Cezada Kusurluluğu Etkileyen Haller ve Hukuka Uygunluk Sebepleri

Cezada Kusurluluğu Etkileyen Haller ve Hukuka Uygunluk Sebepleri

KUSURLULUĞU ETKİLEYEN HALLER

Failin kusurlu iradeyle hareket etmesine mani olan hallere kusurluluğu etkileyen haller denir. Kusurluluğa etki eden haller gerçekleştiğinde faile iradi hareketi olmadığı ve kusuru bulunmadığı için ceza verilmez ya da azaldığı için ceza bir miktar indirilerek verilir.

1-)  Zorunluluk Hali (Izdırar)/(TCK m.25/2): Kendisinin bilerek sebep olmadığı ve başka türlü korunmak olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlike ile karşı karşıya kalan kişiye, kendisini ya da üçüncü bir kişiyi bu tehlikeden kurtarmak için tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasında oran bulunmak koşuluyla işlediği suçtan ceza verilmez. A, B’den kaçarken C’nin arabasını çalarsa ağır ve acil bir ihtiyacı karşılamak amacıyla hırsızlık suçunu işlediği için ceza verilmeyebilir. Ormanda dolaşırken ayının saldırısına uğramak, trafik kazası geçiren birini hastaneye yetiştirmek için hızlı giden birinin başka  birine çarpması.

Zorunluluk haline ilişkin şartlar:

  • Ağır ve muhakkak bir tehlike olmalıdır. Hem tehlike hem de meydana gelecek zarar ağır ve muhakkak olmalıdır. Bu tehlike; yangın, deprem, sel gibi doğa olaylarından, hayvan saldırılarından ya da insandan kaynaklanmış olabilir. Tehlike devam ettiği sürece ağır ve muhakkak sayılır.
  • Ağır ve muhakkak tehlike bir hakka yönelik olmalıdır.
  • Korunma amacı taşıyan kişinin tehlikeye göğüs germe yükümlülüğü olmamalıdır.
  • Kişinin tehlikeye bilerek sebep olmaması gerekir.
  • Kişi kaçarak tehlikeden kurtulabileceği halde kaçmamışsa zorunluluk halinden faydalanamaz.
  • Başkasının lehine zorunluluk halinden faydalanılabilir.
  • Failin tazminat sorumluluğu saklıdır.
  • Korunan hak feda edilen hakka ya eşit olmalı ya da ondan üstün olmalıdır.
  • Failin karşılaşacağı zarar ile başkasına vereceği zarar arasında oran olmalıdır.

2-)  Amirin Emrini İfa (Hukuka Aykırı ve Bağlayıcı Emir): Yetkili bir amirin ya da merciin yerine getirilmesi görev gereği zorunlu olan emrini yerine getiren kamu görevlisi sorumlu olmaz.

Amirin emrinin şartları;

  • Amir tarafından verilmiş bir emir olmalıdır.
  • Emir bir irade açıklamasıdır. Bu açıdan iradesini açıklayan kişi ile iradenin yöneltildiği kişi arasında bir kamu hukuku ilişkisinin bulunması gerekir.
  • Verilen emir bağlayıcı olmalıdır.
  • Amirin vermiş olduğu emir hukuka aykırıysa ast emri yerine getirmez amirine bildirir amir emrinde ısrar eder yazıyla bildirirse ast yerine getirir ve sorumluluktan kurtulur.
  • Emrin suç teşkil etmesi durumunda emir yerine getirilemez.
  • Emrin içeriğinin kanuna uygunluğunun denetlenemediği hallerde emri yerine getiren değil veren sorumludur.

3-) Cebir, Şiddet, Korkutma ve Tehdit Etkisinde Fiili Gerçekleştirme: Karşı koyamayacağı veya kurtulamayacağı cebir, şiddet veya muhakkak ve ağır bir korkutma veya tehdit altında suç işleyen kimseye ceza verilemez. Bu maddeye göre cebir; failin fiili işlerken iradesi bulunmakla birlikte zorlanması nedeniyle kınanabilir bir hareketinin yokluğu nedeniyle kusuru bulunmamaktadır. Böyle bir durumda kişinin üzerinde maddi bir güç kullanma hali mevcut olmakla birlikte iradesi varlığını yitirmemektedir. Tehdit; kişinin bir hakkına zarar verileceği endişesini yaratmak için iradesi üzerinde meydana getirilen geleceğe yönelik korkutmadır. Tehdit etkisi altında olan kişi seçim hakkına sahiptir ancak tehditten kurtulmak için suç işlemeyi seçmek zorunda bırakılmıştır. Tehdidin failin kusurunu ortadan kaldırabilmesi için kişinin uğrayacağı zararın muhakkak olması ve bu zarardan kurtulma imkanının bulunmaması gerekir. Bunlardır ki tehdit, karşı konulamayacak ve katlanılamayacak bir tehdit olmalıdır.

