Çalışma Saatleri: 08:00 - 19:00
Boşanma davası açılmadan önce veya açıldıktan sonra herhangi bir eşin veya ergin olmayan çocukların geçinmesini sağlamak üzere hükmedilir. Tedbir nafakası iki şekilde talep edilebilir:
1-) Boşanma davası açılmadan önce tedbir nafakası: Herhangi bir boşanma ya da ayrılık talebi olmadan eşlerden biri ayrı yaşamada haklı olduğunu ispatlarsa diğer eşten talep edebilir. Talep eden eş haklı sebeple ortak konutu terketmiş (eşin uyuşturucu bağımlısı olması, şiddet uygulaması, aldatma, diğer eşten habersiz evin bir bölümünü kiraya vermesi vs.) veya diğer eş haklı sebep olmadan birlikte yaşama iradesi göstermeyip aile konutunu terketmiş vs. olabilir. TMK m. 197/2 kapsamında bağımsız şekilde talep edilecek tedbir nafakası, bağımsız bir dava şeklinde eşlerden birisinin yerleşim yerindeki Aile Mahkemesinde açılabilecektir (TMK m.201). Bu şekilde talep edilen tedbir nafakası nisbi harca tabidir ve talep edilen yıllık nafaka miktarı üzerinden alınır. Talep eden eşin yanında ergin olmayan çocukları da kalıyorsa ayrıca bu çocuklar için de tedbir nafakası istenebilecektir.
2-) Boşanma davası açıldıktan sonra tedbir nafakası: Hem eş hem de ergin olmayan çocuklar için hükmedilir. Tarafların kusuruna bakılmaz. Boşanma davası açıldıktan sonra TMK m.169 uyarınca hakim bütün önlemleri re’sen almakla yükümlü olduğundan herhangi bir talep olmadan da tedbir nafakasına hükmedebilir. Ancak bir talep varsa talep ile bağlılık ilkesi gereğince talepten fazlasına hükmedemez. Boşanma ile talep edilen tedbir nafakası, boşanmanın fer’i niteliğinde olduğundan herhangi bir harca tabi değildir. Mahkemece bu şekilde kabul edilen tedbir nafakası boşanma davası kesinleşene kadar devam eder. Boşanma davası kesinleştikten sonra tedbir nafakası ya tamamen kalkar ya da yoksulluk veya iştirak nafakası şeklinde devam eder.
Tedbir nafakası ne kadar süreyle bağlanır ???
Boşanma davasından önce açılan tedbir nafakası davasında, hakim yeni bir karar verene kadar tedbir nafakası devam eder. Boşanma davasında hükmedilen tedbir nafakası, boşanma davasında verilen karar kesinleşene kadar devam eder. Uygulamada; mahkemede bu nafakaya hükmedebilmek için tarafların sosyal ve ekonomik durum araştırmalarının sonucu beklenmektedir. Bu araştırma bazen 5-6 ayı bulabilir.
Tedbir nafakası ödenmezse ne olur ???
Cebri icra yolu ile tahsili yoluna gidilebilir. Tedbir nafakası geçici tedbir olup ilam hükmünde olmadığından ödenmemesi durumunda İcra İflas Kanunu m.344’te nafakaya ilişkin mahkeme kararlarını yerine getirmeme halinde, nafaka borçlusu aleyhine hükmedilen disiplin hapsi cezası söz konusu değildir. Yani, tedbir nafakasının ödenmemesi halinde cezai anlamda bir sorumluluk doğmaz.
Velayeti kendisine verilmeyen eş aleyhine, ergin olmayan çocuk lehine herhangi bir talep olmaksızın da hakim tarafından hükmedilen nafakadır. Eşlerin kusur durumunun önemi yoktur. Mahkeme tarafından daha önce tedbir nafakası adı altında ödenmesine karar verilen nafakanın boşanma ya da ayrılık kararının kesinleşmesi ile birlikte iştirak nafakası şeklinde ödenmesine karar verilir. İştirak nafakası kural olarak çocuğun 18 yaşını doldurması, evlenmesi ya da TMK m.12’e göre mahkeme kararıyla ergin kılınması hallerinde son bulur(TMK m.328/1). Ancak çocuk ergin olmasına rağmen eğitim hayatına devam ediyorsa eğitim hayatı sonuna kadar iştirak nafakası ödenmeye devam edilir (TMK m.182/2).
