi
  6. Şüpheli veya sanığın eşi

─  Cumhuriyet savcısı, sanık lehine olarak da kanun yollarına başvurabilir.

─  Cumhuriyet savcısı tarafından aleyhine kanun yoluna gidilen karar, sanık lehine bozulabilir veya değiştirilebilir. Cumhuriyet savcısı, kanun yoluna sanık lehine başvurduğunda, yeniden verilen hüküm önceki hükümde tayin edilmiş olan cezadan daha ağır bir cezayı içeremez.

Başvurudan Vazgeçilmesi ve Etkisi

  • Kanun yoluna başvurulduktan sonra bundan vazgeçilmesi, mercii tarafından karar verilinceye kadar geçerlidir. Ancak, Cumhuriyet savcısı sanık lehine yaptığı başvurudan onun rızası olmaksızın vazgeçemez.
  • Müdafiin veya vekilin başvurudan vazgeçebilmesi, vekaletnamede bu konuda özel yetkili kılınmış olması koşuluna bağlıdır.
  • Çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz olduğu için kendisine zorunlu müdafi atanan şüpheli veya sanıklar yararına kanun yoluna başvurulduğunda veya başvurulan kanun yolundan vazgeçildiğinde şüpheli veya sanık ile müdafiin iradesi çelişirse müdafiin iradesi geçerli sayılır.

OLAĞAN KANUN YOLLARI

Henüz kesinleşmemiş olan kararlara karşı gidilebilen kanun yollarına olağan kanun yolları denir. Olağan kanun yolları İtiraz, İstinaf ve Temyiz kanun yollarıdır.

1) İtiraz

İlk derece mahkemelerinin hüküm dışındaki kararlarına itiraz edilebilir (Görevsizlik, yetkisizlik, gözlem altına alma, tutuklama, arama, yakalama gibi). İtiraz, kararın yerine getirilmesinin geriye bırakılması sonucunu doğurmaz. Ancak, kararına itiraz edilen makam geriye bırakılmasına karar verebilir(İstisna:Gözlem altına alma).

SÜRE:  Kararı öğrendiği günden itibaren 7 gün içinde yapılır. Kararına itiraz edilen hakim veya mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok 3 gün içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir.

2) İstinaf

İlk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulabilir. 15 yıl ve daha fazla hapis cezasına ilişkin hükümler, Bölge Adliye Mahkemelerince re’sen incelenir. İstinaf başvurusunu Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) inceler. İstinaf yoluna ilgili kararın öğrenilmesinden itibaren 7 gün içinde gidilebilir. Bölge Adliye Mahkemesi karar ve hükümlerine karşı direnilemez. İstinaf kanun yolunda hüküm, hem maddi olay yönünden hem de hukuki yönden incelenir.

3) Temyiz

BAM’ın bozma dışındaki kararlarına karşı yapılır. Yalnızca hukuki inceleme yapılır. Temyiz mercii Yargıtay’dır. Temyiz süresi 15 gündür (2017). Temyiz merciin verdiği karar karşı Bölge Adliye veya ilk derece mahkemesi direnebilir. Direnme durumunda dosya Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından kesin olarak karara bağlanır.

OLAĞANÜSTÜ KANUN YOLLARI

  1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtirazı: Yargıtay Ceza Dairelerinin birinin kararına karşı başvurulan kanun yoludur. Bu yola re’sen veya istem üzerine başvurulabilir. İtiraz Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na 30 gün içinde savcı tarafından yapılır.
  2. Kanun Yararına Bozma: İstinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen hüküm veya kararların Yargıtay tarafından bozulması için başvurulan kanun yoludur. Başvuruyu Adalet Bakanının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı yapar (Süre sınırı yok).
  3. Yargılamanın Yenilenmesi: Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava kanunda yazılı hallerde yeniden görülür. Bu haller: Sahte belge kullanımı, Yalan tanıklık ve bilirkişilik, Hakimin ciddi kusur, Yeni delil ortaya çıkması, AİHM kararıdır. Yargılamanın yenilenmesi istemi hükmü veren mahkemeye yapılır. Kabul edilirse dava yeniden yapılır. Hükümlü ölse dahi yargılama yenilenebilir. Yargılamanın yenilenmesi istemi hükmün infazını ertelemez, ancak mahkeme infazı erteleme veya durdurma kararı verebilir.