4-) Kaza ve Tesadüf (Beklenmeyen Durum): TCK’da düzenlenmiş bir konu değildir. Bu durumda ne fail ne de üçüncü kişiler tarafından öngörülmesi mümkün olan neticedir. Ancak beklenmedik durumlardan bahsedebilmek için her şeyden önce bir insan hareketi söz konusu olacaktır. Aksi halde mücbir sebeple karıştırılabilir. Kaza ve tesadüften bahsedebilmek için her şeyden önce bir insan hareketi söz konusu olmalıdır. Örneğin; fail, trafikte bütün kurallara riayet ederek aracını kullanırken birden önüne bir çocuk atlarsa ve fail çocuğa çarpıp ölümüne neden olursa sorumluluğu bulunmamaktadır.

5-) Mücbir Sebep: TCK’da düzenlenmemiştir. Önceden öngörülmesi ve önlenmesi mümkün olmayan ve bir dış etkiden meydana gelen olaylardır. Hareketle sonuç arasındaki illiyet bağı kesilir. Esen aşırı rüzgarın etkisiyle balkondan başkasının üzerine düşüp onun yaralanmasına neden olan kişiye ceza verilmez.

6-) Haksız Tahrik: Haksız bir eylemin ortaya çıkardığı öfke veya şiddetli üzüntünün etkisi altında suç işlenmesidir. Haksız tahrike ilişkin hükümler ayrım yapılmadan bütün suçlar ve failler bakımından uygulanır. Tasarlama kastı ile haksız tahrik şartları bir arada uygulanabilir. Ancak töre veya kan gütme saikiyle işlenen suçlarda haksız tahrik şartları uygulanamaz. Dolayısıyla haksız tahrik, kusurluluğu tamamen ortadan kaldırmayan, azaltan kişisel ve genel bir yasal nedendir. Haksız tahrikin var olup olmadığı belirlenirken failin içinde bulunduğu ortam, yöresel koşullar, olayın işleniş şekli, niteliği, işlenmesindeki özellikler ve fail ile mağdur arasındaki mevcut olan geçmişe dayalı ilişki de göz önünde bulundurulmalıdır.

Haksız Tahrik Koşulları:

  • Tahrik eden, haksız bir fiili gerçekleştirmiş olmalıdır.
  • Haksız fiilin tahrik edilene yönelik olması şart değildir.
  • Haksız fiile karşı hiddet ya da şiddetli üzüntü duyulmalıdır.
  • Tahrik edilen, haksız fiilin etkisiyle tahrik edene karşı suç işlemelidir.
  • Haksız fiil ile tepki suçunun aynı zamanda olması gerekmez.
  • Tepki suçu tahrik edene ya da edenlere yönelik olmalıdır.
  • Tahrikin şartları varsa hakim tahrik indirimini uygulamak zorundadır.
  • Tahrikin etkisiyle işlenen suça karşı işlenen yeni suçtan dolayı tahrik indiriminden faydalanılamaz.
  • Haksız tahrik ile hukuka uygunluk nedenleri aynı fiilde bir arada bulunamaz.
  • Haksız fiil ile tepki suçu arasında oran bulunması gerekmez.
  • Haksız tahrikin şartları yokken var zanneden kişi hata hükümlerinden faydalanabilir.
  • Haksız tahrikle takdiri indirim nedenleri bir arada bulunabilir.

7-) Hata (Yanılgı): Hata, dış dünyaya ait bir olgunun gerçekte olduğundan farklı bir şekilde algılanmasına neden olan zihinsel yanılgıdır. Hata, ceza normundan haberdar olmama şeklinde hukuki hata şeklinde ortaya çıkabilir. Bunun yanında suçu oluşturan fiile ilişkin yanılgı şeklinde fiilde hata (esaslı) ve şahısta hata şeklinde olabilir. Kural olarak hukuki hata korunmazken fiilde hata korunmaktadır.

