Tutukluluk, Teşebbüs - İştirak - İçtima, Adli Kontrol

Tutukluluk, Teşebbüs - İştirak - İçtima, Adli Kontrol

TUTUKLAMA (Tutuklama Şartları, Tutuklama Kararı Verilemeyecek Haller, Tutuklulukta Geçecek Süre, Tutukluluğun İncelenmesi)

Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir.

  • Soruşturma evresinde tutuklama kararı Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hakimi tarafından verilir.
  • Kovuşturma evresinde tutuklama kararı Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re’sen mahkemece verilir.
  • Tutuklama kararı verilebilmesi için Cumhuriyet savcılığınca yapılan işlemlerde gerekçe mutlaka gösterilmelidir. Ayrıca bu gerekçede neden adli kontrol tedbirlerinden bir ya da birkaçı yetersiz kalacak bu hususlara ilişkin hukuki ve fiili nedenlere de yer verilmelidir.
  • Tutuklamadan ve tutuklamanın uzatılmasına ilişkin her karardan tutuklunun bir yakınına veya belirlediği bir kişiye, hakimin kararıyla gecikmeksizin haber verilir. Ayrıca, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürmemek kaydıyla, tutuklunun tutuklamayı bir yakınına veya belirlediği bir kişiye bizzat bildirmesine de izin verilir. Şüpheli veya sanık yabancı olduğunda tutukluluk hali yazılı olarak karşı çıkmaması halinde, vatandaşı olduğu devletin konsolosluğuna bildirilir.
  • Cumhuriyet savcısı veya kolluk tutuklama kararı veremez. Ancak, soruşturma evresinde savcı adli kontrol veya tutuklamanın artık gereksiz olduğu kanısına varacak olursa, şüpheliyi re’sen serbest bırakabilir. Savcı kovuşturmaya yer olmadığı kararı verdiğinde de şüpheli serbest kalır.
  • Savcı şüpheliyi serbest bırakmak yerine adli kontrol altına alınmasını uygun görebilir. Bu takdirde şüphelinin adli kontrol altına alınarak serbest bırakılmasını sulh ceza hakiminden isteyebilir. Tutuklama yerine adli kontrol kararı verilmesini hakkında tutuklama kararı verilmiş olan şüpheli veya müdafi de isteyebilir.
  • Savcının adli kontrol kararı istemesi durumunda hakim/mahkeme şüpheli, sanık veya müdafiin görüşünü aldıktan sonra 3 gün içinde istemin kabulüne veya reddine karar verir. Duruşma dışında bu karar verilirken, savcı, şüpheli, sanık veya müdafiin görüşü alınmaz.
  • Şüpheli ve sanığın da soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında salıverilme talebinde bulunma hakkı vardır. Bu talep üzerine de soruşturma evresinde hakim, kovuşturma evresinde mahkeme Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiin görüşü alındıktan sonra, 3 gün içinde istemin kabulüne, reddine veya adli kontrol uygulanmasına karar verilir. Fakat örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar bakımından bu süre 7 gün olarak uygulanır. Duruşma dışında bu karar verilirken Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiinin görüşü alınmaz.
  • Tutuklama hakkında verilen bu kararlara karşı itiraz kanun yoluna gidilebilir.

Tutuklama Kararı Verilebilmesi İçin Gereken Şartlar:

  1. Tutuklamanın ön şartı, failin suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunmasıdır. Bu şart tutuklama kararı verilebilmesi için tek başına yeterli değildir. Bunun yanında aşağıda belirtilen tutuklama nedenlerinden birisi de bulunmalıdır:
  2. Tutuklama nedenleri:

a)  Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular konusunda kuvvetli şüphe bulunması

b) Şüpheli veya sanığın davranışlarının delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme yönünde olduğuna dair kuvvetli şüphe bulunması

c)  Şüpheli veya sanığın davranışlarının tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunduğu yönünde kuvvetli şüphe bulunmasıdır.

