Çalışma Saatleri: 08:00 - 19:00

Samsun'da Parada Sahtecilik davaları, ilgilendiğimiz ve müvekkil/danışanlarımıza hukuki hizmet verdiğimiz konular arasındadır. Parada Sahtecilik ile alakalı hukuki destek almak istiyorsanız bu sayfadaki bilgilerden yararlanabilirsiniz. Sayfada Parada Sahtecilik konusundaki genel bilgilere başlıklar altında yer verilmiştir. Daha detaylı bilgi edinmek için Blog/Önemli Bilgiler kısmındaki makalelere ve Hizmetler kısmındaki açıklamalara da göz atabilirsiniz.
TCK MADDE 197 - ''(1) Memlekette veya yabancı ülkelerde kanunen tedavülde bulunan parayı, sahte olarak üreten, ülkeye sokan, nakleden, muhafaza eden veya tedavüle koyan kişi, 2 yıldan 12 yıla kadar hapis ve 10 bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. (2) Sahte parayı bilerek kabul eden kişi, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve adli para cezası ile cezalandırılır. (3) Sahteliğini bilmeden kabul ettiği parayı bu niteliğini bilerek tedavüle koyan kişi, 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.''
MADDENİN BİRİNCİ FIKRASINDA, iki tür paradan söz edilmektedir. Bunlar Türk parası ile yabancı paralardır. Maddenin uygulanabilmesi, her iki gruptaki paranın kanunen tedavülde olmasına bağlıdır. Bu bağlamda, tedavülde olmayan paralar bu suçun konusu olmazlar. Madde gerekçesinde de açıklandığı üzere, tedavülden kaldırılmış ve örneğin antika özellik taşıyan paranın sahte olarak üretilmesi, ancak dolandırıcılık suçu bağlamında değerlendirilebilir. Maddenin gerekçesinde suçun oluşması/oluşmaması ile ilgili şu düşüncelere yer verilmiştir: ''Sahte paradan söz edebilmek için, üretilen paranın sahteliğinin beş duyu organıyla anlaşılabilir olmaması gerekir. Başka bir deyişle, tecrübe sahibi olmayan ve parayı özel bir incelemeye tabi tutmayan bir kimsenin bu parayı gerçek para olarak kabul etmesinin olanaklı bulunması gerekir. Gerçek para olmadığı ilk bakışta anlaşılabilen durumlarda, suçtan söz edilemez. Yani, para görüntüsü taşımakla birlikte aldatıcılık özelliği olmayan kağıt veya maden parçası, bu suçun konusunu oluşturmaz. Bu hususu vurgulamak için uygulamada sahte paranın ''sürüm yeteneği''nden söz edilmektedir. Para sahteciliğinde, niteliği gereği sürüm yeteneği elbette aranacaktır. İçtihat yoluyla kökleşmiş bir sonuçtur.
MADDENİN İKİNCİ FIKRASINDA, sahte parayı bilerek kabul etmek, ayrı bir suç olarak düzenlenmiştir. Bu şıkkın uygulanmasının temeli, paranın sahte olduğunu bilmeye dayanır. Bilmek/bilmemek, ceza yargılamasının serbest delil ilkesi içinde değerlendirilir. Maddenin birinci fıkrasında yer alan sahte parayı ''muhafaza etmek'' fiili ile, ikinci fıkrada yer alan ''sahte parayı bilerek kabul etmek'' fiili aynı olayda kesişebilir. Örneğin; bir kişi, kendisine verilen ve sahte olduğunu bilmediği bir parayı alır ve kasasına koyar. Bu para, yapılan aramada ele geçer. Bu tür bir olayda kabul etmeyle başlayan, muhafaza etmekle biten bir fiil vardır. Böyle bir halde, teknik ceza hukuku yaklaşımı ile, fiilin tekniğini kabul etmek ve sorunu fikri içtima kavramı ile çözmek uygun olur (TCM m.44), çünkü olayda sahte parayı muhafaza etmek için, ilkin onu kabul etmek gerekir. Bu durumda failin maddenin birinci fıkrasındaki cezayla cezalandırılması gerekir, çünkü bu ceza ikinci fıkradaki cezadan daha ağırdır.
MADDENİN ÜÇÜNCÜ FIKRASINDA, sahteliğini bilmeden kabul ettiği parayı bu niteliğini bilerek tedavüle koyan kişi cezalandırılmaktadır. Bu suçun oluşmasındaki süreç şöyledir: Fail, ilkin sahteliğini bilmediği bir parayı kabul etmelidir. İkinci aşamada fail bu paranın sahte olduğunu öğrenmelidir. Üçüncü aşamada da bu parayı tedavüle koymalıdır, yani piyasaya sürmelidir.
ÖRNEK KARAR:
CEZA GENEL KURULU 2011/8 – 279 E., 2012/55 K. ‘‘…Sanığın bir banka şubesinden aldığını savunduğu, ancak nereden temin edildiği tam olarak anlaşılamayan sahte bir adet 50 Amerikan Dolarının başka bir banka şubesine verilerek piyasaya sürülmesi şeklinde işlendiği iddia olunan Parada Sahtecilik suçundan doğrudan zarar görmeyen ve bu Suçu takip etme görevi de bulunmayan hazinenin, kamu davasına katılma hak ve yetkisi olmadığından, yerel mahkemece verilen müdahale kararı hükmü temyiz etme hakkı vermeyecektir. Diğer taraftan, 5271 sayılı Yasanın 73. maddesinin açık düzenlemesi karşısında, Parada Sahtecilik suçunda yasal bilirkişi konumunda olan Merkez Bankasının da, suçtan zarar gördüğünden bahisle davaya katılan olarak kabulüne olanak bulunmamaktadır. Aksinin kabulü, suçtan zarar gören ile bilirkişiliğin aynı tarafta toplanması sonucunu doğurur ki, bu durumun da adil yargılanma ilkesine aykırılık teşkil edeceği kuşkusuzdur. Bu itibarla, Parada Sahtecilik suçundan doğrudan zarar görmeyen ve bu Suçu takip etme görevi de bulunmayan hazinenin kamu davasına katılma hak ve yetkisi bulunmadığı ve yerel mahkemenin yanılgılı uygulamaya dayalı katılma kararı hükmü temyize hak vermeyeceği göz önüne alındığında Özel Dairenin temyiz isteminin reddi kararı isabetli olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir…’’
Hukuka uygun her türlü delil Parada Sahtecilik davaları için önemlidir.
Parada Sahtecilik davaları Görevli mahkeme Ağır Ceza Mahkemesine açılmaktadır.
Samsun ve ilçelerinde etkili avukatlık hizmeti sunulmaktadır. 1995 Samsun doğumlu avukatımız, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup 2018 yılından bu yana İstanbul ve Samsun’da edindiği tecrübeyle Samsun’da ve ilçelerinde avukatlık ve arabuluculuk faaliyetlerini sürdürmektedir. Başta Aile, Gayrimenkul ve Miras Hukuku olmak üzere tüm alanlarda müvekkillerine çözüm odaklı hizmet vermekte; İngilizce bilgisiyle uluslararası süreçlerde de destek sağlamaktadır.
Hukukta Netlik, Süreçte Güven
Her Davada Strateji, Her Adımda Şeffaflık
Haklarınız İçin Kararlı ve Etkin Savunma