 

CEZA MUHAKEMESİNDE SORUŞTURMA EVRESİ 

(İhbar ve Şikayet, Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı, Kamu Davasının Açılması, Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi)

Kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreye soruşturma evresi denir. Soruşturma evresi yazılıdır (işlemler tutanağa bağlanır), gizlidir, dağınıktır, kamusaldır. Suç şüphesini öğrenme ihbar, şikayet, suç duyurusu veya savcının suçu re’sen öğrenmesiyle başlar.

İhbar ve Şikayet

  • Suça ilişkin ihbar veya şikayet, Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluk makamlarına yapılabilir.
  • Valilik veya kaymakamlığa ya da mahkemeye yapılan ihbar veya şikayet, ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir.
  • Yurt dışında işlenip ülkede takibi gereken suçlar hakkında Türkiye’nin elçilik ve konsolosluklarına da ihbar veya şikayette bulunulabilir.
  • Bir kamu görevinin yürütülmesiyle bağlantılı olarak işlendiği iddia edilen bir suç nedeniyle, ilgili kurum ve kuruluş idaresine yapılan ihbar veya şikayet, gecikmeksizin ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir.
  • İhbar veya şikayet yazılı veya tutanağa geçirilmek üzere sözlü olarak yapılabilir.
  • Yürütülen soruşturma sonucunda kovuşturma evresine geçildikten sonra suçun şikayete bağlı olduğunun anlaşılması halinde; mağdur açıkça şikayetten vazgeçmediği takdirde, yargılamaya devam olunur (Örneğin savcılık hırsızlık suçundan soruşturma yürüterek dava açmış, ancak kovuşturma evresinde suçun hukuki niteliği değişmiş ve mahkeme fiilin aslında hırsızlık değil, güveni kötüye kullanma olduğu kanaatine varmıştır. Bu durumda 6 aylık şikayet süresi geçmiş olsa bile, mahkeme yargılamaya devam eder).
  • Soruşturma işlemleri bizzat savcılık tarafından veya savcılık adına adli kolluk (polis, jandarma, gümrük muhafaza görevlileri ve sahil güvenlik görevlileri) tarafından yapılır. Yani soruşturma işlemlerini idare etme ve sonuç çıkarma savcılık makamına aittir. Soruşturma evresinde savcı tanık dinleyebilir, bilirkişi görevlendirebilir, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde keşif yapabilir, yer gösterme işlemi yapabilir. Savcı sadece sanık aleyhine değil sanık lehine olan delilleri de toplar. 
  • Vali ve kaymakamların kişisel suçları hakkında soruşturma ve kovuşturma yapma yetkisi, ilgilinin görev yaptığı yerin bağlı olduğu bölge adliye mahkemesinin bulunduğu yerdeki il Cumhuriyet başsavcılığı ve aynı yer ağır ceza mahkemesine aittir. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü hallerinde soruşturma genel hükümlere göre yapılır.
  • Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen milletvekili hakkında soruşturma ve kovuşturma yapma yetkisi, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve bu yer ağır ceza mahkemesine aittir. Soruşturmayı Cumhuriyet Başsavcısı veya görevlendireceği vekili bizzat yapar. Başsavcı veya vekili, suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısından soruşturmanın kısmen veya tamamen yapılmasını isteyebilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı zorunlu olan delilleri toplar ve gerekmesi halinde alınacak kararlar bakımından bulunduğu yer sulh ceza hakimliğinden talepte bulunur.                                                                                             İstisna: Suçüstü hali ile gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, Cumhuriyet savcısına erişilemiyorsa veya olay genişliği itibarıyla Cumhuriyet savcısının iş gücünü aşıyorsa, sulh ceza hakimi de bütün soruşturma işlemlerini yapabilir. Bu istisnai durumda sulh ceza hakimi re’sen tutuklama kararı da verebilir (CMK m.163).
  • Soruşturma evresinde hakim kararıyla yapılası gereken işlemler de sulh ceza hakimi tarafından yapılır. Örneğin soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına savcının istemi üzerine sulh ceza hakimi karar verir.

1. Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı

Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hallerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra yeni delil meydana çıkmadıkça, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz.

Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararına İtiraz: Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren 15 gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hakimliğine itiraz edebilir.