Ayrıca Ceza Muhakemesi Kanunu’nda, aşağıdaki suçlardan birinin işlendiğine dair kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması halinde tutuklama nedeni var sayılabilir. Bu katalog suçların işlendiğine dair kuvvetli şüphenin bulunması durumunda dahi hakim tutuklama kararı vermek zorunda değildir. Bu suçlar sadece şüpheli veya sanığın kaçacağına veya delilleri karartacağına karine teşkil eder. Bu listedeki suçların işlendiğine dair kuvvetli şüphe buluna bile, hakim şüpheli ya da sanığın kaçmayacağına, delilleri karartmayacağına kanaat getirmişse tutuklama kararı vermeyebilir. Bu suçlar:

  • Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (m.76,77,78)
  • Kasten öldürme (m.81,82,83)
  • Silahla işlenmiş kasten yaralama (m.86/3/e)
  • Neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama (m.87)
  • İşkence (m.94,95)
  • Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç m.102)
  • Çocukların cinsel istismarı (m.103)
  • Hırsızlık (m.141,142)
  • Yağma (m.148,149)
  • Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (m.188)
  • Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (2,7 ve 8. fıkralar hariç m.220)
  • Devletin güvenliğine karşı suçlar (m.302,303,304,307,308)
  • Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar (m.309,310,311,312,313,314,315)
  • Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (m.12) suçları
  • Bankalar Kanununun 22. maddesinin 3. ve 4. fıkralarında tanımlanan zimmet suçu
  • Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar
  • Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68. ve 74. maddelerinde tanımlanan suçlar
  • Orman Kanununun 110. Maddesinin 4. Ve 5. Fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma suçlarıdır.

Tutuklama Kararı Verilemeyecek Haller:

  • İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez. Yani gözaltı, adli kontrol gibi koruma tedbirleri ile amaca ulaşılacaksa tutuklama kararı verilmemelidir.
  • Sadece adli para cezasını gerektiren veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı 2 yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez (15 yaşını doldurmamış çocuklar hakkında üst sınırı 5 yılı aşmayan hapis cezasını gerektiren fiillerinden dolayı tutuklama kararı verilemez).
  • Türkiye’de saklanan kaçaklar hakkında gıyabi (yoklukta) tutuklama kararı verilemez. Çünkü CMK’ya göre tutuklama kararı yargılama makamı huzuruna getirilmiş kişi hakkında verilebilir. Fakat, yabancı ülkede bulunan kaçaklar hakkında gıyabi tutuklama kararı verilebilir.
  • Güvence belgesi olmamalıdır. Gaip veya kaçak faile tutuklanmayacağını güvence altına alan bir belge verilmişse bu kişi tutuklanamaz.

Tutuklulukta Geçecek Süre:

  • Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok 1 yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hallerde gerekçeleri gösterilerek 6 ay daha uzatılabilir.
  • Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok 2 yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam 3 yılı geçemez.
  • Soruşturma evresinde tutukluluk süresi, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işler bakımından 6 ayı, ağır ceza mahkemesinin görevine giren işler bakımından ise 1 yılı geçemez. Ancak, Türk Ceza Kanununun 2. Kitap 4. Kısım 4., 5., 6. Ve 7. Bölümünde tanımlanan suçlar, Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu olarak işlenen suçlar bakımından bu süre en çok 1 yıl 6 ay olup, gerekçesi gösterilerek 6 ay daha uzatılabilir. Buradaki tutukluluk süreleri, fiili işlediği sırada 15 yaşını doldurmamış çocuklar bakımından yarı oranında, 18 yaşını doldurmamış çocuklar bakımından ise dörtte üçü oranında uygulanır.

Tutukluluğun İncelenmesi

CMK tutuklu hakkında tutuklama şartlarının devam edip etmediğini belli aralıklarla kontrol etmesini zorunlu tutmuştur. Böylece bu tedbirin geçici olduğu vurgulanmıştır. Tutuklamanın gözden geçirilmesi soruşturma ve kovuşturma aşamasında farklı düzenlenmiştir. Soruşturma aşamasında şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç 30’ar günlük süreler itibarıyla tutukluluk halinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda savcının istemi üzerine sulh ceza hakimi şüpheli veya müdafiyi dinlemek suretiyle karar verir. Şüpheli de bu belirtilen süre içinde tutukluluk durumunun incelenmesini isteyebilir. Kovuşturma aşamasında ise artık iş mahkemede olduğundan mahkeme tutukevinde bulunan sanığın tutukluluk halinin devamının gerekip gerekmeyeceğine her oturumda veya koşullar gerektiğinde oturumlar arasında ya da en geç 30’ar günlük süreler içinde re’sen karar verir.

SUÇA İLİŞKİN ÖZEL GÖRÜNÜMLER (Teşebbüs - İştirak - İçtima)

Bu görünümler; teşebbüs, iştirak ve içtimadır. Teşebbüs halinde neticesi gerçekleşmemiş kasıtlı bir suç söz konusudur. İştirak halinde fiili gerçekleştiren birden fazla fail söz konusudur. İçtima durumunda birden fazla ceza normu ihlal edilmiştir.

