Samsun Muris Muvazaası Davaları Avukatı

Samsun Muris Muvazaası Davaları Avukatı

Samsun'da Muris Muvazaası davaları konusu, ilgilendiğimiz ve müvekkil/danışanlarımıza hukuki hizmet verdiğimiz konular arasındadır. Muris Muvazaası ile alakalı hukuki destek almak istiyorsanız bu sayfadaki bilgilerden yararlanabilirsiniz. Sayfada Muris Muvazaası konusundaki genel bilgilere başlıklar altında yer verilmiştir. Daha detaylı bilgi edinmek için Samsun miras avukatı yazımızı, Blog/Önemli Bilgiler kısmındaki makalelere ve Hizmetler kısmındaki açıklamalara da göz atabilirsiniz.

Muris Muvazaası Nedir?

Kişinin mirasçısını miras hakkından mahrum bırakmak için ölünceye kadar bakma veya satış gibi göstererek karşılıksız kazandırma yapması halinde miras hakkı ihlal edilen mirasçının açacağı davadır. Dava herhangi bir dava zamanaşımı süresine veya hak düşürücü süreye tabi değildir. Saklı payı olmasa bile, miras hakkı zarar gören tüm mirasçılar (yasal, atanmış mirasçı, evlatlık) bu davayı açabilir. Mirası reddeden, mirasçılıktan çıkarılan ve feragat edenler ise bu davayı açamaz.

Muvazaa nedeniyle geçersiz sözleşmeye dayanılarak bir taşınmazın tapuda temliki yapılmışsa, tescil yolsuz bir tescil hükmündedir. Tapuda yapılan temlik ve tesciller illî işlemler olduğundan, tapunun dayandığı sözleşme geçersiz ise, tapu kaydının iptali gerekir.

Muvazaalı işlem hiçbir hüküm doğurmayacağı ve böyle bir işlemin zaman geçmekle de geçerlilik kazanmayacağı açıktır.

MURİS MUVAZAASI (Mirastan Mal Kaçırma) NEDENİYLE AÇILAN TAPU İPTAL VE TESCİL DAVALARI

Muris muvazaasında, mirasbırakan ile sözleşmenin karşı tarafı malın devri için anlaşmakta, ancak görünüşteki sözleşmenin niteliği değiştirilmektedir. Mirasbırakanın gerçek amacı bağış iken, genellikle satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi yaparak gizli sözleşmeyi gizler. Gizli sözleşme bağış, görünürdeki sözleşme ise satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesidir. Muvazaalı olan görünürdeki sözleşme olan satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesidir. Hem gizli sözleşme hem de görünürdeki sözleşmelerin amacı temlik olup, taraflar bunda anlaşmışlardır. Ancak görünürdeki sözleşme yasal kurallarına uygun yapılsa dahi, gizli sözleşme eğer yasal şekil kurallarına uygun yapılmazsa, hem gizli hem de görünürdeki sözleşme geçersiz olacaktır. Bu nedenlerle mirasbırakanın bazı tasarruflarında örneğin taşınır mallar ile tapusuz taşınmazların devirlerinde muris muvazaası uygulanmaz. Çünkü bu temliklerde görünürdeki satım sözleşmesi muvazaalı olup geçersiz olsa da, bağış olan gizli sözleşme herhangi bir şekle bağlı olmadığından, gizli sözleşmenin şekil eksikliğinden dolayı iptali yoluna gidilemediğinden, mirasbırakanca muvazaalı bir devir yapılsa dahi, muris muvazaası nedeniyle iptali yoluna gidilemez. Mirasçının aldatılması yani mirasçıdan mal kaçırılması amaç edinildiğinden davacı mirasçı sözleşmenin tarafı olmadığından üçüncü kişi konumundadır. Aslında muris muvazaası ile zarara uğrayan kişidir. Çünkü miras payı azalmakta veya tamamen yok olmaktadır.

Muris Muvazaasının Unsurları

Muris muvazaası dört unsurdan oluşur:

  1. görünüşteki sözleşme,
  2. mirasçılarını aldatma kastı,
  3. muvazaa anlaşması,
  4. gizli sözleşme.