2. Kamu Davasının Açılması

Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı bir iddianame düzenler. Savcının düzenlediği iddianame mahkeme tarafından 15 gün içinde eksik ve hatalı noktaların tamamlanması için başsavcılığa iade edilebilir. Aşağıda belirtilen şekilde düzenlenen iddianameler iade edilebilir:

a)   Unsurları (CMK m.170) aykırı olarak düzenlenen

b)   Suçun sübutuna doğrudan etki edecek mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen

c)  Önödemeye veya uzlaştırmaya ya da seri muhakeme usulüne tabi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan işlerde önödeme veya uzlaştırma ya da seri muhakeme usulü uygulanmaksızın düzenlenen

d)  Soruşturma veya kovuşturma yapılması izne veya talebe bağlı olan suçlarda izin alınmaksızın veya talep olmaksızın düzenlenen.

─  15 gün içinde iade edilmeyen iddianame kabul edilmiş sayılır.

─   Suçun hukuki nitelendirilmesi sebebiyle iddianame iade edilemez.

─   İade kararına karşı sadece Cumhuriyet savcısı itiraz edebilir.

─ Cumhuriyet savcısı, iddianamenin iadesi üzerine, kararda gösterilen eksiklikleri tamamladıktan ve hatalı noktaları düzelttikten sonra, kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesini gerektiren bir durumun bulunmaması halinde, yeniden iddianame düzenleyerek dosyayı mahkemeye gönderir. İlk kararda belirtilmeyen sebeplere dayanılarak yeniden iddianamenin iadesi yoluna gidilemez. Mahkemenin iddianameyi kabul etmesi halinde kamu davası açılmış olur ve kovuşturma evresi başlar.

 3. Kamu Davasını Açmada Takdir Yetkisi: Etkin Pişmanlık veya Şahsi Cezasızlık Sebeplerinin Varlığı

Cezayı kaldıran şahsi sebep olarak etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını gerektiren koşulların ya da şahsi cezasızlık sebebinin varlığı halinde, Cumhuriyet savcısı kovuşturmaya yer olmadığı kararı verebilir. Bu şekilde Cumhuriyet savcısının takdir yetkisini kullanarak vermiş olduğu kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz edilemez (CMK m.173/5).

Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi: Uzlaştırma veya önödeme kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere, Cumhuriyet savcısı, üst sınırı 3 yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı, yeterli şüphenin varlığına rağmen, kamu davasının açılmasının 5 yıl süre ile ertelenmesine karar verebilir. Suçtan zarar gören veya şüpheli, bu karara karşı 173 üncü madde hükümlerine göre itiraz edebilir.

Kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilebilmesi için;

a)  Şüphelinin daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezası ile mahkum olmamış bulunması

b) Yapılan soruşturmanın, kamu davası açılmasının ertelenmesi halinde şüphelinin suç işlemekten çekineceği kanaatini vermesi

c) Kamu davası açılmasının ertelenmesinin, şüpheli ve toplum açısından kamu davası açılmasından daha yararlı olması

d)  Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı ve Cumhuriyet savcısı tarafından tespit edilen zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi.

Tüm bu koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekir. Erteleme süresi içinde içinde kasıtlı bir suç işlenmediği takdirde, kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir. Erteleme süresi içinde kasıtlı bir suç işlenmesi halinde kamu davası açılır. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez.  Kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararlar, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hakim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, bu amaç için kullanılabilir.

Bu hükümler; a) Suç işlemek için örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları ile örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar, b) Kamu görevlisi tarafından görevi sebebiyle veya kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen suçlar ile asker kişiler tarafından işlenen askeri suçlar, c) Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar hakkında uygulanmaz.

 

CEZA MUHAKEMESİNDE KOVUŞTURMA EVRESİ

İddianamenin kabulüyle, kamu davası açılmış olur ve kovuşturma evresi başlar. Kovuşturma evresinin başlamasıyla şüpheli sanık sıfatını kazanır. Bu evrede mahkeme duruşma günü belirler ve iddianame, çağrı kağıdı ile birlikte sanığa tebliğ olunur. Çağrı kağıdın tebliğiyle duruşma günü arasında en az 1 hafta süre bulunması gerekir(Bu süreye uyulmamış ise sanık duruşmaya ara verilmesini isteyebilir. Ayrıca bu hakkı kendisine hatırlatılır(CMK m.190/2/koruyucu süre)). Getirilecek belge ve tanıklara ilişkin bildirimler duruşma tarihinden en az 5 gün önce yapılmalıdır. Hakkında tutuklama kararı verilmesi veya yakalama emri düzenlenmesi için yeterli nedenler bulunan veya çağrıldığı halde gelmeyen şüpheli veya sanığın zorla getirilmesine karar verilebilir. Çağrıya rağmen gelmeyen tanık, bilirkişi, mağdur ve şikayetçi ile ilgili olarak da zorla getirme kararı verilebilir. Kovuşturma evresinde birden çok savcı veya avukat duruşmaya katılabilir.