Kimler iştirak nafakası talep edebilir ???
İştirak nafakasını, fiili olarak çocuğa bakan eş, çocuğa atanan kayyım ya da vasi ve ayırt etme gücüne (temyiz kudretine) sahip çocuk talep edebilir (TMK m.329).
İştirak nafakası nasıl hesaplanır ???
Nafaka miktarı; çocuğun yaşı, eğitim durumu, günün ekonomik koşullarındaki paranın alım gücü ile genel ihtiyaçlarına uygun olarak ana babanın mali durumları da gözetilmek suretiyle hakim tarafından TMK m.4’e uygun şekilde takdir edilir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun varsa gelirleri de göz önünde bulundurulur. TMK m.182/3’e göre hakim, tarafların istekleri halinde irat şeklinde ödenmesine karar verilen iştirak nafakasının ileriki yıllarda ne miktar artırılacağını da kararında belirtebilir. Hakim, iştirak nafakasının her yıl TEFE/TÜFE, DİE, Döviz Artış Kuru, Altın Fiyatları endeksine göre artırılacağını kararında belirtmek suretiyle sonraki yıllarda ödenecek nafaka miktarını da belirleyebilir. Hakim gelecek yıllarda ödenecek nafaka miktarını belirlememiş olması ya da şartların değişmiş olması halinde nafaka alacaklısı ya da nafaka borçlusu nafaka uyarlama davası açabilir (Örneğin nafaka borçlusunun mali durumunun çok iyi hale gelmesi, çocuğun liseye, üniversiteye başlaması vs.).
İştirak nafakası hangi hallerde kesilir ???
İştirak nafakası, nafaka borçlusunun ölmesi, çocuğun ergin olduktan sonra eğitim hayatına devam etmemesi durumunda, evlenmesi durumlarında kesilir.
İştirak nafakası ödenmezse ne olur ??
Cebri icra ile tahsili yoluna gidilebilir. Kanun koyucu nafakanın tahsilini kolaylaştırmak için bazı tedbirler ihdas etmiştir.
Nafaka borçlusu, aylık nafaka bedelini ödememesi durumunda nafaka alacaklısının şikayeti üzerine diğer şartların da mevcut olması durumunda İİK m.344’e göre 3 aya kadar tazyik hapsine mahkum edilecektir.
Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf (eş), diğer taraftan (eşten) daha fazla kusurlu olmamak kaydıyla yoksulluk nafakası talep edebilir (TMK 175/1).
Yoksulluk nafakası talep edebilmenin ilk şartı, boşanma yüzünden yoksulluğa düşmüş olmaktır. Yargıtay, yoksulluk kavramını her somut olaya göre farklı değerlendirmiştir. Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yerleşmiş içtihatlarında; yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür, eğitim gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların yoksul olarak kabul edilmesi gerektiğini değerlendirmiştir.
Yargıtay 3. HD., somut olayın özelliğine göre nafaka alacaklısının dul ve yetim, yaşlılık maaşı alması, asgari ücret ile çalışması gibi durumlarında yoksulluğun ortadan kalkmayacağını kabul etmektedir. Tarafların sosyal ve mali durumları kişinin yoksulluğa düşüp düşmeyeceğini belirlemektedir.
Tarafların eşit kusurlu olması ya da nafaka borçlusunun hiç kusurunun olmaması durumunda bile hakim yoksulluk nafakasına hükmeder. Yoksulluk nafakasına hakim re’sen (kendiliğinden) karar veremez. Nafaka alacaklısının mutlaka talep etmesi gerekir. Nihai karar verilene kadar talep edilebilir.
Yoksulluk nafakasına süresiz olarak hükmedilir. Ancak, nafaka alacaklısının evlenmesi, taraflardan birinin ölümü durumunda kendiliğinden; yoksulluğun ortadan kalkması, nafaka alacaklısının evlenme olmadan fiilen evliymiş gibi başka birisi ile birlikte yaşama ve haysiyetsiz hayat sürme durumunda mahkeme kararı ile kaldırılabilir (TMK m.176/2).
Yoksulluk nafakası boşanma davasında talep edilebildiği gibi evliliğin boşanma ile sona erdiren mahkeme kararının kesinleşmesinden sonraki1 yıl içinde de açılabilir (TMK m. 178). Bağımsız bir dava şeklinde açılan bu dava nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesinde açılır.
