Çalışma Saatleri: 08:00 - 19:00
Niteliği gereği yerinde sabit arazi, arsa, ev gibi eşya ile kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümler ve tapu kütüğünde ayrı sayfaya kaydedilen bağımsız ve sürekli haklar taşınmaz satımının konusunu oluşturur. Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde taşınır satışına ilişkin kurallar, kıyas yoluyla taşınmaz satışında da uygulanır.
Geçerlilik şekli: Taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için, sözleşmenin resmi şekilde düzenlenmesi şarttır. Geçerlilik şekline uyulmamasının yaptırımı butlandır (kesin hükümsüzlük). Fakat şekle aykırılığın ileri sürülmesi Medeni Kanunun 2. maddesi uyarınca hakkın kötüye kullanılması niteliği taşıyorsa bu iddia dinlenmez. Yargıtay’ın özellikle alıcının edimini yerine getirdiği ve malik sıfatıyla zilyetliği kurduktan sonraki kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde bu yönde kararları söz konusudur.
Taşınmaz satımında tapu sicil memurları tarafından düzenleme şeklinde bir sözleşme ile (onaylama yeterli değildir) yapılmak zorundadır. Resmi senette sözleşmenin objektif esaslı unsurlarına ve taraflarca esaslı hale getirilmiş sübjektif hususlara yer verilmiş olması şarttır. Tarafların adları, satış konusu taşınmaz, semen ve hukuki sebebin senette düzenlenmesi gerekir. Aksine sözleşme olmadıkça, satılan taşınmaz, satış sözleşmesinde yazılı yüzölçümü tutarını kapsamıyorsa satıcı, eksiği için alıcıya tazminat ödemekle yükümlüdür. Satılan taşınmaz, resmi bir ölçüme dayanılarak tapu siciline yazılmış olan yüzölçümü tutarını içermiyorsa satıcı, özellikle üstlenmiş olmadıkça tazminat ile yükümlü değildir. Taşınmazlar üzerindeki ayni hakların devrinde özel yetki arandığından satış vekil veya temsilci ile yapılıyorsa bunların kimliği ve temsil ilişkisi senette gösterilmelidir. Ceza koşulu ve bağlanma parası, asıl sözleşmenin şekline tabi olduklarından taşınmaz satımında öngörülmeleri halinde bunlar da resmi şekilde yapılmalıdır. Noterler ancak satış vaadi sözleşmesi yapabilirler. Satış sözleşmesi yapamazlar.
1-) Tescil
Taşınmazlar üzerinde ayni hak kurulabilmesi için tescil gerekir. Tescil bir tasarruf işlemi olduğundan hem fiil ehliyeti hem de tasarruf ehliyeti gerektirir. Tescil talebini aleyhine sonuç doğacak olan taraf yapar. Taşınmaza ilişkin aşağıdaki haklar, tapu kütüğüne tescil edilir:
Tescil kavramı tadil ve terkin kavramlarını da içermektedir. Tadil, düzeltme anlamına gelir. Tapu sicilindeki adi (basit) yanlışlıklar tapu memuru tarafından re’sen düzeltilir. Ancak esaslı yanlışlıklar (malikin yanlış yazılması, sınırın yanlış gösterilmesi vb.) ya tarafların anlaşmasıyla ya da mahkeme kararıyla düzeltilir. Terkin ise silme anlamındadır. Tapuda silinecek olan kayıtların üzerine kırmızı çizgi çekilir. Tescili meydana gelen bir hakkın ortadan kalkması için terkin gerekir.
Yolsuz Tescil: Tescil işlemi haklı bir sebebe dayanmıyorsa tescil söz konusudur. Adına yolsuz tescil yapılan kişi iyiniyetliyse ve malik tarafından 10 yıl içerisinde tapu sicilinin düzeltilmesi davası açılmazsa adına yolsuz tescil yapılan taşınmaz üzerindeki hakkı zamanaşımıyla kazanmış olur. Adına yolsuz tescil yapılan kişi, taşınmaz üzerinde iyiniyetli 3. kişiye bir ayni hak tanırsa bu kişi tapuya güven ilkesinin de devreye girmesiyle hakkı derhal kazanacaktır. Yolsuz tescil nedeniyle zarar gören ve zararını başka şekilde karşılayamayan zarar gören, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve en geç fiilden itibaren 10 yıl içinde Devlete tazminat davası açabilir. İlgili süreler zamanaşımı süresidir. Devlet burada kusursuz sorumludur. Zararı tazmin eden Devlet, varsa kusurlu memura rücu eder. Tapu memurunun kusurlu olmadığı durumlarda da Devlet zararı tazmin eder ancak dikkat edilmelidir ki zarar başka şekilde karşılanamıyorsa Devlete tazminat davası açılacaktır. Sahte vekaletname, sahte nüfus cüzdanı ile yapılan işlemlerde ise hakkı devralan adına yolsuz tescil yapılan kişidir ve hakkı derhal kazanamaz, iyiniyetliyse 10 yıl sonra kazanır. Çifte tapu durumunda tapu sicilinin aleniliği ilkesi gereğince tapuya güven ilkesi uygulanmaz.