1-) Teşebbüs (TCK m.35)

TCK’nın 35/1’ e göre; fail, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüs hükümleri uygulanır.

Teşebbüsün Şartları:

  1. Kasıtlı bir suç söz konusu olmalıdır.
  2. Suçun icra hareketlerine başlanmış olunmalıdır Aşamaları: düşünce aşaması – hazırlık hareketleri – icra hareketleri – netice – suç yolu kapanmıştır. Tamamlanmış suçun cezası verilir.
  3. Elverişli hareketlerle suçun icrasına başlanmış olmalıdır.
  4. Failin elinde olmayan nedenlerle netice gerçekleşmemiş olmalıdır.

Teşebbüste Gönüllü Vazgeçme (TCK m.36): Fail, suçun icra hareketlerinden gönüllü vazgeçer ya da kendi çabalarıyla suçun tamamlanmasını ya da neticenin gerçekleşmesini önlerse, teşebbüsten cezalandırılmaz. Ancak tamam olan kısım esasen bir suç oluşturursa sadece o fiilden sorumlu olur. Gönüllü vazgeçme cezayı kaldıran şahsi bir sebeptir yoksa işlenen fiil suç olma özelliğini kaybetmez.

Fail, icra hareketlerinin bitmesinden sonra gönüllü vazgeçmeden faydalanabilir. Bu durumda vazgeçenin suçun tamamlanmasını önlemek bakımından çaba göstermesi gerekmektedir. Failin çabaları sonuç vermeli ve netice gerçekleşmemiş olmalıdır. Netice gerçekleşirse gönüllü vazgeçme söz konusu olmaz ancak, iştirak halinde işlenen suçlarla sınırlı olmak üzere böyle bir durumda gönüllü vazgeçme hükümlerinin uygulanmasına olanak tanımıştır.

Etkin Pişmanlık: Etkin pişmanlık suç tamamlandıktan sonra duyulan pişmanlıktır. Failin etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanabilmesi için öncelikle ceza kanununun özel hükümleri kısmında o suçun yanında etkin pişmanlık hükümlerinin düzenlenmiş olması gerekir. Etkin pişmanlık halinde kural olarak suça ilişkin ceza indirilerek hükmolunur. Hırsızlık, parada sahtecilik, uyuşturucu madde ticareti, örgüt kurma, rüşvet, yalan tanıklık gibi suçlarda etkin pişmanlık kurumu işletilir.

2-) Suça İştirak

İştirak, faillerin çokluğudur. Tek bir kişiyle işlenebilen kasıtlı bir suça birden fazla kişinin katılması halinde iştirak kurumundan bahsedilir. Şeriklik; azmettiren ve yardım eden olarak ikiye ayrılır.

  • Kasıtlı suçlarda iştirak hükmü uygulanır.
  • İştirak cezai sorumluluğu genişletir.
  • İştirakten bahsedilebilmesi için suçun icra hareketlerine başlanması gerekir.
  • İştirakten söz edilebilmesi için failler arasında bir anlaşmanın olması şart değildir. İştirak iradesinin varlığı yeterlidir.
  • Ani suçlarda suç tamamlanana kadar iştirak edilebilir.
  • Kesintisiz suçlarda sona erme anına kadar iştirak edilebilir.
  • İhmali davranışla suça iştirak edilebilir.
  • Özgü suçlara iştirak mümkündür.
  • Taksirli suçlarda iştirak hükmü uygulanmaz.
  • Suça iştirakten dolayı sorumlu tutulabilmek için ilgili suçun en azından teşebbüs aşamasına varmış olması gerekir.

İştirak Türleri: Ceza Kanununda suça iştirak şekilleri; azmettirme ve yardım etme olarak düzenlenmiştir. Bunlardan biriyle suça fail olmak mümkündür. Ceza kanununda başka iştirak türü yoktur.

1-) Faillik (TCK m.37): Faillik kurumunun içerisinde; fail, müşterek fail ve dolayısıyla fail kavramları bulunur.

a) Fail ya da müşterek fail: Müşterek faillik kurumunda suçun işlenmesinden önce ya da işlenmesi sırasında suçun icrasında doğrudan doğruya etkili olan hareketleri birlikte gerçekleştiren birden fazla fail söz konusudur.

b) Dolaylı fail: Dolaylı fail, suçun işlenmesi amacıyla bir başkasını araç olarak kullanan kişidir. Kanuna göre; bir suçun işlenmesinde başkasını araç olarak kullanan kişi suçun faili olarak sorumlu tutulur. Bir başkasını araç olarak kullanan kimse, cebir, tehdit ya da hile ile iradesine etkide bulunan kişidir. Kusur yeteneği olmayanları suçun işlenmesinde araç olarak kullanan kişinin cezası, üçte birinden yarısına kadar artırılır.