Duruşmanın Özellikleri

Sözlülük:  Deliller sözlü olarak tartışılır.

Doğrudan doğruyalık: Hakim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir(CMK m.217).

Kesintisizlik:  Duruşmaya, kural olarak ara verilmeksizin devam edilerek hüküm verilir. İstisna: Zorunlu hallerde davanın makul sürede sonuçlandırılmasını olanaklı kılacak surette duruşmaya ara verilebilir(CMK m.190/1).

Alenilik (Açıklık):  Duruşma kural olarak herkese açıktır. Ancak bu kuralın istisnaları vardır.

İhtiyari Kapalılık:  Genel ahlak veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde mahkeme duruşmanın bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına karar verebilir. Duruşmanın kapalı yapılması konusundaki gerekçeli karar ile hüküm açık duruşmada açıklanır.

Zorunlu Kapalılık:  Sanık, 18 yaşını doldurmamış ise duruşma kapalı yapılır; hüküm de kapalı duruşmada açıklanır. Kapalı duruşmada mahkeme, bazı kişilerin hazır bulunmasına izin verebilir. Ancak duruşmada, hükme katılacak hakimler ve Cumhuriyet savcısı ile zabıt katibinin ve zorunlu müdafiin hazır bulunması şarttır.

Yayın yasağı:  Kapalı duruşmanın içeriği hiçbir iletişim aracıyla yayımlanamaz.

Duruşmanın Düzen ve Disiplini: Duruşmanın düzen ve disiplini mahkeme başkanı veya hakim tarafından sağlanır. Mahkeme başkanı veya hakim, duruşmanın düzenini bozan kişinin salondan çıkarılmasını emreder. Avukatlar ve çocuklar hariç, karşı çıkanlara 4 güne kadar disiplin hapsi uygulanır. Zorunlu hallerde sanık da salondan çıkartılabilir. Ancak bu durumda müdafii yoksa, zorunlu müdafi görevlendirilir.

Duruşmada hazır bulunacaklar:  Aşağıdaki kişilerin duruşmada mutlaka bulunması gerekir:

  • Hakim(ler)
  • Cumhuriyet Savcısı
  • Zabıt katibi
  • Kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği hallerde müdafi

Sanığın hazır bulunması

Kural olarak hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz. Mahkeme, sanığın hazır bulunmasına ve zorla getirme kararı veya yakalama emriyle getirilmesine her zaman karar verebilir. Sanık hazır bulunmasa da müdafii bütün oturumlarda hazır bulunmak yetkisine sahiptir. Ancak CMK, sanık hazır bulunmasa bile bazı hallerde sanığın yokluğunda duruşma yapılabileceğini belirtmiştir (Suçun sadece adli para cezası veya müsadereyi gerektirmesi, mahkumiyet dışında bir karar verilmesi, sorgusu yapılmış sanığın savunması, duruşmanın disiplinini bozan sanığın dışarı çıkartılması, tanık veya suç ortaklarının dinlenmesi sırasında sanığın dışarı çıkartılması, sanığın bağışık tutulması, sanığın istinabe yoluyla sorgusu, sanığın kaçak olması).

Doğrudan Soru Yöneltme

Aşağıdaki kişiler sanığa, katılana, tanıklara, bilirkişilere ve duruşmaya çağrılmış diğer kişilere, duruşma disiplinine uygun olarak doğrudan soru yöneltebilirler:

  1. Cumhuriyet savcısı
  2. Müdafi
  3. Vekil
  4. Kurul halinde çalışan mahkemelerde, kurulu oluşturan hakimler

Sanık ve katılan da mahkeme başkanı veya hakim aracılığı ile soru yöneltebilir. Yöneltilen soruya itiraz edildiğinde sorunun yöneltilmesinin gerekip gerekmediğine, mahkeme başkanı karar verir.

Duruşmanın Sona Ermesi ve Hüküm

Duruşma sonucunda mahkeme vicdani kanaatine göre hüküm verir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkumiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi düşmesi kararı, hükümdür.