2-) Şerhler
Şahsi Hakların Şerhi:
Şahsi haklar, nispi haklardır yani sadece taraflar arasında ileri sürülebilirler. Bu durumun istisnası bu hakların tapu siciline şerh edilmesidir. Şerh ile birlikte hak kuvvetlenir ve o taşınmaz üzerinde sonradan kazanılan hakların sahiplerine karşı da ileri sürülebilir. Bu nedenle bu haklara kuvvetlendirilebilir nispi haklar adı da verilir. Ancak dikat edilmelidir ki hakın şerh edilmesi hakkı kıuvvetlendirir ancak mutlak hakka dönüştürmez yani hak sadece sonradan kazanılan hakların sahiplerine karşı ileri sürülebilir, herkese karşı ileri sürülemez.
Tapu siciline şerh edilebilen şahsi haklar şunlardır:
Alım, önalım, gerialım hakları en çok 10 yıl için, taşınmaz satış vaadi ise en çok 5 yıl şerh edilir. Süre sonunda tapu memuru şerhi re’sen(kendiliğinden) kaldırır.
Malikin Tasarruf Yetkisini Kısıtlayan Şerhler: Aşağıdaki sebeplere dayanan tasarruf yetkisi kısıtlamaları, tapu kütüğüne şerh verilebilir:
Tasarruf yetkisi kısıtlamaları, şerh verilmekle taşınmaz üzerinde sonradan kazanılan hakların sahiplerine karşı ileri sürülebilir.
Geçici Tescil Şerhi:
Aşağıdaki hallerde geçici tescil şerhi verilebilir:
Geçici tescil şerhi, bütün ilgililerin razı olmasına veya hakimin karar vermesine bağlıdır. Şerhin konusu olan hak sonradan gerçekleşirse, şerh tarihinden başlayarak üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir. Geçici tescil şerhi verilmesi istemi üzerine hakim, tarafları dinleyerek veya dosya üzerinde inceleme yaparak şerhe konu olan hakkın varlığının kabul edilebileceği kanaatine varırsa, şerh kararı verir.
3-) Beyanlar
Açıklayıcı bilgilerin verildiği hanedir. Bir taşınmazın eklentileri, malikin istemi üzerine kütükteki beyanlar sütununa yazılır. Bu kaydın terkini, kütükte hak sahibi görünen bütün ilgililerin rızasına bağlıdır. Eklentiler dışında velayet-vesayet bilgileri, kamu hukukundan doğan kısıtlamalar, devremülk hakkı da beyanlar sütununda gösterilir.
Sözleşmenin bir ya da iki tarafına bir taşınmazın satımı sözleşmesinin yapılmasını istemek hakkı sağlayan bir ön sözleşmedir. İki tarafça da imzalanarak noterde düzenleme biçiminde yapılması yeterlidir. Ancak resmi şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmaz. Konusu taşınmaz mallar olup taşınmazın belirlenebilir olması yeterlidir. Alıcının sözleşme hükümlerine uygun olarak satış yapılmasını istemesine karşın satıcı buna yanaşmıyorsa alıcı doğrudan tescile zorlama davası açarak taşınmazın kendisine devrini isteyebilir. Bu davada verilen hüküm satıcının tescil talebi yerine geçer. Hükmün kesinleşmesiyle taşınmazın mülkiyeti alıcıya intikal eder (tescilsiz iktisap). Bu nedenle verilen hüküm kurucu yenilik doğurur. Taşınmaz satış vaadi alacaklısı hakkını alacağın temliki hükümlerine göre başkasına devredebilir. Taşınmaz satış vaadinden doğan satın alma hakkı tapuya şerh verilebilir. Taraflardan her biri doğrudan satış vaadi sözleşmesine dayanarak şerh talebinde bulunabilir. Taşınmaz satış vaadinin şerh verilmesinden itibaren 5 yıl içinde esas satış sözleşmesi yapılmazsa, şerh tapu sicil memuru tarafından re’sen silinir (Yani genel kuralın aksine terkin için talep şartı yoktur).