2-) Azmettirme (TCK m.38): Aklında suç işleme iradesi olmayan bir kimsenin suç işleme konusunda ikna edilmesidir.

  • Azmettirilen, azmettirenin çabaları sonucunda suç işleme konusunda ikna olmuş, görev bilincini yüklenmiştir.
  • Azmettiren kural olarak işlenen suçun cezasıyla cezalandırılır.
  • Azmettiren alt soy ya da üst soy nüfuzunu kullanarak suça azmettirirse cezası artırılır.
  • Çocukların suça azmettirilmesinde alt soy ve üst soy aranmadan azmettirenin cezası ağırlaştırılır.
  • Azmettirenin ele verilmesi halinde failin cezasından indirime gidilebilir.
  • Azmettirenin azmettirdiği suçun dışında başka bir suç işlerse azmettiren bundan sorumlu değildir.
  • Fail suçun icra hareketlerinden gönüllü olarak vazgeçerse azmettiren bundan faydalanamaz.

3-) Yardım Edenler (TCK m.39): Suçun işlemesine yardım eden kişinin cezası iştirak edenlere göre bir miktar indirilerek verilir. TCK’da suça yardım edenler şunlardır:

a)  Suçu işlemeye teşvik eden (manevi iştirak)

b)  Suç işleme kararını kuvvetlendiren (manevi iştirak)

c)  Fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vadeden (manevi iştirak)

d)  Suçun nasıl işleneceği hususunda yol gösteren (manevi teşvik)

e)  Fiilin işlenmesinde kullanılan araçları sağlayan (maddi iştirak)

f)  Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştıran (maddi iştirak)

İştirakte Bağlılık Kuralı (TCK m.40): Bağlılık kuralı, suç ortaklarından bazılarında faillik için aranan şartların bulunmaması halinde, bu kişilerin işlenen suçtan sorumluluğunu kaldırır. Suçun işleyişinde hakimiyet kuramadığı ya da özel faillik niteliğini taşımadığı için fail olarak sorumlu tutulamayan bir suç ortağı, bağlılık kuralı sayesinde, gerçekleşen suçtan sorumlu tutulur. Suça iştirak için kasten ve hukuka aykırı işlenmiş bir fiilin varlığı yeterlidir. Suçun işlenişine iştirak eden her kişi, diğerinin cezalandırılmasını önleyen kişisel nedenler göz önünde bulundurulmaksızın kendi kusurlu fiiline göre cezalandırılır.

TCK 41. Madde:  İştirak halinde işlenen suçlarda, sadece gönüllü vazgeçen suç ortağı, gönüllü vazgeçme hükümlerinden yararlanır. Suçun;

a) Gönüllü vazgeçenin gösterdiği gayreti dışında başka bir sebeple işlenmemiş olması,

b) Gönüllü vazgeçenin bütün gayretine rağmen işlenmiş olması, hallerinde de gönüllü vazgeçme hükümleri uygulanır.

3-) İçtima (Cezaların Toplanması)

Ceza hukukunda kural olarak failin ne kadar ceza normunu ihlal etmiş ise o kadar suçtan ayrı ayrı sorumlu tutulur. Her bir suçun cezası ayrı ayrı hesaplanır. Verilen cezalar toplanarak infaz edilir. Cezaların içtimaı, ceza kanununda açıkça düzenlenmemiştir. Ceza kanununda gerçek içtimaın uygulanamayacağı üç istisnai durum olan suçların içtimaı açıkça düzenlenmiştir. Gerçek içtimanın olup olmadığını hedef zaman ve mağdur bize gösterir. Birden fazla hedef vatsa birden fazla suç tek hedef varsa tek suç yine suçlar arasında zaman aralığı varsa birden fazla suç ve birden fazla mağdur varsa yine birden fazla suç vardır ancak bazen mağdur sayısı tek olsa da birden fazla suç vardır. Örneğin; C, girdiği bir okulda öğretmenlerden A, B, ve D’nin dolaplarından cüzdanlarını çalmıştır. Söz konusu olayda içtimanın uygulanıp uygulanmayacağına bakmak gerekir. Olayda zincirleme suç hükümleri uygulanmaz çünkü fiiller arka arkaya yapıldığı için aralarında zaman aralığı yoktur aynı zamanda suç birden fazla kişiye karşı işlendiği için mağdur sayısı da birden fazladır. Fikri içtimada söz konusu değildir çünkü hareket tek olmadığı gibi suçlar da birbirinden farklı değildir. Bileşik suç hükmü de uygulanmaz çünkü biri diğerinin unsurunu ya da ağırlaştırıcı nedenini oluşturan iki farklı suç tipi de bulunmamaktadır dolayısıyla söz konusu olayda içtima hükmü uygulanacaktır.