1) Görünüşteki İşlem: Tarafların aralarında düzenledikleri muvazaa anlaşması ile geçersiz olduğunu kabul ettikleri sözleşme olup, muvazaalı olan sözleşme görünüşteki bu sözleşmedir ve bu sözleşmenin muvazaalı olduğunun davayı açan mirasçı tarafından ispatı gerekir. Bu işlem ile gerçekte istedikleri sözleşmeyi gizlemeyi amaç edinirler. Örneğin, mirasbırakanın mirasçılarından mal kaçırmak için gerçekte yaptığı bağışlamayı tapuda satış olarak göstermesi hali. Muris muvazaası iddiaları ile açılan davalarda en çok görülen şekilleri, satış ve ölünceye kadar bakma sözleşmeleridir. Görünüşteki işlemler, eğer bir tapulu taşınmazın devri niteliğindeyse, tapuda devir; eğer tapusuz taşınmazlar ile taşınırların devri ise zilyetliğin devri; borç ikrarı ise, yazılı olarak yapılır. Bu şekilde düzenlendiklerinden (kanunun aradığı şekillerde) kanunen geçerlidirler. Ancak, gerçekte ise tarafların gerçek iradelerine uymadıklarından geçersizdirler. Zaten taraflar yaptıkları muvazaa sözleşmesi ile görünüşteki işlemin geçerli olmadığını, gerçek iradelerinin bu olmadığını kabul etmektedirler.

2) Muvazaa Anlaşması: Mirasbırakan ile karşı taraf arasındaki görünüşte yapılan sözleşmenin niteliğini değiştiren, hiçbir şekil şartına bağlı olmayan, tarafların beyanları ile iradeleri arasında bilerek meydana getirdikleri uyumsuzluğu açıklayan anlaşmadır. Örneğin, mirasbırakan aslında bağışlamak istediği taşınmazını tapuda satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi olarak göstermiş, ancak satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesinin gerçek iradelerini yansıtmadığı konusunda anlaşmışlardır. Bu anlaşma sözlü veya adi yazılı şekilde düzenlenebilir. Ancak, muvazaa anlaşmasının görünüşteki sözleşmeden önce veya en geç onunla aynı zamanda yapılmış olması gerekir. Muvazaa anlaşması ile görünüşteki sözleşmenin tamamı yani niteliği değişir. Muvazaa anlaşması ile görünüşteki sözleşmenin tamamı değil de, bir kısmı hükümsüz hale getirilmişse, örneğin bedelde muvazaa söz konusu ise, yani kısmi muvazaa söz konusu ise muris muvazaası olmaz. Çünkü muris muvazaasından bahsedebilmek için tam muvazaa olması gerekir. Bu durumda yani kısmi muvazaada koşulları varsa tenkis davası açılabilir.

Mutlak Muvazaa Örneği: Alacaklıların icra takibi başlatmalarından korkan borçlunun, üzerine kayıtlı taşınmazını kardeşine devretmesinde mutlak muvazaa vardır. Burada, görünürdeki işlemi teşkil eden satım sözleşmesi kesin hükümsüzdür.

Nispi Muvazaa Örneği: Bir kişi taşınır malını sevgilisine satış gibi gösterip bağışlarsa; görünürdeki işlem olan satış sözleşmesi muvazaa nedeniyle geçersizdir. Çünkü taraflar gerçekte satış sözleşmesi yapmak istememektedirler. Ancak gizli işlem olan taşınır bağışı, bu işlemin geçerliliği herhangi bir şekil şartına bağlı olmadığı için geçerlidir. Ancak aynı kişi, yazlık evini sevgilisine satış gibi gösterip bağışlarsa, satış sözleşmesi muvazaa nedeniyle, bağış sözleşmesi ise Kanunda aranan şekil şartına uygun yapılmadığın için geçersizdir/kesin hükümsüzdür.