Beraat Kararı: Aşağıdaki hallerde beraat kararı verilir:

  1. Fiilin suç sayılmaması
  2. Suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması
  3. Failin kast veya taksirinin bulunmaması
  4. Olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması
  5. Suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması

Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Kararı: Aşağıda yer alan sebeplerden dolayı ceza verilmemesi halinde, ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir:

  1. Yaş küçüklüğü
  2. Akıl hastalığı
  3. Sağır ve dilsizlik
  4. Geçici nedenler
  5. Hukuka aykırı fakat bağlayıcı emrin yerine getirilmesi
  6. Zorunluluk hali
  7. Cebir veya tehdit
  8. Meşru savunmada sınırın heyecan, korku ve telaş nedeniyle aşılması
  9. Kusurluluğu ortadan kaldıran hataya düşülmesi
  10. Etkin pişmanlık
  11. Şahsi cezasızlık sebebi
  12. Karşılıklı hakaret
  13. İşlenen fiilin haksızlık içeriğinin azlığı

Mahkumiyet Kararı: Yüklenen suçu işlediğinin sabit (kesin) olması halinde, sanık hakkında mahkumiyet kararı verilir.

Davanın Reddi: Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir.

Düşme Kararı: Düşme sebeplerinin varlığı (sanığın ölümü, dava zamanaşımı, genel af, şikayetten vazgeçme, uzlaşma, önödeme) ya da dava şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde (iznin verilmemesi, talepte bulunulmaması, dokunulmazlığın kaldırılmaması gibi), davanın düşmesine karar verilir.

Durma Kararı: Dava şartının gerçekleşebileceği ihtimali varsa (örneğin kamu görevlisi hakkında yetkli merciin izin vermesi gibi) gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Durma kararı yargılamayı sona erdirmediğinden hüküm sayılmaz. Bu karara itiraz edilebilir.

Kamu Davasına Katılma

Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlar, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikayetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilirler. Kanun yolu mahkemesinde davaya katılma isteğinde bulunulamaz. Ancak, ilk derece mahkemesinde ileri sürülüp reddolunan veya karara bağlanmayan katılma istekleri, kanun yolu başvurusunda açıkça belirtilmişse incelenip karara bağlanır. Katılma istemi mahkemeye dilekçe verme veya tutanağa geçirilmek suretiyle sözlü yapılabilir. Katılma davayı durdurmaz. Katılan, C. Savcısına bağlı olmaksızın kanun yollarına başvurabilir. Katılan vazgeçerse veya ölürse katılma hükümsüz kalır. Mirasçılar, katılanın haklarını takip etmek üzere davaya katılabilirler.

CEZA MUHAKEMESİNDE DELİLLER 

(Şüpheli/Sanık Beyanı, Tanık Beyanı, Bilirkişi Mütalaası, Gözlem Altına Alınma)

Ceza muhakemesi hukukunda deliller akli olmalı ve hukuka uygun olarak elde edilmiş olmalıdır. Hukuka aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez.

Ortaya konulması istenilen bir delil aşağıda yazılı hallerde reddolunur(CMK m.206/2):

a) Delil, kanuna aykırı olarak elde edilmişse

b) Delil ile ispat edilmek istenilen olayın karara etkisi yoksa

c) İstem, sadece davayı uzatmak maksadıyla yapılmışsa.

  • Deliller hüküm kesinleşinceye kadar davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Delil, sadece geç bildirildiği gerekçesiyle reddedilemez.
  • Ceza muhakemesinde, hakimi bağlayıcı kesin delil yoktur. Hakim delilleri vicdani kanaatiyle serbestçe değerlendirir. Taraflar delil ileri sürebileceği gibi hakim de delilleri re’sen toplar.
  • Deliller 5 duyu organı ile algılanabilecek nitelikte olmalıdır.
  • Delil, ulaşılabilir olmalıdır.
  • Delilin olayın ispatına yardımcı nitelikte olması gerekir.
  • Deliller müşterek olmalıdır. Yani, deliller duruşmaya getirilmeli ve taraflarca tartışılmalıdır. Hakim ancak, huzuruna getirilmiş ve tartışılmış delillere göre hüküm verir.