8-) Sapma: Hareketten kaynaklanan nedensel sürecin sonunda fail tarafından öngörülenden farklı bir neticenin ortaya çıktığı hallere sapma denir. Hedefte sapma ve suçta sapma ve nedensellik bağında sapma olarak üçe ayrılır. Sapma konusu TCK’da düzenlenmemiştir.

KUSUR YETENEĞİNİ ETKİLEYEN HALLER (Kusurluluğu Azaltan/Kaldıran Sebepler)

Ceza hukukunda failin hukuka uygun davranabilmesinin failden beklenilmesi de gerekir. Bir başka deyişle failin cezalandırılabilmesi için öncelikle kusurlu davranabilme yeteneğine sahip olması gerekir. Failden kusurlu davranabilmesinin beklenmediği bu hallere kusur yeteneğini etkileyen haller denir. Doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden, haklıyı haksızdan ayırt edebilme ve buna göre davranabilme yeteneğidir isnat kabiliyeti.

1-) Yaş Küçüklüğü

Ceza Kanunu bakımından 12 yaşını doldurmamış kimselerin ceza sorumluluğu yoktur. Bu yaştaki kimseler suç işleseler dahi cezalandırılamaz. Ancak bu çocuklar hakkında güvenlik tedbiri uygulanabilir. Ceza Kanunun bakımından çocuklar 3 gruba ayrılır:

  • 0  -      12 Yaş:  Hiçbir ceza sorumluluğu yoktur. Bu durumdaki çocuklara güvenlik tedbiri uygulanabilir.
  • 12  -  15 Yaş:  Yaptıkları hareketin sonucunu kavrayabiliyor ve kendilerini yönlendirme yetenekleri var ise sorumludurlar. Bu yetenekler yok ise ceza sorumlulukları yoktur, güvenlik tedbiri uygulanır. Eğer bu yetenekler var ise cezalandırılırlar ve cezaları indirilir.
  • 15   -   18 Yaş:  İşledikleri fiilin anlam ve sonuçlarını kavrama ve hareketlerini yönlendirme yetenekleri bulunduğu için ceza sorumlulukları tamdır. Sadece çocuk olmaları sebebiyle cezaları indirilerek verilir.
  • 18 Yaş ve Üzeri:  18 yaşını tamamlamış olan kişilerin cezai sorumlulukları tamdır.

2-) Akıl Hastalığı

Akıl hastalığı tam ve kısmi akıl hastalığı olarak ikiye ayrılmaktadır.

Tam Akıl Hastalığı: İşlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez. Güvenlik tedbiri uygulanır.

Kısmi Akıl Hastalığı: İşlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği kısmen azalmış olan kişiye ceza verilir ancak cezada indirim yapılır. Akıl hastalığı bakımından önemli olan husus, akıl hastalığının suçun işlendiği sırada olması ve failin hareketlerini yönlendirme yeteneğini tamamen veya kısmen ortadan kaldırmasıdır.

3-) Sağır ve Dilsizlik

Fiili işlediği sırada 15 yaşını doldurmamış olan sağır ve dilsizlerin ceza sorumluluğu yoktur, bu kişilere ceza verilmez ancak çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanır. Fiili işlediği sırada 15 yaşını doldurmuş olup da 18 yaşını doldurmamış olan sağır ve dilsizlerin isnat yeteneği araştırılır. Fiili işlediği sırada 18 yaşını doldurmuş ancak 21 yaşını doldurmamış olan sağır ve dilsizlere indirimli ceza verilir.

4-) Geçici Nedenler, Alkol ve Uyuşturucu Madde Etkisinde Olma

Geçici bir nedenle ya da irade dışı alınan alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez. Uyurgezerlik, uyku hali, hipnoz altında olma, diyabet gibi hastalık durumlarında kişinin algılama yeteneği ortadan kalkabilir. İradi alınan alkol ve uyuşturucunun etkisinde suç işleyen kişinin kusur sorumluluğu tamdır. İradi olarak alkol ya da uyuşturucu alınmış ve bu etki ile suç işlenmiş ise bu durumda failin cezai sorumluluğu tamdır. Cezadan hiçbir indirim yapılmaz. Örneğin; alkol alıp trafiğe çıkan ve alkollü olarak kaza yapan kimse veya uykusu geldiği halde araç kullanmaya devam eden sürücü gececi nedenin oluşması bakımından kusurludur ve kusuru oranında sorumludur. Ancak zorla uyuşturucu ya da alkol verilerek araca bindirilip kaza yapan kimse ise sorumlu değildir.

