Mirasçıların Sorumluluğu

Mirasçıların Sorumluluğu

Mirasın açılması ve terekenin külli halefiyet gereği bir kül halinde mirasçılara intikali ile mirasçıların mirasbırakanın borçlarından yani tereke borçlarından sorumluluğu da gündeme gelir. Murisin borçlarından ve intikale ilişkin borçlardan, kanuni mirasçılar ve atanmış mirasçılar kişisel olarak sorumludurlar. Yani yalnız tereke malları ile sınırlı bir sorumluluk olmayıp, aynı zamanda kendi malvarlıkları ile de sorumludurlar. Ancak atanmış mirasçıların sorumluluğu ancak cüz’i halefiyet hükümlerine göre gerçekleşir. Bu sorumluluk müteselsil sorumluluktur. Ancak, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu m.12’e göre, ‟Ölüm halinde mükelleflerin ödevleri, mirası reddetmemiş kanuni ve atanmış mirasçılarına geçer. Ancak, mirasçılardan her biri ölünün vergi borçlarından miras hisseleri nispetinde sorumlu olurlarˮ. Yani, mirasçıların mirasbırakanın borçlarından sorumluluğu kural olarak müteselsil sorumluluk olmasına rağmen, mirasbırakanın vergi borcundan mirasçıların sorumluluğu müteselsil olmayıp, miras payları oranında sorumludurlar. Mirasçılar tereke borçlarından kişisel mal varlıklarıyla sınırsız olarak sorumludurlar. Mirasçılar, murisin sözleşmeden, sebepsiz zenginleşmeden, haksız fiilden, tereke ile ilgili defter tutmadan, terekenin mühürlenmesinden, mirasın yönetiminden doğan borçlarından, işlemiş ve işleyecek faizlerinden şahsen sorumludurlar. Mirasçıların kişisel sorumluluğu, ancak mirasın kabulü veya ret süresinin geçmesi, yani mirasçıların mirası kesin olarak kazanmaları ile başlar. Mirasçıların tereke borçlarından kişisel malvarlıkları ile müteselsil sorumlulukları paylaşmadan sonra da 5 yıllık süre ile devam eder. Hak düşürücü süre niteliğindeki sürenin başlangıç tarihi paylaştırma tarihi ya da sonradan yerine getirilecek borçlar için borcun muaccel olduğu tarihtir. Tereke borçlarından mirasçıların şahsen ve tüm malvarlığı ile müteselsil sorumluluğu tüm mirasçılar için geçerli olmayıp, TMK m.631/2’de düzenlenen halde devlet, kendisine intikal eden miras nedeniyle sorumluluğu miras dolayısıyla edindiği değerler oranındadır. Ayrıca tereke resmen tasfiye edilmişse mirasçılar tereke borçlarından sorumlu değillerdir. Mirasın reddi halinde de tereke borçlarından sorumluluk kalkar.

Mirasın Taksimi (Paylaştırılması), Anlaşmaya Dayalı Paylaşma ve Miras Ortaklığının Giderilmesi Davası