Duruşmada bir delilin ortaya konulmasından sonra söz sırasıyla;

  1. Varsa katılan ve vekiline,
  2. İkinci olarak Cumhuriyet savcısına,
  3. Son olarak sanık ve müdafiine verilir.

Şüpheli veya Sanık Beyanı

  • Sanığın kimliği ile ilgili bilgiler dışında susma hakkı bulunmaktadır. Sanık doğruyu söylemek zorunda da değildir. Anayasanın 38/5. maddesine göre ‘‘Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz’’.
  • Şüphelinin veya sanığın beyanı özgür iradesine dayanmalıdır. Bunu engelleyici nitelikte kötü davranma, işkence, ilaç verme, yorma, aldatma, cebir veya tehditte bulunma, bazı araçları kullanma gibi bedensel veya ruhsal müdahaleler yapılamaz.
  • Kanuna aykırı bir yarar vaat edilemez.
  • Yasak usullerle elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa da delil olarak değerlendirilemez. 
  • İfadesi alınacak veya sorgusu yapılacak kişi kural olarak davetiye ile çağrılır. Davetiyede çağrılma nedeni açıkça belirtilir. Gelmezse zorla getirileceği yazılır. Davete uymayan şüpheli hakkında zorla getirme kararı çıkarılır. Şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı veya yakalama emri düzenlenmesi için yeterli neden varsa bu kişi doğrudan zorla getirme kararı ile de getirilebilir.
  • Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hakim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.
  • Şüphelinin aynı olayla ilgili olarak yeniden ifadesinin alınması ihtiyacı ortaya çıktığında, bu işlem ancak Cumhuriyet savcısı tarafından yapılabilir.

Ceza muhakemesinde fail suçsuzluğunu ispatla yükümlü değildir. Cumhuriyet savcısı, failin suçlu olup olmadığı konusunda ispat yükü altındadır. Bir iddia ispat edilemezse, ispat edilmemiş sayılır. Hakimler iddia ve savunma ışığında sunulan, tartışılan delillere binaen vicdani kanaatlerine göre karar verirler.

Tanık Beyanı (CMK m.43-61)

  • Tanık, somut olayın taraflarından biri olmayıp sadece beş duyusu ile somut olayla ilgili olarak sahip olduğu bilgileri açıklayan kimsedir.
  • Herkes tanık olabilir. Yalan tanıklıktan mahkum olanlar, çocuklar, akıl hastaları da tanık olabilir. Ancak sanık kendi davasında tanık olarak dinlenemez.
  • Tanıklar çağrı kağıdı ile çağrılır, mazeretini bildirmeksizin gelmezse, zorla getirilir ve sebep olduğu giderleri öder. Tutuklu işlerde tanık doğrudan zorla getirilebilir. Çağrı telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle de yapılabilir. Ancak, çağrı kağıdına uygulanan sonuçlar, bu durumda uygulanmaz.
  • Tanığa doruyu söyleyeceği hususunda dinlenmeden önce veya sonra yemin verdirilir. Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcıları da dinlenen tanıklara yemin verdirirler. Sağır ve dilsizler yazarak imzalamak suretiyle veya işaret tercümanı aracılığıyla yemin ederler. Yemin ile dinlenen tanığın aynı soruşturma veya kovuşturma evresinde tekrar dinlenmesi gerektiğinde, yeniden yemin verilmeyip önceki yemini hatırlatılmakla yetinilebilir.
  • Yalan tanıklık eden kişiler yalan tanıklık suçundan cezalandırılırlar. Yasal bir sebep olmaksızın tanıklıktan veya yeminden çekinen tanık hakkında, bundan doğan giderlere hükmedilmekle beraber, yemininin veya tanıklığının gerçekleştirilmesi için dava hakkında hüküm verilinceye kadar ve her halde 3 ayı geçmemek üzere disiplin hapsi verilebilir. Kişi, tanıklığa ilişkin yükümlülüğüne uygun davranması halinde, hemen serbest bırakılır. Bu tedbirleri almaya naip hakim ve istinabe olunan mahkeme ile soruşturma evresinde sulh ceza hakimi yetkilidir. Disiplin hapsi kararına itiraz edilebilir.
  • Her tanık, ayrı ayrı ve sonraki tanıklar yanında bulunmaksızın dinlenir.
  • Tanıkların dinlenmesi sırasındaki görüntü veya sesler kayda alınabilir. Ancak; a) Mağdur çocukların, b) Duruşmaya getirilemeyen ve tanıklığı çok önemli olan kişilerin tanıklığında bu kayıt zorunludur. Bu şekilde elde edilen ses ve görüntü kayıtları, sadece ceza muhakemesinde kullanılır.