Bileşik Suç (TCK m.42): Biri diğerinin unsurunu ya da ağırlaştırıcı nedenini oluşturması dolayısıyla tek fiil sayılan suça bileşik suç denir. Bu tür suçlarda içtima hükümleri uygulanmaz. Bileşik suçta fail birden fazla ceza normunu ihlal ediyor görünmesine rağmen faile bir ceza verilmektedir. Bileşik suçta, norm ihlali iki ya da daha fazla suçtan oluşmaktadır. Bunlardan biri diğerinin ya unsuru ya da ağırlatıcı nedeni durumdadır. Bileşik suç iki durumda meydana gelebilir. Birincisi; unsurların kaynaşması şeklinde olabilir. İkincisi ise; bir suç başka bir suçun eklenerek ağırlaştırıcı neden şeklinde olabilir. Bileşik suçu oluşturan unsurlardan birinin şikayete bağlı olması bileşik suçun da şikayete bağlı olduğu anlamına gelmez. Bileşik suçtan bahsedebilmek için bu suçların mutlaka kanunda düzenlenmiş olması gerekmektedir. Bileşik suç, kendisini oluşturan suçlara bölünemez. Bileşik suçu oluşturan ya da ağırlaştırıcı sebep olan suçun ortadan kalkması bileşik suçun varlığını etkilemez.

Zincirleme (Müteselsil) Suç: Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu hüküm uygulanır. Zincirleme suçta, aynı suçun birden fazla kez işlenmesi söz konusudur. Zincirleme Suçun Şartları:

  • Bir suç işleme kararı ile hareket edilmelidir.
  • Aynı suç farklı zamanlarda işlenmelidir.
  • Aynı suç, aynı kişiye karşı işlenmelidir.
  • Farklı zamanlarda ihlal edilen aynı suç olmalıdır.
  1. Mağduru belli olmayan suçlar: Mağduru belli olmayan suçlarda zincirleme suç hükümleri uygulanır. Bunun için yukarıdaki dört şart birlikte gerçekleşmiş olmalıdır. Birer haftayla önce 30 sonra 40 daha sonra 50 kg uyuşturucu kaçırmak.
  2. Bir fiil ile birden fazla kişiye suç işleme (aynı neviden fikri içtima): Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda zincirleme suç hükümleri uygulanır. 5 kişiye birden hakaret edilmesi durumunda tek hakaret suçundan yargılama yapılır.
  3. Zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı suçlar:
  • Kasten öldürme
  • Kasten yaralama
  • İşkence
  • Yağma

Zincirleme suçlardan birinin teşebbüs aşamasında kalmış olması, teşebbüs indirimi uygulanmasını gerektirmez, tamamlanmış suç gibi uygulamaya gidilir. Teşebbüse elverişli olmayan suçlarda zincirleme suç hükümleri uygulanmaz.

Fikri İçtima (Farklı Neviden Fikri İçtima/TCK m.44): İşlediği bir fiil ile birden fazla suçun oluşmasına sebebiyet veren fail, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan sorumlu olur. Bir fiil ile kanunun birden fazla normunun ihlal edilmesi fikri içtima olarak ifade edilir. Fikri içtimada birden fazla suç vardır. Fakat faile bir ceza verilmektedir. Fikri içtima kapsamına giren suçlardan biri genel af kapsamına girerse, artık söz konusu suç hiç işlenmemiş sayılacağından fikri içtima söz konusu olmayacaktır. Fikri içtima kapsamına giren suçlardan biri şikayete tabi ise, mağdurun şikayetini geri alırsa fikri içtima söz konusu olmayacaktır ancak diğer suç resen soruşturulan bir suç ise sadece o suçtan kovuşturma yapılabilir. Fikri içtima kapsamındaki suçların ayrı yerlerde işlenmiş olması durumunda en ağır cezayı gerektiren suçun işlendiği yer mahkemesi yetkilidir. Örneğin; bir suçta kullanılan ruhsatsız silahı taşıyan kişi bir fiil ile hem suç delilini gizleme hem de ruhsatsız silah bulundurma suçunu işlemiş sayılır. Sokakta birini silahla yaralamak hem yaralama hem de genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçu işlemiştir ağır olan suçtan cezalandırılır fail. Sokakta bayana tacizde bulunma durumunda, hem taciz hem de hayasızca hareketlerde bulunma suçu işlenmiştir.