Tereke malları üzerinde iştirak halinde mülkiyet söz konusu olup, mirasçıların mirastaki payları belli olmakla birlikte, mirasçının kendi payı üzerinde serbestçe tasarruf hakkı yoktur. Ancak, mirasçının mirası taksimini isteme hakkı vardır. Taksim yapılması halinde her bir mirasçının, mirastan gelen hakkı üzerinde artık ferdi mülkiyeti söz konusu olacaktır. Ancak, mirasın aslı değil de, üzerindeki ürün, gelir ve semerelerin kısmen paylaştırılması halinde miras ortaklığı devam eder. Terekede meydana gelecek her türlü yarar ve hasar mirasçıların tümüne aittir. Mirasçıların ayıba karşı sorumlulukları paylaşmadan sonra başlar. Paylaştırma kuralları kanun tarafından belirlenebileceği gibi, mirasbırakan tarafından da bir ölüme bağlı tasarrufla belirlenebilir. TMK’nin 642. Maddesine göre, ʻʻMirasçılardan her biri, sözleşme veya kanun gereğince ortaklığı sürdürmekle yükümlü olmadıkça, her zaman mirasın paylaşılmasını isteyebilirˮ. Bu taleple karşılaşan diğer mirasçıların bu talebe uygun hareket etmeleri yasal zorunluluktur. Aksi takdirde paylaştırma isteyen mirasçı diğer mirasçılar aleyhine taksim davası açabilir. Mirasçılar paylaşmaya geçilmeden önce bazı ödemelerin yapılmasını isteyebilirler. Bu ödemelerden biri, TMK’nin 643.maddesine göre, mirasın açıldığı tarihte, mirasçı olabilecek bir cenin varsa paylaşma doğumuna kadar erteleneceğinden, bu durumda, anne muhtaç ise, doğuma kadar geçim giderlerinin terekeden sağlanmasını isteyebilir. Diğeri ise, TMK’nin 645, maddesinde düzenlenen durum olup, ʻʻMirasbırakanın ölümünde onunla birlikte yaşayan ve onun tarafından bakılan kimseler, ölüm tarihinden başlayarak 3 aylık bakım ve geçim giderlerinin terekeden sağlanmasını isteyebilirlerˮ. Paylaştırma ya mirasçıların aralarında yapacakları bir anlaşma ile ya da mahkeme kararı ile gerçekleşir.

Anlaşmaya Dayalı Paylaşma (İradi Taksim)

TMK’nin 642/1. Maddesinde düzenlendiği üzere, kural olarak, mirasçılar her zaman paylaşmayı isteyebilirler. Bu paylaştırmayı elden (fiilen) gerçekleştirebilecekleri gibi, aralarında yapacakları bir anlaşmaya göre terekenin tamamına veya bir kısmına hasren gerçekleştirebilirler. Mirasçılar, TMK’nin 649/1. maddesinde düzenlenen mirasçılar arasında eşitlik esasını dikkate almak şartıyla, paylaşmanın nasıl yapılacağını özgürce belirleyebilirler. Ancak, mirasbırakan paylaşma kuralları belirlemişse, artık mirasçılar bu kurallara uymak zorundadırlar. TMK’nin 647/3. Maddesine göre, bu durumda mirasbırakanın terekedeki bir malı mirasçıya özgülemesi vasiyet değil, bir paylaştırma kuralı sayılır. Ayrıca mirasçıların özgürce paylaşmasına hakim müdahalesi gerekebilir. Bu bazen payların paylaştırılmasında mirasçılar arasında anlaşmazlık durumunda ve bazen de üçüncü şahısların korunması amacıyla söz konusu olabilir.

Ancak, aşağıdaki hallerde mirasçılar miras ortaklığının giderilmesini, yani mirasın paylaşılmasını isteyemezler:

  1. Mirasçılar arasında paylaşmanın devamı konusunda bir anlaşma var ise; TMK’nin 642/1. maddesinde ‟sözleşme gereği ortaklığı sürdürmekle yükümlü olmadıkçaˮ şeklinde düzenlenmiştir.
  2. Kanundan kaynaklanan bir engel var ise; Bu konuda kanundaki düzenlemeye göre, ‟ Mirasın açıldığı tarihte, mirasçı olabilecek bir cenin varsa paylaşma doğumuna kadar ertelenirˮ(TMK’nin 643. maddesi). Bu durumda ceninin annesinin nafaka ihtiyacı varsa, doğuma kadar gereken giderlerin terekeden karşılanmasına karar verilebilir.
  3. Miras ortaklığının devamı yönünde hakim hükmü var ise;