3) Mirasçılarını Aldatma Kastı: Mirasbırakan muvazaalı sözleşmeyi mirasçılarından biri veya birkaçı ile yapmışsa diğer mirasçılarını; eğer üçüncü kişi ile yapmışsa tüm mirasçılarını aldatma kastının bulunduğu kabul edilir. Muris muvazaasından bahsedebilmek için temlik(devir) tarihinde mirasbırakanın mutlaka bir mirasçısının bulunması ve iptal davasının açıldığı tarihte de davacının mirasçı sıfatını taşıması şarttır. Mirasın açıldığı tarihte(mirasbırakanın ölüm tarihinde) mirasçı olmakla hak sahibi olunduğundan muvazaalı işlem tarihinde mirasçı olup olmamasının önemi yoktur. Mirasbırakanın işlemi düzenlerken, mirasçılarını aldatma kastı ile hareket ettiğinin, yani amacının mirasçılarından mal kaçırmak olduğunun ispatlanması gerekir. Mirasçı, iptalini istediği sözleşmenin tarafı konumunda olmadığından iddiasını tanık dahil her türlü delil ile ispat edebilir. Ancak, mirasbırakanın mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla değil de, başka amaçlarla örneğin haciz tehdidi altında malını bir üçüncü kişiye devretme gibi hallerde mirasbırakan devrettiği bu malının iadesi için dava açmadan ölmesi durumunda, davayı açacak olan mirasçı mirasbırakanın külli halefi olarak yani mirasbırakana teb’an davacı olacağından sözleşmenin tarafı gibi ispat kurallarına tabi olacaktır.

4) Gizli Sözleşme: Mirasbırakan ile karşı tarafın gerçek iradelerine uygun olan, ancak saklanan ve genellikle bağış sözleşmesi şeklinde yapılan sözleşmedir. Gizli sözleşme mirasbırakan ile bağış yaptığı kişinin gerçek iradelerine uygun olduğundan geçerli bir sözleşmedir. Bu nedenlerle tarafları ve külli haleflerini bağlar. Örneğin tapusuz taşınmazların devrine ilişkin gizli sözleşmeler geçerlidir. Bu durumda ancak tenkis veya mirasta iade davası açılabilir. Yani işlemin muris muvazaası yolu ile iptali mümkün değildir. Ancak, tapulu taşınmazlarda bağış sözleşmelerinin, TBK’nin 288., TMK’nin 706. ve Tapu Kanunu’nun 26. maddelerine göre resmi şekilde yapılmaları zorunludur. Aynı zorunluluk, taşınmazın veya taşınmazın üzerindeki ayni hakların bağışlanması halinde de geçerlidir. Bu nedenlerle, gizli sözleşme şekil noksanlığı nedeniyle geçersizdir.

Muris Muvazaasında Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süre:

Muvazaa sebebine dayanan iptal davaları bir süreye tabi değildir. Muvazaa iddiaları zamanaşımına uğramaz. Hak düşürücü süre nedeniyle reddedilemez.

Mirasçının Miras Hakkına Dayalı Davalarda İspat

Mirasbırakanın yaptığı taşınmaz devrinin mirasçılardan mal kaçırma kastıyla yani muvazaalı olarak yapılıp yapılmadığının tespiti için;

  • kazandırma yapılan tarihte mirasbırakanın yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu,
  • mirasbırakanın ailevi durumu,
  • kazandırma yaptığı kişi ve miras payına kavuşması engellenen mirasçı ile ilişkileri,
  • kazandırma tarihinde mirasbırakanın elindeki mal varlığının miktarı,
  • kazandırma tarihi itibarıyla temlik edilen malın gerçek değeri ile temlik bedeli arasında aşırı farkın olup olmadığı,
  • kazandırma tarihinde temlik edilen malın mirasbırakanın tüm malvarlığına oranı,
  • kazandırma tarihi itibarıyla mirasbırakanın tüm malvarlığı ile kazandırma karşılığı temlik edilen kısmın makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı,
  • kazandırmada mirasçılar arasında eşitliğin gözetilip gözetilmediği,
  • temlik alanın temlik tarihi itibarıyla alım gücünün olup olmadığı,
  • mirasbırakanın sağlığından mirasçılar arasında adil ve kabul edilebilir bir denkleştirme yapıp yapmadığı gibi bilgi ve olguların göz önünde tutulması gerekir.