ADLİ KONTROL ALTINA ALINMA

Bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, 100. maddede belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine adli kontrol altına alınmasına karar verilebilir.

Kanunlarda öngörülen tutukluluk sürelerinin dolması nedeniyle salıverilenler hakkında da adli kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.

Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hallerde de adli kontrol kararı verilebilir.

Adli kontrol, şüphelinin aşağıda gösterilen bir veya birden fazla yükümlülüğe tabi tutulmasını içerir:

a)  Yurt dışına çıkamamak

b)  Hakim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak

c)  Hakimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde mesleki uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam konularındaki kontrol tedbirlerine uymak

d)  Her türlü taşıtları veya bunlardan bazılarını kullanamamak ve gerektiğinde kaleme, makbuz karşılığında sürücü belgesini teslim etmek

e)  Özellikle uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla hastaneye yatmak dahil, tedavi veya muayene tedbirlerine tabi olmak ve bunları kabul etmek

f)  Şüphelinin parasal durumu göz önünde bulundurularak, miktarı ve bir defada veya birden çok taksitlerle ödeme süreleri, Cumhuriyet savcısının isteği üzerine hakimce belirlenecek bir güvence miktarını yatırmak

g)  Silah bulunduramamak veya taşıyamamak, gerektiğinde sahip olunan silahları makbuz karşılığında adli emanete teslim etmek

h) Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hakim tarafından miktarı ve ödeme süresi belirlenecek parayı suç mağdurunun haklarını güvence altına almak üzere ayni veya kişisel güvenceye bağlamak

i)  Aile yükümlülüklerini yerine getireceğine ve adli kararlar gereğince ödemeye mahkum edildiği nafakayı düzenli olarak ödeyeceğine dair güvence vermek

j)  Konutunu terk etmemek

k) Belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek

l)  Belirlenen yer veya bölgelere gitmemek

(e) bendinde belirtilen tedavi (uyuşturucu veya alkol bağımlılığından arınmak için hastaneye yatmak, tedavi veya muayene olmak) hariç, adli kontrol altında geçen süre hükmedilecek cezadan mahsup edilemez.

Adli kontrole soruşturma evresinde savcının istemi üzerine sulh ceza hakimi, kovuşturma evresinde ise mahkeme karar verir.

Cumhuriyet savcısı veya kolluk tarafından adli kontrol kararı verilemez.

Adli kontrole ilişkin kararlara itiraz edilebilir.

Adli Kontrol Tedbirlerine Uymama:  Adli kontrole uymayan şüpheli veya sanık hakkında hükmedilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı verebilir. Bu hüküm, azami tutukluluk süresinin dolması nedeniyle verilen adli kontrol tedbirinin ihlali halinde de uygulanabilir. Ancak, bu durumda tutuklama süresi ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde 9 aydan, diğer işlerde 2 aydan fazla olamaz.

Av. Bahar ÇEBİ

Av. Bahar ÇEBİ

Samsun ve ilçelerinde etkili avukatlık hizmeti sunulmaktadır. 1995 Samsun doğumlu avukatımız, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup 2018 yılından bu yana İstanbul ve Samsun’da edindiği tecrübeyle Samsun’da ve ilçelerinde avukatlık ve arabuluculuk faaliyetlerini sürdürmektedir. Başta Aile, Gayrimenkul ve Miras Hukuku olmak üzere tüm alanlarda müvekkillerine çözüm odaklı hizmet vermekte; İngilizce bilgisiyle uluslararası süreçlerde de destek sağlamaktadır.

Hukukta Netlik, Süreçte Güven

Her Davada Strateji, Her Adımda Şeffaflık

Haklarınız İçin Kararlı ve Etkin Savunma

Telefon Numarası
0 538 515 71 65
WhatsApp
0 538 515 71 65
İletişim
Hemen Ara
Yaz

Copyright Her Hakkı Saklıdır