TMK’nin 642/3. maddesine göre, ‟Paylaşmanın derhal yapılması, paylaşım konusu malın veya terekenin değerini önemli ölçüde azaltacaksa; sulh hakimi, mirasçılardan birinin istemi üzerine bu malın veya terekenin paylaşılmasının ertelenmesine karar verebilirˮ. TMK’nin 649/2. maddesine göre, ‟Mirasçılar, mirasbırakan ile aralarındaki ilişkiler hakkında paylaşmanın eşitliğe ve adalete uygun olması için göz önüne alınması gereken bütün bilgileri birbirlerine vermekle yükümlüdürlerˮ. Yine TMK’nin 649/son maddesi gereği, mirasçılardan her biri, tereke borçlarının paylaşmadan önce ödenmesini veya güvenceye bağlanmasını isteyebilir. TMK’nin 676. maddesine göre, paylaşma sözleşmesinin geçerliliği de yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır. Aynı şekilde, TMK’nin 677/1. Maddesine göre, terekenin tamamı veya bir kısmı üzerinde miras payının devri konusunda mirasçılar arasında yapılan sözleşmelerin geçerliliği yazılı şekle bağlı iken; TMK’nin 677/2. maddesine göre, bir mirasçının üçüncü kişiyle yapacağı miras payının devrine ilişkin bir sözleşmenin geçerliliği, noterlikçe düzenlenmesine bağlıdır. Mirasçılar arasında payların oluşturulması ve fiilen alınması veya aralarında yapacakları paylaşma sözleşmesi mirasçıları bağlar. Paylaşma sözleşmesiyle mirasçılar, tereke mallarının tamamı veya bir kısmı üzerindeki elbirliği mülkiyetinin miras payları oranında paylı mülkiyete dönüştürülmesini de kabul edebilirler. Mirasçılar anlaşarak gerçekleştirdikleri paylaşıma sonradan itiraz edemezler.Bir mirasçının üçüncü kişi ile miras payının devrine ilişkin sözleşme üçüncü kişiye paylaşmaya katılma yetkisi vermeyip, miras payının devrine ilişkin yapılan sözleşme üçüncü kişiye yalnız paylaşım sonucu miras payını devreden mirasçıya özgülenen payın kendisine verilmesini isteme hakkı sağlar.

Miras Ortaklığının Giderilmesi (Taksimi) Davası

Tereke üzerinde elbirliği mülkiyeti ferdi mülkiyete çeviren davadır. Bu davayı her mirasçı açabilir. Ancak, tereke davayı açmamış olan kanuni ve atanmış mirasçılar arasında yine elbirliği mülkiyeti olarak devam eder. TMK’nin 642. Maddesine göre, ‟Mirasçılardan her biri, sözleşme veya kanun gereğince ortaklığı sürdürmekle yükümlü olmadıkça, her zaman mirasın paylaşılmasını isteyebilirˮ. Aşağıdaki hallerde mirasçılar taksim davası açamazlar:

  • TMK’nin 643. maddesine göre, ‟Mirasın açıldığı tarihte, mirasçı olabilecek bir cenin varsa paylaşma doğumuna kadar ertelenirˮ. Ancak, ceninin sağ doğmayacağı resmen ve usulüne göre ispatlanırsa taksim davasına devam edilir. Bu durumda, anne muhtaç ise, doğuma kadar geçim giderlerinin terekeden sağlanmasını isteyebilir.
  • Mirasçılar arasında taksimin ertelenmesine dair sözleşme imzalanmışsa, bu sözleşme sona ermeden sözleşmede imzası bulunan mirasçılar taksim davasını açamaz.
Av. Bahar ÇEBİ

Av. Bahar ÇEBİ

Samsun ve ilçelerinde etkili avukatlık hizmeti sunulmaktadır. 1995 Samsun doğumlu avukatımız, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup 2018 yılından bu yana İstanbul ve Samsun’da edindiği tecrübeyle Samsun’da ve ilçelerinde avukatlık ve arabuluculuk faaliyetlerini sürdürmektedir. Başta Aile, Gayrimenkul ve Miras Hukuku olmak üzere tüm alanlarda müvekkillerine çözüm odaklı hizmet vermekte; İngilizce bilgisiyle uluslararası süreçlerde de destek sağlamaktadır.

Hukukta Netlik, Süreçte Güven

Her Davada Strateji, Her Adımda Şeffaflık

Haklarınız İçin Kararlı ve Etkin Savunma

Telefon Numarası
0 538 515 71 65
WhatsApp
0 538 515 71 65
İletişim
Hemen Ara
Yaz

Copyright Her Hakkı Saklıdır