Medeni Kanunun m. 176/3 göre hakim, tarafların istekleri halinde irat şeklinde ödenmesine karar verilen nafakanın ileriki yıllarda ne miktar artırılacağını da kararında belirtebilir. Hakim, yoksulluk nafakasının, her yıl TEFE/TÜFE, DİE, Döviz Artış Kuru, Altın Fiyatları endeksine göre artırılacağını da kararında belirtmek suretiyle sonraki yıllarda ödenecek nafaka miktarını da belirlemiş olur. Yargıtay içtihatlarında uyarlama davalarında hükmedilecek yeni nafaka miktarının tarafların gelir ve giderlerinde olağanüstü bir değişiklik olmamış olması durumunda TÜİK tarafından tespit edilen ÜFE artış oranını geçmemesi gerektiği belirtilmiştir. Yoksulluk nafakası alabilmek için evliliğin bir gün ya da bir saat bile sürmüş olması yeterlidir.
Boşanma davasında lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilen eş için yoksulluk nafakasına da hükmedilebilir. Yargıtay her iki kurumun hukuki nitelemesinin farklı olduğunu, hükmedilen tazminat miktarına bakılmaksızın şartları varsa yoksulluk nafakasına da hükmedilmesi gerektiğini kabul etmektedir.
Nafaka şahsa bağlı bir haktır. Önceden vazgeçilmesi ya da feragat edilmesi kesin hüküm oluşturmaz. Ayrı bir dava ile talep edilebilir.
Yardım nafakası, yoksulluğa düşecek alt soy, üst soy ve kardeşlere talep halinde dava tarihinden itibaren bağlanır (TMK m.364).
Yargıtay HGK içtihatlarında; yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür, eğitim gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların yoksul olarak kabul edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Yardım nafakası mirastaki sıra takip edilerek talep edilebilir. Nafaka alacaklısının alt soydan nafaka talep etme hakkı var iken kardeşlerine bu talep ile başvuramaz.
Yardım nafakasında yetkili mahkeme taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesidir.
Hakim, istem halinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir (TMK M.365/5).
Nafaka miktarının anlaşmalı boşanma davası sırasında taraflarca belirlenmesi ya da kararda nafakanın gelecek yıllardaki artış oranının belirlenmiş olması nafakanın değişen koşullara göre yeniden belirlenmesinin istenmesine engel değildir. Anlaşmalı boşanma davası sırasında iştirak nafakası talep edilmemiş olması sonradan nafaka talep edilmesine engel değildir; zira iştirak nafakası anne babanın çocuklara bakım yükümlülüklerinden kaynaklanmaktadır. İştirak nafakasına talep olmasa da hakim tarafından resen hükmedilmelidir. Çocuğun velayet hakkına sahip olmayan tarafın yanında kaldığı süreler için nafaka istenemeyeceği kabul edilmektedir. Bunun gibi birlikte yaşanılan dönem için de nafaka istenemeyecektir. İştirak nafakasına velayetin değiştirilmesi kararı ile birlikte hükmedilmekteyse, velayetin değiştirilmesine ilişkin kararlar kesinleşmedikçe infaz edilemeyeceğinden kararının kesinleşmesi tarihinden itibaren hükmedilmesi gerekecektir. Velayet kendisinden olmasına rağmen velayet hakkını kullanmayan anne ya da baba iştirak nafakası isteyemez. İştirak nafakası reşit olmakla kendiliğinden ortadan kalkar ve bu nedenle fazladan yapılan ödemeler geri istenebilir.
Samsun ve ilçelerinde etkili avukatlık hizmeti sunulmaktadır. 1995 Samsun doğumlu avukatımız, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup 2018 yılından bu yana İstanbul ve Samsun’da edindiği tecrübeyle Samsun’da ve ilçelerinde avukatlık ve arabuluculuk faaliyetlerini sürdürmektedir. Başta Aile, Gayrimenkul ve Miras Hukuku olmak üzere tüm alanlarda müvekkillerine çözüm odaklı hizmet vermekte; İngilizce bilgisiyle uluslararası süreçlerde de destek sağlamaktadır.
Hukukta Netlik, Süreçte Güven
Her Davada Strateji, Her Adımda Şeffaflık
Haklarınız İçin Kararlı ve Etkin Savunma