Tanıklıktan Çekinme

1. Şüpheli veya sanığa olan yakınlıkları sebebiyle tanıklıktan çekinebilecekler (Bu kişiler, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle tanıklıktan çekinmenin önemini anlayabilecek durumda değilse, kanuni temsilcilerinin rızalarıyla tanık olarak dinlenebilirler. Ancak kanuni temsilci şüpheli veya sanık ise, bu kişilerin çekinmeleri konusunda karar veremez):

a) Şüpheli veya sanığın nişanlısı

b) Evlilik bağı kalmasa bile şüpheli veya sanığın eşi

c) Şüpheli veya sanığın kan hısımlığından veya kayın hısımlığından üstsoy veya altsoyu

d) Şüpheli veya sanığın 3. derece dahil kan veya 2. derece dahil kayın hısımları

e) Şüpheli veya sanıkla aralarında evlatlık bağı bulunanlar

Tanıklıktan çekinebilecek olan kimselere, dinlenmeden önce tanıklıktan çekinebilecekleri bildirilir. Bu kimseler, dinlenirken de her zaman tanıklıktan çekinebilirler. Bu kişiler tanıklıktan çekinmezse, yemin verip vermemek mahkemenin takdirine bağlıdır. Ancak, mahkeme yemin teklif etse dahi tanık yemin etmekten çekinebilir.

2. Meslekleri ve sürekli uğraşıları sebebiyle öğrendikleri bilgiler konusunda tanıklıktan çekinmesi gerekenler:

a) Avukatlar veya stajyerleri veya yardımcıları

b) Hekimler, diş hekimleri, eczacılar, ebeler ve bunların yardımcıları ve diğer bütün tıp meslek veya sanatları mensupları

c) Mali işlerde görevlendirilmiş müşavirler ve noterler

(b) ve (c) bendinde gösterilen kişiler sır sahibi rıza gösterirse tanıklıktan çekinemezler. Avukatlar veya stajyerleri veya yardımcıları ise sır sahibi rıza gösterse bile tanıklıktan çekinebilirler. 

3. Kendisi veya yakınları aleyhine tanıklıktan (kısmi) çekinme: Tanık, kendisini ve yakınlarını ceza kovuşturmasına uğratabilecek nitelikte olan sorulara cevap vermekten çekinebilir. Tanığa cevap vermekten çekinebileceği önceden bildirilir.

4. Cumhurbaşkanının tanıklıktan çekinmesi: Cumhurbaşkanı kendi takdiri ile tanıklıktan çekinebilir. Tanıklık yapmayı istemesi halinde beyanı konutunda alınabilir ya da yazılı olarak gönderebilir.

Yemin verilmesi yasak olan tanıklar:

a) 15 yaşını doldurmamış olanlar

b) Ayırt eme gücüne sahip olmamaları nedeniyle yeminin niteliği ve önemini kavrayamayanlar

c) Soruşturma veya kovuşturma konusu suçlara iştirakten veya bu suçlar nedeniyle suçluyu kayırmaktan ya da suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirmekten şüpheli, sanık veya hükümlü olanlar.

Bilirkişi Mütalaası (CMK m.62-73)

Çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren konularda hakim veya mahkeme resen veya tarafların talebi üzerine bilirkişinin oy ve görüşüne başvurulabilir. Ancak hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözülmesi olanaklı konularda bilirkişi dinlenemez. Kural olarak bilirkişiye başvurulması zorunlu değildir. Fakat çözümü teknik ve uzmanlığı gerektiren konularda hakimin kendi teknik bilgisinden ziyade bilirkişiye başvurması delillerin müşterekliği ilkesinin sonucu olarak gereklidir. Ceza muhakemesinde belirtilen bu haller: sahte para ve değerler üzerinden inceleme yapılması, gözlem altına alma, fail ve diğer kişiler üzerinde beden muayenesi yapma ve bu kişilerden örnek alma, moleküler genetik inceleme, otopsi, ölünün adli muayenesi, zehirlenme şüphesi üzerine yapılacak incelemedir. Bilirkişinin vermiş olduğu mütalaa başlı başına bir delil değil, delillerin değerlendirilmesi aracıdır. Bilirkişi hakimin müşaviri olduğundan bilirkişinin mütalaası hakimi bağlamaz. Görevlendirilebilecek bilirkişi sayısını hakim ya da C. Savcısı belirler. Otopsi sırasında bilirkişi sayısının en az iki olması gerektiği kanunda düzenlenmiştir.