Taşınmaz Mülkiyeti
Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyetin kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer. Arazi mülkiyetine tabi olmanın istisnaları ise şunlardır:
Taşınmaz Mülkiyetinin Kazanılması
Taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kazanılması tapuya tescil ile olur. Bu nedenle tescil, kurucu etkiye sahiptir. Ancak istisnaen tescilin bildirici etkiye sahip olduğu yani tescilsiz kazanma (iktisap) halleri de söz konusudur:
Bu haller her ne kadar tescilden önce kazanma halleri olsa da malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır.
Taşınmaz mülkiyetinin zamanaşımı ile kazanılması da mümkündür ve bu yolla kazanma ikiye ayrılır: Olağan zamanaşımı ve olağanüstü zamanaşımı
Taşınmaz Mülkiyetinin Kaybedilmesi: Taşınmaz mülkiyeti, terkin veya taşınmazın tamamen yok olmasıyla sona erer.
Taşınmaz Mülkiyetinin Kısıtlamaları: Taşınmaz mülkiyetinin kanundan doğan kısıtlamaları, tapu siciline tescil edilmeksizin etkili olur. Bu kısıtlamaların ortadan kaldırılması veya değiştirilmesi, buna ilişkin sözleşmenin resmi şekilde düzenlenmesine ve tapu kütüğüne şerh verilmesine bağlıdır. Kamu yararı için konulan kısıtlamalar kaldırılamaz ve değiştirilemez. Taşınmaz mülkiyetinin sözleşmeden doğan kısıtlamaları şunlardır:
Kanundan ve komşuluk hukukundan doğan kısıtlamalar:
Kanundan ve kamu hukukundan doğan kısıtlamalar: Taşınmaz mülkiyeti hakkının kamu yararı için kısıtlanması, özellikle yapı, yangın, doğal afetler ve sağlıkla ilgili kolluk hizmetlerine; orman ve yollara, deniz ve göl kıyılarındaki ana ve tali yollara sınır işaretleri ve nirengi noktaları konulmasına; toprağın iyileştirilmesine veya bölünmesine, tarım topraklarının veya yapıya özgü arsaların birleştirilmesine; eski eserler, doğal güzellikler, manzaralar, seyirlik noktaları ve ender doğa anıtları ile içmeler, ılıcalar, maden ve kaynak sularının korunmasına ilişkin mülkiyet kısıtlamalarıdır. Taşınmaz mülkiyetinin kanundan doğan kısıtlamalarından biri de paylı mülkiyette yasal ön alım hakkıdır.
Tapulama, gayrimenkulle ilgili durumun kadastrosu yapılan yerlerde tapu kütüğüne, yapılmayan yerlerdeyse zabıt defterine geçirilmesidir. Taşınmazlar bulundukları yer tapu siciline geçirilirler. Bir taşınmaz iki sicil bölgesine birden sirayet ediyorsa, bu taşınmaz arazinin büyük kısmının bulunduğu bölge tapu siciline geçirilir. Tapulama kadastro varsa buna göre, yoksa hakim kararıyla yapılır. Tapulama yapılırken fen memuru tarafından yapılan harita ve krokiler dikkate alınır. Başka bir ifadeyle bunlar tapulamaya esas teşkil eder.
Tapu siciline taşınmaz olarak kaydedilecek olan şeyler:
Tapu Kütüğüne Kaydedilemeyecek Taşınmazlar:
Kamu malları ve kamunun yararlanmasına ayrılan taşınmazlar üzerinde ayni hak kurulmamışsa, bunlar tescile tabi değildir. Bu malları şu şekilde sıralamak mümkündür;
Samsun ve ilçelerinde etkili avukatlık hizmeti sunulmaktadır. 1995 Samsun doğumlu avukatımız, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup 2018 yılından bu yana İstanbul ve Samsun’da edindiği tecrübeyle Samsun’da ve ilçelerinde avukatlık ve arabuluculuk faaliyetlerini sürdürmektedir. Başta Aile, Gayrimenkul ve Miras Hukuku olmak üzere tüm alanlarda müvekkillerine çözüm odaklı hizmet vermekte; İngilizce bilgisiyle uluslararası süreçlerde de destek sağlamaktadır.
Hukukta Netlik, Süreçte Güven
Her Davada Strateji, Her Adımda Şeffaflık
Haklarınız İçin Kararlı ve Etkin Savunma