CEZA SORUMLULUĞUNU KALDIRAN SEBEPLER (Hukuka Uygunluk Sebepleri)

Ceza normunun suç saydığı bir eylemin işlenmesine izin vererek onun hukuka aykırı olmasını önleyen nedendir ve yargılama sonucunda beraat kararı verilir. Bu nedenlerin bulunması durumunda suç işlenmemiş sayılır. Hukuka uygunluk nedenlerinin bulunması durumunda güvenlik tedbiri de uygulanmaz.

  • Hukuka uygunluk sebebi ile doğal bağlantı içinde bulunan fiiller hukuka uygun hale gelir. Fiil hukuka uygun bulunsa bile bunula doğal bağlantı içinde bulunmayan hareketler hukuka uygun hale gelmez.
  • Bir fiil objektif olarak hukuka uygunsa kişi bunu bilmese de bundan faydalanır. Failin maksadı ya da saiki dikkate alınmaz. Örneğin; Ahmet hasmı Mehmet’i pusu kurarak öldürmüştür. Ancak öldürülen Mehmet, bu esnada yoldan geçen Cengiz’i öldürmek üzeredir. Ahmet’in bundan haberi yoktur. Ahmet’in Mehmet’i vurmasıyla Cengiz kurtulmuştur. Ahmet üçüncü kişi lehine meşru savunmadan faydalanır.
  • Somut olayda hukuka uygunluk nedeni varsa fiilin hukuka aykırılığı da ortadan kalkar.
  • Somut olayda bir hukuka uygunluk nedeni varsa yargılama sonucunda beraat kararına hükmedilir.
  • Hukuka uygunluk nedenleri kanunda sınırlı sayıda düzenlenmemiştir.

1-) Kanun Hükmü (Görevin İfası)

Kanun hükmünü yerine getirmek (görevin ifası): TCK m.24/1’e göre kanun hükmünü yerine getiren kimseye ceza verilmez. Yasa hükmü çerçevesinde verilen bir görevin yetkili bir kimse tarafından yerine getirilmesidir. Şartları;

a)  Bu eylemi kanunun görevlendirdiği bir kişinin yapması gerekmektedir.

b)  Eylemin kanun hükmüne uygun olarak yapılması gerekmektedir.

c)  Eylemin yapılmasında sınırın aşılmaması gerekmektedir.

2-) Meşru Savunma

Gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi ya da tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hal ve koşullara göre saldırı le orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı ceza verilemez. Sadece gerçekleşen değil, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak saldırılara karşı da meşru savunma mümkündür (TCK m.25/1).

Saldırıya İlişkin Koşullar:

  • Saldırı haksız olmalıdır.
  • Saldırı kişinin bir hakkına yönelik olmalıdır.
  • Saldırı kişinin kendisine yönelik olabileceği gibi başkasına yönelik de olabilir.
  • Saldırının haksız sayılabilmesi için failin isnat edilebilir ya da cezalandırılabilir olması gerekmez.
  • Meşru müdafaadan bahsedilebilmesi için işlenen fiilin suç teşkil etmesi gerekmez. Hukuka aykırı fiil olması yeterlidir. Hakkın kötüye kullanılması şeklinde ortaya çıkan saldırılar da haksızdır ve saldırıya uğrayan kimseye meşru savunma hakkı verir.
  • Failin kendisi saldırıya neden olsa bile meşru müdafaadan faydalanabilir.
  • Meşru müdafaaya karşı meşru müdafaa olmaz.
  • Haksız saldırı bir insandan kaynaklanmalıdır.
  • Saldırı devam ediyor olmalıdır.
  • Meşru müdafaada failin tazminat sorumluluğu bulunmaz.
  • Meşru müdafaada beraat kararı verilir.
  • Mevcut saldırı icrai olabileceği gibi ihmali de olabilir.

Savunmaya İlişkin Koşullar: Saldırıya ilişkin koşulların yanında savunmaya ilişkin koşullar da birlikte gerçekleştiğinde yasal savunma söz konusu olabilir.