Soruşturma evresinde savcı da bilirkişi atayabilir. Bilirkişiler, gerçek veya tüzel kişiler arasından seçilirler. İl adli yargı adalet komisyonları tarafından her yıl düzenlenen bilirkişi listelerinde yer alanlar listeye kaydolduklarında, bu listede yer almayan bilirkişiler ise kendilerini atayan mercii huzurunda tarafsız olacaklarına dair yemin ederler. Bilirkişinin görevini yerine getireceği süre en çok 3 aydır. Gerekli görüldüğünde bu süre, en çok 3 ay daha uzatılabilir. Bu sürede raporunu vermeyen bilirkişi hemen değiştirilebilir. Bu bilirkişi listeden çıkartılabilir ve kendisine doğan zararlar ödettirilebilir. Bilirkişi raporunda, hakim tarafından yapılması gereken hukuki değerlendirmelerde bulunulamaz. Bilirkişi, görevini yerine getirmek amacıyla bilgi edinmek için şüpheli veya sanık dışındaki kimselerin de bilgilerine başvurabilir.

Bilirkişinin Reddi: Hakimin reddini gerektiren sebepler, bilirkişi hakkında da geçerlidir. Cumhuriyet savcısı, katılan, vekili, şüpheli veya sanık, müdafii veya kanuni temsilci, bilirkişinin reddini isteyebilirler. Ret istemi hakim veya mahkemeye yapılır. Soruşturma evresinde savcı tarafından kabul edilmeyen ret istemi sulh ceza hakimi tarafından incelenir.

Bilirkişilikten Çekinme: Tanıklıktan çekinmeyi gerektirecek sebepler bilirkişiler hakkında da geçerlidir. Bilirkişi, geçerli diğer sebeplerle de görüş bildirmekten çekinebilir.

Görevini yapmayan bilirkişi hakkındaki işlem: Yasal bir sebep olmaksızın bilirkişilikten veya yeminden çekinen bilirkişi hakkında, bundan doğan giderlere hükmedilmekle beraber, yemininin veya bilirkişiliğin gerçekleştirilmesi için dava hakkında hüküm verilinceye kadar ve her halde 3 aya kadar disiplin hapsi verilebilir. Kişi bilirkişilik yükümlülüğünü yerine getirirse hemen serbest bırakılır.

Gözlem Altına Alma

Fiili işlediği yolunda kuvvetli şüpheler bulunan şüpheli veya sanığın akıl hastası olup olmadığını, akıl hastası ise ne zamandan beri hasta olduğunu ve bunun, kişinin davranışları üzerindeki etkilerini saptamak için uzman hekimin önerisi üzerine, resmi bir sağlık kurumunda gözlem altına alınmasına karar verilebilir. Gözlem altına alma kararı soruşturma evresinde sulh ceza hakimi, kovuşturma evresinde mahkeme tarafından verilebilir. Savcı tarafından gözlem altına alma kararı verilemez. Gözlem altına alma kararı verilmeden önce müdafi ve savcı dinlenmelidir. Şüpheli veya sanığın müdafii yoksa zorunlu müdafi görevlendirilir. Gözlem süresi 3 haftayı geçemez. Bu süre her seferinde 3 haftayı geçmemek üzere uzatılabilir; ancak sürelerin toplamı 3 ayı geçemez. Gözlem altına alınma kararına karşı itiraz yoluna gidilebilir; itiraz, kararın yerine getirilmesini durdurur.

Av. Bahar ÇEBİ

Av. Bahar ÇEBİ

Samsun ve ilçelerinde etkili avukatlık hizmeti sunulmaktadır. 1995 Samsun doğumlu avukatımız, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup 2018 yılından bu yana İstanbul ve Samsun’da edindiği tecrübeyle Samsun’da ve ilçelerinde avukatlık ve arabuluculuk faaliyetlerini sürdürmektedir. Başta Aile, Gayrimenkul ve Miras Hukuku olmak üzere tüm alanlarda müvekkillerine çözüm odaklı hizmet vermekte; İngilizce bilgisiyle uluslararası süreçlerde de destek sağlamaktadır.

Hukukta Netlik, Süreçte Güven

Her Davada Strateji, Her Adımda Şeffaflık

Haklarınız İçin Kararlı ve Etkin Savunma

Telefon Numarası
0 538 515 71 65
WhatsApp
0 538 515 71 65
İletişim
Hemen Ara
Yaz

Copyright Her Hakkı Saklıdır