Davacı:

Muris muvazaasına dayalı olarak tapu iptali-tescil veya tazminat davası açabilmek, yani böyle bir davada davacı olabilmek için öncelikli şart, muvazaalı işlemde bulunduğu iddia edilen kişinin ölmüş olması, yani ortada bir murisin bulunmasıdır. Çünkü mirasbırakanın ölümünden önceki dönemde mirasçıların mirasçı sıfatları bulunmayıp, mirasçı olabilme beklentisi içindeki kişi konumundadırlar. Bu nedenlerle mirasbırakanın ölümünden önce mirasçı olabilme beklentisi içinde olan kişilerin (muhtemel yasal mirasçıların) muris muvazaasına dayalı dava açma hakları bulunmadığı gibi, tespit davası açma hakları da yoktur. Dava hakkı miras hakkından kaynaklandığından, kişi sağken miras hakkından veya mirasçısından da bahsedilemeyeceğinden açılacak olan dava, davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığından usulden reddedilecektir. Dava miras hakkından kaynaklandığından davada davacı, mirasbırakanın muvazaa ile tapuda taşınmaz devri yaptığını ve bu yolla miras hakkının çiğnendiğini iddia eden saklı pay sahibi olsun veya olmasın tüm mirasçılardır. Her bir mirasçının kendi hakkı yönünden üçüncü kişi sıfatıyla miras payı oranında tapu iptali tescil isteğinde bulunabilmesine olanak tanınmıştır. Mirasçılar bağımsız veya birlikte dava açabilirler. Mirasçılar arasında bu dava açısından zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığından her bir mirasçı diğerlerinden bağımsız olarak tek başlarına miras payı oranında dava açıp, payları kadar tapu kaydının iptali ile tescilini talep edebilirler. Saklı paylı mirasçı olsun veya olmasın tüm mirasçılar muvazaalı sözleşme ile oluşan tapu kaydının iptalini ve payı oranında adına tescilini veya eski hale getirilmesini yani terekeye döndürülmesini isteyebilirler. Ancak bir mirasçının miras payı için açtığı davada davacı olarak yer almayan  diğer mirasçılar dava açıldıktan sonra mirasbırakanın muvazaa teşkil eden işlemi ile kendi miras haklarının da zedelendiği iddiası ile davaya asli müdahil olarak katılıp, kendi payları yönünden de tapu kaydının iptali ile kendi adlarına tescilini veya tazminini isteyemezler. Bu nedenle asli müdahale talebinin mahkemece ara kararı ile reddi gerekir. Asli müdahale talebi reddedilenlerin esas kararla birlikte yasa yoluna başvurma hakları bulunmaktadır. Mirasbırakanı bir muvazaa işlemi yapmış olmasına rağmen mirasçının muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescil davası açmadan ölür ve bu dava hakkından açıkça vazgeçmezse, mirasçıları da kendi mirasbırakanılarının haklarına dayanarak muvazaalı işlemin iptali için dava yoluna başvurabilir. Lehine muayyen mal vasiyetinde bulunulanın (musaleh), vasiyetnameden kaynaklanan kişisel hakkına dayanarak vasiyetçinin daha sonra yaptığı satışın muvazaa nedeniyle hüküm ve sonuç doğurmayacağını ileri sürüp iptal ve vasiyetçi adına tescili yönünde dava açmakta hukuki yararı ve hakkı vardır. Hazinenin son mirasçı olarak muris muvazaasına dayalı tapu iptali ile hazine adına tescilini isteme hakkı yoktur.

Dava Tereke Adına Açılmışsa: Davacı miras payı oranında tapu iptali ile tescilini istemek yerine, taşınmazın terekeye dönüşünü istemiş yani dava tereke adına açılmışsa, bu durumda iştirak halinde mülkiyet kuralları gereği, davada yer almayan mirasçıların olurlarının alınması veya TMK’nin 640. maddesi uyarınca atanacak tereke temsilcisi aracılığıyla yargılamanın sürdürülmesi gerekir. Bu durumda yargılama sonucu muris muvazaasının sabit olduğuna kanaat getirilmişse, muvazaalı devre konu taşınmazın tapusunun iptali ile tüm mirasçılar adına tesciline karar verilir. Davacı dava açarken terekeye iade veya tüm mirasçılar adına tescil istemli davasını yargılama devam ederken hatta bozma sonrası miras payı oranında tescil şeklinde değiştirirse talebini daraltmış sayılır ve bu durumda artık TMK’nin 640. maddesine göre bir tereke temsilcisi atanmasına veya davada yer almayan mirasçıların muvafakatlerinin alınmasına gerek kalmaz. Yargılamaya dava açan mirasçının miras payı yönünden devam edilir ve karar davacı mirasçının payına hasren verilir. Davada tereke temsilcisi atanmışsa, tereke temsilcisi atandıktan sonra tereke ortağının ya da ortaklarının davayı takip yetkisi ortadan kalkar. Bu durumda davayı açan mirasçı ya da mirasçıların davayı takip yetkisi sona erer.