  • Savunmada zorunluluk bulunmalıdır.
  • Saldırı ile savunma davranışı arasında oran bulunmalıdır.
  • Saldırıda kullanılan araçla savunmada kullanılan araç arasında benzerliğin olması şart değildir.
  • Savunma hareketi saldırgana yönelik olmalıdır.

Yasal Savunmada Sınırın Heyecan, Korku ve Telaştan Aşılması: Meşru savunmada sınır, mazur görülebilecek bir heyecan, korku ya da telaştan aşılmışsa faile ceza verilemez (TCK m.27/2).

Sınırın Kast Olmadan (Taksirle) Aşılması: Ceza sorumluluğunu kaldıran nedenlerde sınırın kast olmaksızın aşılması halinde, fiil taksirle işlendiğinde de cezalandırılıyorsa, ceza indirilerek hükmolunur.

3-) Hakkın Kullanılması

Hakkını kullanan kimseye ceza verilmez (TCK m.26/1). Hak, hukuken kişiye tanınmış olduğu için kişiye tanınan bu hakkın ifası suç oluşturduğunda eylem hukuka uygun sayılır. Hak, Anayasa, kanun, tüzük, yönetmelik gibi normlara dayanabilir. Eleştiri hakkının kullanılması, zilyedin malını koruma hakkını kullanması, çocuklar üzerinde terbiye hakkının kullanılması. Ancak çocuğunu şiddetli döven kişi bu hakkını kötüye kullanmış olur ve kötü muamele suçundan cezalandırılır. Hak, doğrudan doğruya hakkın tanındığı kişi tarafından kullanılabilen bir hak olmalıdır.

4-) Hukuka Uygun Emrin Yerine Getirilmesi

Kanunun 24/2 maddesine göre yetkili bir mercii tarafından verilip yerine getirilmesi görev gereği zorunlu olan bir emri uygulayan sorumlu olmaz denilmektedir. Bu hükümden çıkan sonuca göre, yetkili bir mercii tarafından verilip de yerine getirilmesi zorunlu olan emrin hukuka uygun olması halinde yine emri yerine getiren kamu görevlisinin bu hüküm gereğince cezalandırılamayacağı ancak cezasızlığın nedeninin emrin hukuka uygun olmasından ve emri yerine getirenin de hukuka uygun hareket ettiğinin kabul edilmesi gerekir.

5-) İlgilinin (Hak Sahibinin) Rızası

Kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkı üzerinden açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen fiilden dolayı kimseye ceza verilemeyeceği hükme bağlanmıştır. O halde ilgilinin rızasını, bir hukuksal değer üzerinde tasarruf yetkisine sahip olan kişinin söz konusu hukuksal değerinden hukuken geçerli olacak şekilde vazgeçmesi olarak ifade edilebilir.

Geçerli Bir Rıza İçin Gereken Şartlar:

  • Rıza açıklayan kimse bu yeteneğe sahip olmalıdır.
  • Rıza beyanı fiilden önce yapılmalıdır.
  • Rıza beyanı fiil tamamlanana kadar geri alınmamalıdır.
  • Rıza beyanı fesada uğramamış olmalıdır.
  • Rızanın konusu mağdurun tasarrufta bulunabileceği bir hakkına ilişkin olmalıdır.
Av. Bahar ÇEBİ

Av. Bahar ÇEBİ

Samsun ve ilçelerinde etkili avukatlık hizmeti sunulmaktadır. 1995 Samsun doğumlu avukatımız, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup 2018 yılından bu yana İstanbul ve Samsun’da edindiği tecrübeyle Samsun’da ve ilçelerinde avukatlık ve arabuluculuk faaliyetlerini sürdürmektedir. Başta Aile, Gayrimenkul ve Miras Hukuku olmak üzere tüm alanlarda müvekkillerine çözüm odaklı hizmet vermekte; İngilizce bilgisiyle uluslararası süreçlerde de destek sağlamaktadır.

Hukukta Netlik, Süreçte Güven

Her Davada Strateji, Her Adımda Şeffaflık

Haklarınız İçin Kararlı ve Etkin Savunma

Telefon Numarası
0 538 515 71 65
WhatsApp
0 538 515 71 65
İletişim
Hemen Ara
Yaz

Copyright Her Hakkı Saklıdır