Davalı:

Muris muvazaası nedenine dayalı tapu iptali ile tescil talepli davalar, sicilde hak sahibi görünen kişiye, bu kişi ölü ise külli halefleri olan mirasçılarına karşı açılır. Bu kimse, gerçek kişi veya tüzel kişi olabilir. Bu kişi mirasçı olabileceği gibi mirasbırakandan devralan mirasçı olmayan bir üçüncü kişi de olabilir. Elbirliği (iştirak) halinde mülkiyette, zorunlu dava arkadaşlığı nedeniyle dava tüm ortaklar aleyhine açılmalıdır.

Dava Devam Ederken Taşınmaz Devredilirse: Davanın açılmasından sonra, davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse davacıya HMK’nin 125. maddesi gereği bir seçim hakkı tanınır. Davacının seçimlik haklarından ilki, isterse devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder. Bu takdirde davacı davayı kazanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur. Seçimlik haklarından ikincisi ise, isterse davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür.

Muris Muvazaasına Dayalı Tapu İptali-Tescil Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme:

Görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Taraflar bu yetki kuralının aksine bir yetki sözleşmesi yapamayacakları gibi, yanında ilave yetki kuralı da koyamazlar. Ancak muris muvazaası nedeniyle tescil değil de tazminat talep edilmişse kesin yetki kuralının uygulanmayacağı, genel yetki kuralları çerçevesinde yetki hususu halledilir. Muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ile tescil davasının birden fazla taşınmaza yönelik olarak açılması halinde, HMK’nin 12/3. maddesi gereği taşınmazlardan birinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkili olduğundan seçim yetkisi davacının olup, hangi taşınmazın bulunduğu yerde dava açılmışsa yetkili mahkeme de o taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ile tescil, olmazsa tenkis şeklinde terditli açılmışsa yetkili mahkeme muris muvazaası nedeniyle tapusunun iptali ile tescili istenilen taşınmazın bulunduğu yer (birden fazla taşınmaz söz konusu ise taşınmazlardan birinin bulunduğu yer) mahkemesi yetkilidir.

Muris Muvazaası davası ne kadar sürer?

Muris Muvazaası davası genellikle ortalama 2-3 yılda neticelenmektedir. Muris Muvazaası dava süreleri bazı durumlarda uzayabilmektedir.

Muris Muvazaası davasında gerekli olabilecek belgeler

Nüfus kaydı, veraset ilamı, mirasçılık belgesi, ölünceye kadar bakma sözleşmesi, SGK kaydı, mevduat hesap araştırması, banka hesap dökümü, tapu kaydı, tanık, bilirkişi incelemesi, sosyal ve ekonomik durum araştırması vb. gibi deliller Muris Muvazaası davaları için önemlidir.

Muris Muvazaası davası hangi mahkemede açılır?

Muris Muvazaası davaları Görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi; yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi, dava birden fazla taşınmaza karşı açılmışsa taşınmazlardan birinin bulunduğu yer mahkemesine açılmaktadır.

Av. Bahar ÇEBİ

Av. Bahar ÇEBİ

Samsun ve ilçelerinde etkili avukatlık hizmeti sunulmaktadır. 1995 Samsun doğumlu avukatımız, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup 2018 yılından bu yana İstanbul ve Samsun’da edindiği tecrübeyle Samsun’da ve ilçelerinde avukatlık ve arabuluculuk faaliyetlerini sürdürmektedir. Başta Aile, Gayrimenkul ve Miras Hukuku olmak üzere tüm alanlarda müvekkillerine çözüm odaklı hizmet vermekte; İngilizce bilgisiyle uluslararası süreçlerde de destek sağlamaktadır.

Hukukta Netlik, Süreçte Güven

Her Davada Strateji, Her Adımda Şeffaflık

Haklarınız İçin Kararlı ve Etkin Savunma

Telefon Numarası
0 538 515 71 65
WhatsApp
0 538 515 71 65
İletişim
Hemen Ara
Yaz

Copyright Her Hakkı Saklıdır